1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Çanakkale Zaferi'ni gazilerden dinledikleriyle anlattılar
Çanakkale Zaferi'ni gazilerden dinledikleriyle anlattılar

Çanakkale Zaferi'ni gazilerden dinledikleriyle anlattılar

- Gelibolu Yarımadası'nda 100 yıl önceki Çanakkale Kara Savaşları'nı gazilerden dinleyen ve sonrasındaki gelişmelere şahitlik eden Büyükanafarta ile Küçükanafarta köylerinin yaşlıları, gazilerden öğrendiklerini anlattı - Köylülerden 90 yaşındaki Hasan Azg

A+A-

ÇANAKKALE (AA) - ZAFER AKPINAR - Çanakkale Kara Savaşları'nı gazilerden dinleyen ve sonrasında yaşananlara tanıklık eden Eceabat ilçesi Büyükanafarta ile Küçükanafarta köylerinin 90 ve 91 yaşlarındaki sakinleri, yıllar önceki zorlukları, imkansızlıkları anlatırken duygulandı.

Çanakkale Boğazı'nın kontrolünü ele geçirmek için 100 yıl önce saldıran İtilaf devletlerine karşı imkansızlık, yokluk ve zorluklar içinde savaşan ve "Çanakkale destanı"nı yazanların hikayelerini dinleyen köylüler, gazilerden duyduklarını ve sonraki süreçte yaşadıklarını gençlere ve çocuklara aktarıyor.

Büyükanafarta köyünün en yaşlısı Süleyman Gelmez (91), AA muhabirine yaptığı açıklamada, Anzak kuvvetlerine karşı bölgeyi kahramanca savunan Mehmet Çavuş ve 25 askerinin anısına inşa edilen Mehmet Çavuş Anıtı ve civarında 30 yıl çalıştığını, 35 sene önce de emekliye ayrıldığını söyledi.

Çalıştığı dönemde, Çanakkale Kara Savaşları'na katılan 27'nci Alay'ın komutanı Mehmet Şefik Bey'in 3-4 kez anıtı ziyaret ettiğini, savaş yıllarını anlattığını belirten Gelmez, şunları kaydetti:

"Bize, 'bu alanda binlerce askerimi kaybettim' derken duygulanıyor, gözyaşlarını tutamıyordu. Onun yanında gelen gaziler de çok anlattı. Bir gün Türk askeri taarruza kalkıyor, Mehmet Şefik'in iki askeri varmış, göğüs göğüse çarpışma sırasında düşman kuvvetlerinin arasında kaybolmuş. Aradan bir hafta geçiyor, iki asker geri dönüyor. Çarpışmada kurtulmuşlar ve düşman askerinden saklanırken bazı ağaçların kabuklarını yiyerek hayatta kalmışlar."

- Topraktaki mermi ve kovanlar yüzünden çukur kazamadı

Gelmez, o dönem atılan top ve silah mermilerinin tonlarca ağırlıkta ve sayısız olduğunu dile getirdi.

Çalıştığı alanda bir fidan dikmek istediğini aktaran Gelmez, "Toprağın altındaki boş top mermileri ile bunların ve silahtan atılanların kovanları yüzünden çukur kazamadım. Fidanı kazdığım kadarıyla diktim oraya, üzerine toprak attım" dedi.

Düşman askerlerinin bölgeyi terk edeceği gün çok sis olduğunun anlatıldığını söyleyen Gelmez, onların kaçarken kazanları altında odun yanarken bırakıp gittiklerini duyduğunu aktardı.

Onların, her şeylerini bırakıp ülkelerine gittiğini ifade eden Gelmez, "Türk askeri, düşman askerlerin kaçtığı yere giderken tüfek sesleri geliyor. Tuzak kurmuşlar. Sanki gitmemişler gibi kaçmaları için kendilerine zaman kazanmak için tüfekler belirli aralıklarla patlamış" diye konuştu.

- "Bu savaş iman gücüyle kazanıldı, topla mermiyle değil" 

Hasan Azgın (90) ise 10 yaşında köye geldiğini, savaşı, cepheden gazi olarak dönen Hüseyin adında birisinden dinlediğini söyledi.

Köylerinde o zamanlar en çok "Avcı Hüseyin"den bahsedildiğini anlatan Azgın, "Ben de tanıdım kendisini. Bölgeyi çok iyi bilirdi. 27'nci Alay'ın askerleri bizim köyden geçerken onlara kılavuzluk yapıyor, burnu kanamadan hepsini cepheye ulaştırıyormuş. Atatürk'e de izcilik yaptığı da biliniyor" ifadesini kullandı.

Savaşta, siperlerin birbirine çok yakın olduğunu duyduğuna değinen Azgın, şunları kaydetti:

"El bombaları karşılıklı atılıyormuş. Bazen patlamayanı alıp geri fırlatıyorlarmış. Çolak Mehmet adında bir gazimiz vardı. Cephede elinde bomba patladığı için kolunu kaybettiği söylenirdi. Harpte askerlere sayıyla mermi vermişler, dikkatli kullanmaları söylenmiş. Bu şekilde vatanı kurtarmaları istenmiş. Sayıyla mermiyle cephede savaş veriliyor, Seyit Onbaşı 276 kilogramlık top mermisini topun ağzına verip koca gemiyi batırıyor. Bu savaş iman gücüyle kazanıldı, topla mermiyle değil. Bizimkilerin 5 mermisine karşılık onların tonlarca mermisi varmış. Savaştan sonra yıllarca boş ve dolu mermi ile kovanlarını, şarapnel parçalarını topladık ve hurda olarak sattık. Geçimimizi bunlarla sağladık. Sadece ben değil, birçok ailenin savaştan sonraki tek geçim kaynağı bu oldu. Denizden bile mermi ve kovan çıkardık. 3 ton hurda topladım. Bu mermi ve kovanlardan sağladığım gelirle evimi yaptım, eşyalarımı aldım. Halen o evde yaşıyorum. O dönemde atılan top mermileriyle dağlar delik deşik edilmiş."

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.