• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli 3 °C

Can gibi insanlar siyasette olmalı

İsmet ÇİĞİT
Rahmetli Erbakan’ın kurucusu olduğu Milli Görüş partilerinin Türkiye’deki en önemli kalelerinden biri  bizim ilimiz olmuştur. Ancak, AK Parti’nin 2001’de kurulduktan sonra hızla büyümesi ile,  Milli Görüş partileri Kocaeli’de gerilemeye başladı. Bir ara, bu partinin içinden bir de HAS Parti çıktı. Sonra Numan Kurtulmuş, saf değiştirdi.
Milli Görüş’ün bugün de var olan son partisi Saadet Partisi de sürekli küçüldü. Saadet Partisi içinde kırgınlıklar yaşandı. Partiye yıllarca hizmet edenler dışlandı. AK Parti, adeta Saadet’i yok etti, bitirdi.
Saadet’te şimdi kongreler başlıyor.  2006-2011 yılları arasında partinin Merkez İlçe Başkanlığını yapan Mustafa Can,  muhtemelen mart sonu veya nisan başında yapılacak İzmit İlçe Kongresinde göreve talip olabileceğini açıkladı. Can, önce parti teşkilatları ile görüşecek, partililerin kendisine bakışını görecek. Sonra “Ben adayım” diye çıkacak.
Mustafa Can, İzmit çarşısının önemli, çalışkan, dürüst esnaflarından biridir. Eline çok büyük imkanlar geçebileceğini bilse de, hiç siyasi saffını değiştirmedi. Kent siyaseti içinde benim tanıdığım en düzgün, insan ilişkileri en iyi kişilerden biridir. Saadet’te eski önemli isimlerin, özellikle Mustafa Can’ın yeniden aktif siyaset içini germe kararı alması Saadet için de, kent siyaseti için de önemlidir.

*Ahh güzel Tavşancıl
Dünkü gazetede haberi vardı.  Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Dilovası’nın beldesi haline gelen Tavşancıl’daki bir tarihi ahşap binayı restore ettirmiş. Yıkılıp yok olmak üzere olan bina, pırıl pırıl hale getirilmiş. Çok sevindim. Ama Tavşancıl, bir tek binanın restore edilmesi ile kurtarılabilecek gibi değil.
Hani hep bu kentte turizmden söz ediyoruz ya.. Sadece Tavşancıl eski özellikleri ile korunsa, Tavşancıl’daki değerlere, yaşam kültürüne sahip çıkılsa, tek başına bu belde büyük bir turizm merkezi olabilirdi. Yıllardır görüşmediğim sevgili dost, eski milletvekili Salih Gün acaba nerelerde. Salih Gün aktif siyasete Tavşancıl Belediye Başkanı olarak başlamıştı. Sahildeki yazlık evler; minik balıkçı lokantaları Tavşancıl’ın rengiydi. Salih Gün döneminde, Tavşancıl Belediyesi sahilde mükemmel bir balık lokantası yaptırmıştı. Sahilin öbür ucunda değerli dost Rahmi’nin salaş balık lokantası vardı. İnsanlar İstanbul’dan trene atlayıp,  iş çıkışı Tavşancıl’a gelip,  Balıkçı Rahmi’de bohem sofralarını kurar, sonra tekrar trenle İstanbul’a dönerdi.
Yıllar var Tavşancıl’a gitmedim.. Sahilde vahşi dolgu yapıldı. Bütün balık lokantaları yıkıldı, talan edildi. Tavşancıl’a yazlık evi olan insanlar bile gelmez oldu. Büyükşehir bir evi restore etmiş, iyi etmiş.. Ama  yetmez. Tavşancıl’ın eski halini özlüyorum. Yok edilen Tavşancıl için içim yanıyor.
*Köfteci Abdullah’da Tandır Çorbası 
İlkokula Seka İlkokulunda başlayıp, Ulugazi’den mezun oldum. Çocukluğum, gençliğim Karabaş Mahallesi’nde geçti. Özellikle üniversitede okurken,  öğlen yemeği için iki tercihimiz vardı; ya Hüsnü Baba’nın  yeraltındaki lokantası, ya da Yenicuma Camii’nin alt duvarı dibinde tezgahını kuran Seyyar Köfteci Abdullah Usta.. 
