• BIST 108.392
  • Altın 143,552
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Kocaeli 24 °C

ÇED bize zaten lükstü

İsmet ÇİĞİT
Şu sıralar, iktidarın Meclis’e getirdiği,  herkesin geleceğini etkileyecek, muhalefetin de çok sert biçimde karşı çıktığı bazı yasa teklifleri var. 
Örneğin, polisin yetkilerini arttıran, polise yargı kararı olmaksızın “Muhtemel şüpheli” gördüğü vatandaşları donundan evine kadar arama yetkisi veren bir iç güvenlik yasası var.  Yargı ile ilgili, özellikle Yargıtay’ın yapısını değiştirecek yeni adalet reformu tasarısı var. 
İç güvenlik ile ilgili yasa teklifine muhalefet “Polis devleti oluyoruz” diye karşı çıkıyor. Yeni adalet reformuna, Yargıtay Başkanı sert eleştiriler getiriyor. Başbakan, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı, eleştirilere tepkili. İç güvenlik yasası için, “Halkın huzurunu korumak, toplumun gösteri hakkını kargaşa çıkartarak engelleyen Vandalların yakasına yapışmak için”, Adalet reformunu “Yargıtay’ın ağır yükünü hafifletmek için” çıkartıyoruz” diyorlar. Bir de eski 4 Bakan’la ilgili yolsuzluk iddialarını soruşturan Meclis Komisyonu’ndaki gelişmelerle ilgili yayın yasağı getirildi. İktidar, “Bu yasak, insanların onurunu korumak içindir” diye savunuyor. Muhalefet, “Rüşvetle suçlananın onuru korunur mu?. Bu açıkça sansürdür” diye bağırıyor.
Bizler, sıradan vatandaşlar olarak gelişmeleri izliyoruz. Kim haklı, kim haksız yasalar çıkarsa, uygulamalar başlayınca göreceğiz. Halkın ne düşündüğünü de yaklaşan seçimde sandıkta göreceğiz.
…….
Bu karambol içinde geçen gün Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren yeni bir Çevre Yönetmeliği var. Yeni yönetmelikle, bazı büyük yatırımlar için “Çevresel Etki Değerlendirme” raporu hazırlama zorunluluğu kaldırılıyor. 
Golf sahası, büyük bir AVM, büyük bir toplu konut sitesi yaptıracaksanız; demiryolu veya karayolu ile ilgili büyük bir proje gerçekleşecekse, artık bunlar için ÇED raporu almaya gerek yok. 
Aslında bu ÇED işi, bize Avrupa Birliği’nin dayatmasıydı. Hiçbir zaman eski yönetmelik de tam olarak uygulanmamıştı. ÇED sürecinde, yapılması planlanan proje ile ilgili halkı bilgilendirme bölümü zaten bir ayrıntı olarak uygulanıyordu. İnsanlar yaşadıkları çevreye risk ve kirlilik getireceğini düşündükleri proje için düzenlenen ÇED toplantısında karşı çıkıyor, tepki gösteriyor, ama işini yukarıdan bitirenler, projelerini uyguluyorlardı. 
Artık, bu çileleri de çekmeyecekler. Örneğin, şu Hızlı Tren Yolu inşaatı için, az kalsın Maşukiye bölgesindeki Yanık Deresi yatağını taş ocağına çevirip, yok edeceklerdi. ÇED süresinde çeşitli devlet kurumlarından onay almak gerekiyor. Bu kurumlardan birinde bir delikanlı yönetici çıkıp, direnebiliyor. Yanık Deresi yatağının demiryoluna taş çıkartmak için yok edilmesi aşamasında, dönemin Tarım İl Müdürü imza vermemişti. Dönemin valisi, “Bu devlet işidir” demiş, imza atmayan Tarım Müdürü’nün istifasını istemişti. Ama Yanık Deresi olayı, bu ÇED süreci sayesinde kamuoyuna mal olmuştu ve engellenmişti. 
Artık bu dönem bitiyor. Golf sahası mı yapacaksınız, AVM ya da toplu konut sitesi mi inşa edeceksiniz.. ÇED MED yok. İstediğiniz kadar ağaç kesebilir, istediğiniz dere yatağını taş ocağına çevirebilir, tarım alanlarını dilediğiniz gibi yok edebilirsiniz.. 
……..
Ülkemin geleceği adına bazı konularda gerçekten çok kaygılıyım. Cumhuriyet döneminde bu fakir ulusun devlet eliyle kazandığı her şey özelleştirildi, satıldı. Elbette önemli işler de yapılıyor.  Ama Türkiye, vahşi kapitalizmin emrine altın tepsi içinde sunuluyor diye de düşünüyorum. Soma’da 6 bin zeytin ağacının kesilip atılması, Ankara’daki Atatürk Orman Çiftliği alanına dev saray yapılması normal işler olarak görülebilir mi?.. 
Tarım arazilerini, ormanları,  doğayı  büyük yatırımların emrine koşulsuz sunmak, ÇED sürecini de ortadan kaldırmak  normal karşılanabilir mi?.. 
Elbette yatırım yapılsın, Türkiye büyüsün. Gelsinler golf sahaları yapıp, dünyanın en ünlü zenginlerini ülkemizi çeksinler. Gelsinler, dev AVM’ler inşa edip, dünyanın en büyük markalarını ülkemize getirsinler. 
Ama tartışılsa fena mı olur?.. Bu büyük projeler çevreye nasıl bir etki yapacak?. Kaç ağaç kesilecek, kaç dere kirlenecek, ne kadar tarım arazisi işe yaramaz hale gelecek. Bunlar devletin ilgili kurumlarına sorulsa, sonra yatırımın yapılacağı bölgede  yaşayan insanlara ayrıntıları ile anlatılsa fena mı olur?.. 
Hepsi bitiyor. ÇED süreci ortadan kalkıyor. Herhangi bir yatırımın çevreye zarar vereceğini düşünerek eylem yapmaya kalkacak insanları, “Olağan şüpheli”, “Vandal” ilan ederek, kolundan tuttuğu gibi içeriye tıktıracak yasal düzenlemeler yapılıyor.. 
Aslında zaten bu ÇED süreci çok fazla işe de yaramıyordu. Sakıncalı büyük yatırım yapacak kişi veya kuruluşlar, biraz fazlaca para harcayıp, ÇED sürecinin de içinden tereyağından kıl çeker gibi çıkabiliyorlardı. Ya da devlet kurumları, ÇED raporlarında ne çıkarsa çıksın, hatta yargı ne karar verirse versin bildiklerini okuyabiliyorlardı. 
Ama bu işin, bu kadar açık hale getirilmesi,  bazı alanlardaki yatırımlar için ÇED sürecinin tamamen ortadan kaldırılması, düşündürücü ve kaygı vericidir. 
Mutlaka sıkı bir çevreci olmaya, bu ülkenin, bu dünyanın geleceği için duyarlı olmaya da gerek yok. Herkesin, sıradan insanların, bu ülkeyi seven ve torunlarının   güzel bir ülkede yaşamasını isteyen herkesin son dönemlerdeki bu “Ben yaptım oldu” tavrı karşısında hiç değilse biraz kaygı duyması gerekiyor..

Bu yazı toplam 1122 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37