1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Çarşıya çıkmaya korkar olduk
Çarşıya çıkmaya korkar olduk

Çarşıya çıkmaya korkar olduk

Yanlış anlaşılmasın sakın. Öyle düşmandan falan korktuğumuzdan değil. Yaşımız bir yerlere gelse bile, kolay kolay kuru gürültüye pabuç bırakacaklardan değiliz. Kaldı ki, düşmanımız da yok

A+A-

Yanlış anlaşılmasın sakın. Öyle düşmandan falan korktuğumuzdan değil. Yaşımız bir yerlere gelse bile, kolay kolay kuru gürültüye pabuç bırakacaklardan değiliz. Kaldı ki, düşmanımız da yok zaten ve yıllardır bu kentte yaşayıp kazandığımız en güzel şey, yürüyüş yolunda ensemize bakmadan yürümek…

Nedir korkumuz öyleyse!

Yıllardır Özgür Kocaeli’de çalışır, yazı yazarım. Burası evim gibi artık. Gerilimli günler de yaşadım, keyifli günlerim de oldu. Ruşen Hakkı’yla, gazetedeki kendi yaşıtlarımla ne kadar iyi ilişkiler içindeysem, genç arkadaşlarla da aynı ilişkileri sürdürmüşümdür. Aynı katta, aynı küçücük odanın içinde birlikte çalıştığım, Özgür Kocaeli’nin ortaklarından olan Hazım Özbay da elbette ki bu tanımlamanın içindedir.

An gelir spor konuşuruz, an gelir sanat. Politika yaparız, makara yaparız derken, aslında hiç de iyi olmayan günleri güzellemeye çalışırız. Takılırız da birbirimize;

“Çarşıya çıkıyorsun, kafanı kaldırma!”

Kaldırmamış da olmaz ki! Eş var, dost var, selam veren var, hatır soran var. Burnumuz yerde gezemeyiz. Öyle olunca da, özellikle Hazım Özbay, ne zaman çarşıya gidip gelse burnundan solur ve söylenir;

“Kimseye sataşmayacağım!”

Sanki birilerine sataştığı varmış gibi. Ne ki, duyarsız değil, “bana ne” diyecek bir yapıya sahip değil ya, her gördüğü olumsuzluk etkiliyor kendisini.

Geçtiğimiz günlerde, bu kez biraz da ezik bir konumda geldi gazeteye. Üzülmüş gibiydi. Ne olduğunu sordum;

“Fethiye Caddesi’ndeki kimi dükkânların cephelerini ikiye bölüyorlar, küçültüyorlar” yanıtını verdi.

İzmitliydi. Bu kentin her şeyi gibi, esnafı da ilgilendiriyordu kendisini. Esnafın sıkıntısı üzüyordu Özbay’ı. Derken, ertesi gün daha da ezik geldi. Haber servisini, daha doğrusu İsmet Çiğit’i aradı ve;

“Yalım Kırtasiye kapanıyor, haberin var mı” diye sordu…

Rahmetli Sadettin yalım kurmuştu o yapıyı. Depremde yaşamını yitiren ve İzmit’teki hemen herkesin yakından tanıdığı Sabri Yalım sürdürmüştü varlığını. Demek ki günümüze kadar zor dayanmış ve artık kapatmak zorunda kalmışlar. Ne kadar kötü değil mi?..

Neden dersiniz? Kitap satan, okul malzemesi satan bir dükkan, hem de yılların köklü bir yapısı neden kapanır?

Hiç kimse bana maval okumasın! Hiç kimse bana işlerin iyi gittiğini falan söylemesin! Türkiye’de hiçbir şey iyi gitmiyor! Her gün biraz daha kötülemede ortalık!

“Bugün acaba hangi esnafın kepenk indirdiğini göreceğiz” korkusuyla çarşıya çıkamıyorsak, bunun sorumlusunun var olan hükümet, AKP olduğunu söylemekten de çekinmemeliyiz.

Ben böyle derim!..

İsterseniz siz de çıkın ve Hazım Özbay’ın gözüyle bakın şöyle bir piyasaya! Bakalım ne göreceksiniz!..

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.