İzmit’te pekçok kişinin anılarının bulunduğu meşhur köfteci Abdullah Usta’nın oğlu Yaşar Sürek, baba mesleğini şimdilerde  Turan Güneş Caddesi’nin hemen Santral mevkii arkasındaki şık dükkanında sürdürüyor. Abdullah Usta’nın oğlu Yaşar Sürek ile birlikte torunu Emir Sürek işin başındalar. 
Köfteci Abdullah lokantası küçük ama çok şık. Biz gazetenin yeni binasından öğlen yemekleri için pek çıkmıyoruz.  Geçenlerde Yaşar Sürek;  İlker Akşit’i aramış, “Bir öğlen bana misafir olun” diye rica etmiş. Geçenlerde gittik. İlker Akşit, Metin Karan, Ben.. Yaşar Usta, babası Abdullah’ın adını koyduğu şık dükkanda bizi ağırladı. Köftenin tadı aynı, çok uzun yıllar önce Yenicuma Camii altındaki seyyar tezgahta Abdullah Usta’dan yediğim köfte. Piyaz, salata nefis. Yaşar Sürek, etin en iyisini, zeytinyağının en iyisini kullanıyor. Bize köftelerden önce “Bu benim spesiyalim” diyerek çorba ikram etti. Düğün çorbası benzeri. İçinde yağsız et parçaları var. Terbiyeli, tereyağlı, et ve kemik suyu ile yapılmış. Yaşar Usta, “Tandır çorbası” bunun adı dedi. Mükemmeldi.. Benim damak zevkime güvenenlere, Köfteci Abdullah’ta köfteyi ve tandır çorbasını tavsiye ederim.

*Hiçbir şey insanın içine sinmiyor
Bugün günlerden pazar ya; aslında bu köşede sizi kentimizin farklı yerlerine, farklı güzelliklere götürmek, hoş sohbet yazılar yazmak isterdim. 
Aha bu ülkede yaşayan herkes gibi, benim de hiç keyfim yok. Mecbur, televizyon açıyor, haber izliyor, gazete okuyoruz. Koskoca ülkede bir tane iyi haber olmaz mı?.. Bombalar patlıyor, savaşa girdik, giriyoruz. Siyasetçilerimiz herkese gider yapıyor,. Meclis’te kavga-gürültü. Şehit haberleri 3’er 5’er geliyor. Televizyonlarda önce şehit haberleri, sonra şehit cenazelerindeki o acı görüntüler. 
İçim daraldı. İçim karardı.  Canım hiçbir şey istemiyor. Saplanıyorum televizyon önünde filmlere, maç yayınlarına, haberleri açtığım zaman tutamıyor kendimi ağlıyorum. 
KALKAN TEKLİFİNİ GERİ ÇEVİİRDİM
Sık sık söz ederim. Çarşamba günleri fırsat bulduğumda Kerpe’de Rahmi Karagöz’ün balık lokantasına kendimi attığımdan. Haftalar önce son gidişimizde sevgili dost Rahmi Karagöz’e, “Bu sezon ağız tadıyla Kalkan yiyemedik. Şöyle iri, erkek kalkan eline geçerse bana haber ver” demiştim. Geçen hafta aradı Rahmi Usta, “Kefken’de bir tekneden bu sezonun en güzel Kalkan’ı çıktı. Sizin için aldım, beklerim..”
Bugün size, Kerpe Koyu manzaralı, fındık kabuğu yanan soba ve odunların kor olduğu şömine  yanında,  Karadeniz’den birkaç saat önce çıkmış Erkek Kalkan’ı nasıl götürdüğümü anlatmak isterdim. İçimden gelmedi,  gözümde büyüdü. Yüreğimde şehit acıları, beynimde  ülkemin giderek karanlığa  gömülen hali..O Kalkan’ın tadı mı çıkar.. Eve yarım kilo hamsi, yarım kilo tekir aldım, efkarımı evde dağıttım. Bu nedenle, pazar günü benden  keyifli yazılar bekleyen okurlarımdan özür dilerim. Bu hafta yok.
Ama tavsiyemdir.. Balık sezonunun sonları geliyor. Tekir, hamsi çıtır çıtır. Evde de gayet iyi gidiyor.

*KEV’de sıkıntı var 
1991’de vefat eden rahmetli babamdan bana iki miras kalmıştı. Biri, babama ait ruhsatlı Kırıkkale marka 7.65’lik tabanca. Ülkemizdeki yasalara göre, ölen kişinin ruhsatlı tabancası varsa,  doğrudan en büyük oğluna intikal edermiş. O zamanlar Emniyet öyle demişti. Tabancayı hiç elime bile almadım. Belli bir süre geçti,  “Tabancayı iade edeceksin” dediler. Aslında kendi adıma ruhsat alma hakkım vardı, kullanmadım. Kırıkkale’ye geri verdim.
İkinci miras ise, Kocaeli Eğitim Vakfı (KEV) kurucu üyeliği. Yine yasalara göre bir vakfın kurucu üyesiyseniz, yani mütevelli heyetindeyseniz, o da ölünce oğlunuza miras olarak geçiyor. KEV bu kentte dönemin önde gelen isimlerinin katılımıyla kurulmuştu. Babamı da mütevelli heyete yazmışlar. 1991’den buyana O’nun yerine ben KEV mütevelli heyet üyesiyim. KEV tesislerinin Kocaelispor’a devri ile ilgili yaşanan büyük kavgalar sırasında 1-2 kez toplantıya katıldım. Bunun dışında KEV’le hiç ilgilenmedim. Kongre dönemlerinde Sefa Sirmen için vekalet verdim, toplantılara bile gitmedim.
Geçen gün-şimdilik adını veremem- çok saygı duyduğum bir büyüğüm aradı. Bir gazeteci olduğum için değil, KEV üyesi olduğum için aradığını söyledi, “Olup bitenleri biliyor musun?” dedi. KEV’de olup bitenlerden hiç haberim yok. Ama anlatıldığına göre, içerisi bir hayli karışmış. KEV bütçesinden ödenen avukatlık paraları, son olarak binanın satışı bazı üyelerin tepkisini çekmiş. KEV’in hesaplarında incelemeler yapılmış. Rasim Su ile ilgili bazı iddialar var. Elbette KEV başkanı olarak Sefa Sirmen de suçlanıyor. Görülen o ki, önümüzdeki KEV kongresi bir hayli hareketli geçecek. Belki, vakıf yönetimi de komple değişecek.

*Bu programı bütün kent izlemeli
Cuma akşamı, gazetedeki işimi bitirdim, eve erken gittim. Aslında siyaseten çok yanlı bulduğum için TRT kanallarını spor programları dışında açmıyorum. Cuma akşamı, saat 17.00’de F.Bahçe-Karşıyaka basketbol Türkiye Kupası yarı final maçı vardı. Bu nedenle TRT SPOR kanalını açtım.
O da ne; ekranda Tavukçu Necdet var. Üstünde Kocaelispor forması, Kocaelispor’u anlatıyor. Kumandanın tuşuna bastım, programın içeriğine baktım: ”Bir efsane Bin Hikaye” isimli program yayınlanıyor. 
Geçtiğimiz aylarda gazetede haberini yapmıştık. Program yapımcısı Sabri Ugan yönetiminde bir ekip İzmit’e gelmişti. Bir dönem Türk futbolunun en önemli markalarından biri olan, şimdilerde Amatör kümelere düşen Kocaelispor ile ilgili bir belgesel hazırladıklarını duyurmuştuk. Ekipten, “Bu program yayınlanacağı zaman haber verin de halka duyuralım” diye ricada da bulunmuştuk. Ama TRT devlet kurumu. Hiç böyle halkla ilişkiler derdi yok. Haber vermediler.  “Bir efsane, bin hikaye” adıyla hazırlanan Kocaelispor belgeseli cuma günü akşam saatlerinde TRT SPOR kanalında yayınlanıyor. Ben de tesadüfen son 15 dakikalık bölümüne yetiştim.
Sabri Ugan ve ekibi, gerçekten mükemmel bir belgesel yapmışlar. Kocaelispor’un geçmişi, Kocaelispor efsanesi öyle güzel anlatılıyor ki..Program ekibi, İzmit’ten de  manzaralar almışlar. Sahil, Seka Park, D-100 üzerindeki köprüler falan gösteriliyor. Programın çekimleri farklı yerlerde yapılmış. Benim izlediğim bölümde Tavukçu Necdet dışında Kocaelispor’un eski futbolcuları Serdar Topraktepe, Bülent Baturman, Taner Gülleri, Saffet Sancaklı, Metin Tekin, Dobrovski  de konuşturuldu.
