1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. CENAZEYE SAYGI, ÖNCE İNSAN OLMANIN, SONRA MÜSLÜMAN OLMANIN GEREĞİDİR!
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

CENAZEYE SAYGI, ÖNCE İNSAN OLMANIN, SONRA MÜSLÜMAN OLMANIN GEREĞİDİR!

A+A-

    Yakinen tanıyan herkes siyasi görüşümü, olaylara bakış açımı ve haksızlıklara karşı kime yaranıp kime yaranmayacağıma bakmadan hiç çekinmeden tepkimi ortaya koyduğumu bilirler. Bunun için de doğru bildiğim yoldan şaşmam ve onun getirisini-götürüsünü hesaba katmadan Allah için doğruları söylerim. 
    Biraz daha açmam gerekirse, Ak Parti kurulduğundan bu yana hiç yalpalanmadan, hissi davranmadan bu yolda yürüdüm ve yürümeye de devam ediyorum. Hiçbir zaman için ırki taassubun girdabına kapılarak hareket etmedim. Benim durduğum nokta, ümmet bilinci hamuru ile yoğrulmuş tevhid akidesi eksenli bir duruştur. Ne Kürtçü oldum, ne Türkçü, ne Arapçı, ne Lazcı ve ne bilmem ne…
    Keza, ne HDP ve ne de onun zıt kutuptaki siyasi akımlara aklen, fikren ve fiziken hiçbir bağlantım olmadı, olmaz da… Hatta bu yüzden, “ırkına ihanet eden adam” eleştirilerine maruz kaldım ve halen de kalıyorum.  Dolayısıyla, ne onlar benden hazzederler; ne de ben. Bu ayrı. 
    Gelelim sadede,
    Geçen hafta, çok merak ettiğim ve bir türlü gerçekleştiremediğim Karadeniz turuna ailem ile birlikte çıktım. Çok faydalı bir tur oldu. Şimdilik ona girmeyeceğim. Gezideyken o esnada tutuklu HDP’li Aysel Tuğluk’un annesi vefat etmiş, (Allah rahmet etsin)  merhumeyi Ankara, Gölbaşı İncek mezarlığına gömmek istemişler ve hatta gömmüşler. O sırada bazı kendini bilmez ve İslam’ın değerlerini özümsememiş ırkçı fanatik bir grup, cenazeyi protesto etmekle kalmamışlar, gömülen mevtayı “teröristi toprağımıza gömdürtmeyiz” zırvalarıyla mezardan çıkarttırıp Tunceli’ye gömülmek üzere kovmuşlar. Değerli dostlar, bu davranış çok tehlikeli bir davranış olmakla beraber akıl tutulmasıdır. Terörizmi körükleyen, kardeşlik hukukunu ve söylemini zedeleyen davranışlardır. Nitekim, Sayın Başbakan Binali Yıldırım konuya ilişkin yaptığı açıklama, yüreklere su serpen cinsten. Evet, gerçekten, Sayın başbakanın deyimiyle, “kendini bilmez bir gurubun densizliği” Evet, bu davranış, hiç bir siyasi partiye de mal edilemez. Benim beklentim, ayırımsız her siyasi partinin yöneticileri, bu davranışı şiddetle lanetlemeleri ve bu mel’un girişime sahip çıkmamalarıdır. Sessizlik de bir nevi sahiplenmedir. 
    Değerli dostlar, sözüm ona siz eğer böyle bir davranışa onay verir ya da sessiz kalırsanız, ondan sonra halkın karşısına çıkıp da: “Tunceli, misaki milli sınırları dahilindedir” sözünü kimseye inandıramayacağınız gibi gerçek bölücü bizzat siz olursunuz. 
    Peygamberimiz, bir gayrimüslimin cenazesi geçerken hürmeten ayağa kalkmıştır ve ama efendim o gayrimüslim denilince: “gayrimüslim de olsa o bir insandır” diyerek örnekliğini ortaya koymuştur. Mademki, biz bu peygamberin ümmetiyiz, o halde, ona göre hareket etmemiz lazım gelir. Mamafih, merhumenin dini inancı, mezhebi ve meşrebi ne olursa olsun, bu muamele reva görülemez. Eğer ırkımızı dinimizin önüne koyarsak, “biz kardeşiz” sözü teraneden başka bir anlam ifade etmez. Kimseyi de bu söyleme inandıramayız. 
    Bu ülkede kin ve nefret o kadar çok pompalandı ve bu kirli dil o kadar çok kullanıldı ki, böylelikle herkes kendini melek zannedip muhataplarını şeytanlaştırdı. 
    Eğer bu gün terör varsa, şiddet varsa, kin ve düşmanlık varsa ve bu bilinçli olarak yayılmak isteniyorsa, inanın bu tür uygulamalar bunu doğurmuştur.  1000 yıllık kardeşlik hukuku ancak bu kadar şeytanca tarumar edilebilir. 
    Buradan çağrıda bulunuyorum! 
Dünya görüşü, mezhebi ve meşrebi ne olursa olsun, herkesin ama ayırımsız herkesin bu mel’un fiile karşı çıkması ve faillerini “halkı din ve mezhep farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan en ağır bir şekilde cezalandırılmaları için gerekeni yapmalarını sağlamak. Bu, olası benzer şeytani girişimlere karşı bir dalgakıran vazifesi görecektir. Eğer bu yapılmaz ve yarın karşıt benzer bir mel’un fiil gerçekleşirse, sonu tehlikeli boyutlara ulaşır ki, kimse bunun altından kalkamaz. Ülke, yaşanmaz hale gelir.  Böylesi bir duruş ve karşı koyuş, taraflı olmanın gereği değil, bilakis vicdanlı tarafsızlığın bir gereği ve nişanesidir. 

Bu yazı toplam 1418 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.