1. YAZARLAR

  2. Gülsüm Güney

  3. ÇEVRENİ GÖZDEN GEÇİR
Gülsüm Güney

Gülsüm Güney

Yazarın Tüm Yazıları >

ÇEVRENİ GÖZDEN GEÇİR

A+A-

Sevdiğim bir söz vardır:

“Dünyanın en zeki insanı da olsanız, bulunduğunuz ortam vasat ve vasatın altındaki kimselerden ibaret ise, olduğunuz düzeyi bile koruma imkânınız yoktur. Hepimiz beraber en çok vakit geçirdiğimiz beş kişinin ortalamasıyız.”

Bir de şu ayete dönüp bakalım:

Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme. (Kehf 28)

Bu durumda düşünelim:

Etrafımızdaki insanları neye göre seçiyoruz?

Kriterlerimiz ne?

“Bana iyi geliyor. Beni çok iyi anlıyor. Birlikte vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorum.”un ötesine geçebiliyor muyuz?

Amacımız hep “Ben”i tatmin etmek mi?

Peki, durup yeniden düşünün. En çok vakit geçirdiğiniz beş kişiyi sayın. Sonrada onları inceleyin. Gerçekten olmak istediğiniz yerde, olmak istediğiniz kişilerle misiniz? Dönüşmek istediğimiz “hedef insan” tam olarak o beş kişinin ortalaması ediyor mu?

Düşünün! Allah bize bu kıstasları nasıl vermiş? Rehberimiz neresi?

Rabbim “sizin şerefiniz” diye nitelediği Kuran-ı Kerim’de, tam olarak bu hususta şöyle diyor:

“Öyle insanlarla arkadaş ol ki, o kişi sabah akşam samimiyetle Rabbine dua etsin. Allah’ın rızası peşinde ömrünü geçirsin. Ne yapıyorsa bu uğurda yapsın.” Bu kadar. Yalnızca bu!

Seni mutlu eden, dinleyen, anlayış gösteren” gibi bir ifade var mı?

Yok!

Üstelik Rabbim bu kişilerle ilgili sadece arkadaşlık kurmayın demiyor. Ayetin sonunda “onlara boyun eğme” diyor. Yani onlara uyma, katlanma, itaat etme.

Şimdi kendi çevremize geri dönelim. Çevremizden kaç kişi bu kriterleri büsbütün sağlıyor?

Şu cümleyi kurduğunuz tek bir insan var mı: “Onun tek derdi Allah’ın rızasını yakalamaktır”

Yok mu?

Peki, siz çok sevdiğiniz bir dostunuzun aşırılık içeren, boş arzularıyla yaptığı bir teklifi reddedebiliyor musunuz? Allah adının anılmadığı bir masada, bir boyun eğmeyiş gösterebiliyor musunuz? Allah kelamını ilk eden, aksi durumda o mekânı terk edebilecek kişilerden misiniz?

Şüphesiz ki, Allah bizi iyilere katmak istiyor. Dünyada da ahiret yurdunda da iyiler arasında yer almamız için bizi uyarıyor. Çünkü bu düzeni böyle kurmuş: İyi, iyiyi iyiliğe; kötü, kötüyü kötülüğe sürükler.

Burada asıl olan tek şey nefis denen azgının önüne geçmektir. O nefis ki şöyle betimlenir; Cenab-ı Hak tarafından cehenneme “Artık doldun mu?” diye sorulur, cehennem “daha yok mu?” (Kaf suresi, 30) der; doymama ve dolmama noktasında nefis, cehennem gibidir. Nefsin sadece hırsına bakmakla bile, gücünü kolayca anlayabiliriz.

Bu durumda bu azgın nefse nasıl hâkim olacağız?

Onu aç bırakarak. Değil mi?

Bu kolay bir mücadele der misiniz?

Her gün nefsimize hoş gelecek milyonlarca şeye maruz kalırken hem de…

Hepimiz için pek zor bir hadise biliyorum.

Ama her zorlukta bir rahmet olduğunu birbirine hatırlatacak. Nefsimizin arzularına aldanarak ağır imtihanlarla donattığımız yolculuğumuzda bize nefs yolunda dur diyecek, Allah yolunda yürü diyecek, hadi yaparsın mücadeleyi bırakma diyecek,  sabah akşam dua edecek dostlar edinince imtihan nasıl da kolaylaşır.

Gözden geçirin çevrenizi. Sonra da kendinizi. Buna değer!

Bu yazı toplam 2621 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.