Serdar 1999’u, deprem dönemini çok güzel anlattı. O dönemi çok iyi hatırlıyorum. Futbol Federasyonu, Kocaelispor Kulübüne, “İsterseniz size bir sezon izin verelim. Ligdeki haklarınızı koruyalım. Siz bu halinizle ligte mücadele edemezsiniz” demişti. 
Deprem sonrası Kocaelispor’un özellikle yabancı futbolcuları kenti terk etmişti. İsmetpaşa Stadı riskliydi. İnsanlar çadırlarda, konteynerlerde yaşam mücadelesi veriyordu. Serdar ile Baturman o dönemli anlattılar. O günlerde, dönemin Belediye ve Kulüp Başkanı Sefa Sirmen ile, hemen her konuyu istişare ederdik. Çok net hatırladım. Gazetenin eski binası önündeki küçük süs havuzunun kenarında bankta Başkan’la oturuyorduk. Sirmen, “Federasyon bize bir yıl izin veriyor. Kocaelispor’u bu sezon lige sokmayacağım” dedi. Zaten Bolu, Düzce, Sakarya, Yalova gibi deprem bölgesinin takımları, bu hakkı kullanacaklarını açıklamışlardı. Ben Sirmen’e itiraz ettim. Otomatik bir refleksle; “Yapma Başkan dedim. Bu şehrin insanının dayanağı yok. Sevinci yok. Futboldan mahrum etmeyelim. Kocaelispor için düz siyah matem formaları yapalım. Çıkalım, aslanlar gibi mücadele edelim. Göreceksin, takım gittiği her şehirde alkışlanacak, desteklenecek. Biz bu lige girelim, mücadele edelim.” dedim. Sirmen’in bir tavrı vardır. Derin konuları düşünürken, bir gözünü kısar, ötekini biraz daha fazla açar, kafasındaki tilkileri dolaştırır. Öyle yaptı, 1-2 dakika sonra, “Haklısın” dedi. 
Kocaelispor 1999-2000 sezonunda lige katıldı. Deprem bölgesinden lige giren tek takım oldu. Ligin ilk yarısındaki bütün maçlarımızı deplasmanda oynadık. Ligin ikinci yarısında İzmit’te her maçta stat tıklım tıklım doldu. Muhteşem günlerdi. Bu sezondan 2 yıl sonra 2002 yılında da Türkiye Kupası’nı kazandık. Final Bursa’da oynanmış, Kocaelispor Beşiktaş’ı ezip geçerek Kupa’yı ikinci kez kazanmıştı. Serdar Topraktepe o günü belgeselde şöyle anlattı:
“-Hocamız bize, bu kupayı depremzedeler için almamız gerektiğini anlattı. Maça farklı bir ruh haliyle çok iyi hazırlandık. Beşiktaş’ı ezerek Kupa’yı kazandık. Programa göre o gece Bursa’da kalacaktık. Otel’e döndük. Ama Başkan Sefa Sirmen aradı. İzmit sokaklara döküldü, kupa ile takımı bekliyor. Toparlanın, gelin. Bu insanları bu zevkten mahrum edemeyiz dedi. Otelden toparlanıp, İzmit’e geldik. Kupa ile şehre girerken kent halkının gösterdiği ilgiyi, coşkuyu unutamam.” 
Programda Sabri Ugan, Kocaelispor’un BAL liginde seyirci rekorları kırdığını anlatıyor. Hodri Meydan’ı şarkılarını, takıma bağlılığını anlatıyor. Mükemmel bir belgesel olmuş. Sabri Ugan ve ekibine bir Kocaelispor sevdalısı olarak teşekkür ediyorum.
TRT bu programı mutlaka tekrar yayınlamalı. Üstelik yayın günü ve saatini duyurmalı. Ya da bu belgeseli alıp, İzmit’teki meydanlarda dev ekranlarda birlikte seyredelim. Bu kentteki gençlik Kocaelispor neymiş görsün. Bu kenttin Başkanları, Bakanları, Milletvekilleri  izlesin, Kocaelispor bu şehir için ne ifade ediyormuş görsünler..Eminim, bu belgeseli birlikte izlesek, bütün Kocaelispor taraftarları olarak hüngür hüngür ağlarız.  “Bir efsane Bin Hikaye” Kocaelispor’un ne olduğunu herkese çok iyi anlatan bir program olmuş. Ben son 15 dakikasına yetişebildim.  Umarım, bir gün tamamını da izleyebilirim. 
Bu yazı toplam 624 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37