1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. CEMAATİN TİYNETİ VE ADALETSİZLİK!
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

CEMAATİN TİYNETİ VE ADALETSİZLİK!

A+A-
Ülkemiz son zamanlarda olağanüstü günler yaşıyor. Bir taraftan uluslar arsı bir takım güçlerin Türkiye’yi de içine alan bölgemiz üzerindeki hesapları, bir taraftan ülkemizin güneydoğusunda meydana gelen şiddet eylemleri ile bölge halkının içine düştüğü açmaz; diğer taraftan da “Fethullahçı yapılanmanın” İslami cemaat kisvesi altında devletin bir takım stratejik kurumlarına sızarak devleti ele geçirmeye çalışması ve toplum tarafından kendilerine biçilen maneviyat yüklü rolün hilafına hareket ederek meşru hükumetleri devre dışı bırakma/devirme eylemleri ve bu eylemlerden kurtulmak için devletin başvurduğu bir takım yöntemler ve bu yöntemler neticesinde hoş görülmeyen görüntüler, böylelikle ülkemizi her geçen gün sorunlar yumağına gark ediyor. Bu manzara da gerçekten rahatsız edici boyutlara ulaşmıştır. 
Özellikle küresel güçlerin bölge üzerindeki hesapları alabildiğince girift ve çok yönlü… Şimdi ona girmeyeceğim. Üç aşağı- beş yukarı artık toplumumuz da bu kirli oyunun ne olduğunu kavramış durumda. Basiretli yöneticilerin, özellikle de Türkiye ayağına ilişkin çok yönlü taarruzlarını hissetmiş ve bunu boşa çıkaracak argümanları geliştirme noktasında gerekli girişimleri yaptıklarını tahmin ediyorum. 
Suriye konusunda Sayın başbakanın İran’a ziyareti oldukça önemli ve anlamlı. Dertleri eğer güneyde bir Kürt yapılanmasını derdest etmekse ki, öyle görünüyor. Böylesi bir politika, her iki ülkenin ortak arzu ve istekleri...  Yani, bu konuda bir anlaşmazlıkları söz konusu değil. Ama İran’ın Esad konusundaki duruşunda bir değişikliğin olabileceğini tahmin etmiyorum. İran’ın Rusya ile ve hatta kısmen ABD ile tuttukları tempo, Suriye’de Esed’in varlığını hiç değilse bir müddet daha tahkim kılmaya devam ettirecekleri gözleniyor. Bu konuda Türkiye’nin çabalarının sonuç vereceğini beklemek, sanırım fazla iyimserlik olur. 
Cemaate gelince, öncelikle şunu ifade etmeden geçemeyeceğim. Hiçbir devlet, kendisine karşı yapılacak bir takım sızmalara, sinsi yapılanmalara ve bir güve gibi içeriden bitirmeye yönelik çalışmalarına izin vermez ve bunu yok etmek için her türlü tedbiri alır. Bu çerçevede cemaatin geçmişte HSYK’daki kümelenmeden tutun, adli ve güvenlik birimlerinin içine sızmalara ve bir takım kritik noktalara gayri adil atamalarda bulunmalara, hak gaspları ve hatta KPSS ile OKS ve ÖSYM sınavlarına varıncaya kadar kendi militanlarını yerleştirme ameliyeleri bir bir deşifre oldu. Böylesi bir yapının taşeronluğunu kendilerine inanan  Müslümanları baypas ederek, üstelik yabancı bir ülke adına yürütüyor olmaları gün gibi ortadayken, insani reflekslerden bahisle devletten müşfik davranmayı beklemek fazla iyimserlik olur diye düşünüyor olabiliriz. Amma, şunu da ifade etmekten geçemeyeceğim, hiçbir şart ve gerekçe insanı düşmanına karşı da olsa adaletsiz davranmaya sevk etmemelidir. 
Kandırılmış da olsalar,  28 Şubat sürecinde o ceberut yapılanmanın yanında yer de almış olsalar, Kurân Kursları, İmam Hatipler ve başörtüsü sorununa karşı nötr tavır da almış olalar,  hatta ablaların bu gün Zaman gazetesi için baş-gözlerini kanatmayı göze aldıkları gibi bu İslami değerler için de o gün kıllarını kıpırdatmamış olsalar ve CHP için kapı kapı dolaşıp oy toplamış olsalar dahi, Zaman Gazetesi önündeki protestocu ablaların maruz kaldıkları kanlı görüntüleri Müslümanların ruhlarını muazzep eder. 
Özellikle de Kur’anül Mu’cizül Beyan’ın Maide suresinin 8. Ayeti adeta böylesi konular için çarpıcı bir ikazdır. “Ey iman edenler! Allah için adaletle Hakkı üstün tutan şahitler olunuz. Bir kavme olan kininiz/buğzunuz sizi adil davranmamaya sevk etmesin. Adil olun, zira bu takvaya daha yakındır. Allah’tan korkun. Muhakkak Allah yapıp ettiklerinizden hakkıyla haberdardır” Buyuruyor. Kur’an-i çerçeveden olup bitenlere baktığımız zaman o görüntüler hiç de hoş görüntüler değildir ve İslam’ın özüne uymuyor. Müslüman kimliğin sahiplenebileceği manzaralar hiç değildir. 
Değeli dostlar, 28 Şubat sürecinde çektiğimiz sıkıntılar hafızalarımızda henüz tazeliğini korurken, benzer görüntüleri başkasına reva görmemiz doğru değildir, insani ve İslami de değildir. Taraf olmamız dahi, bizi adaletle hükmetmekten alıkoymamalıdır. Ölçüyü kaçırmamamız ve zulm etmememiz bizleri daha da yüceltir. 
       
Bu yazı toplam 773 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum