• BIST 83.124
  • Altın 147,600
  • Dolar 3,7839
  • Euro 4,0578
  • Kocaeli 8 °C

CHP, bağırıp çağırmakla AK Parti’yi durdurabilir mi?

CHP, bağırıp çağırmakla AK Parti’yi durdurabilir mi?
Ülkemizin başı büyük belada. Hiç birimizin huzuru kalmadı. Başbakan Yıldırım’ın dediği gibi artık terör örgütleri, ülkemize kötülük yapmak, insanları öldürmek için vardiyalı çalışmaya başladılar.

Bu ortamda,  9 Ocak Pazartesi gününden itibaren, hepimiz biraz daha gerileceğiz. Hani “Birlik beraberlik” falan diyoruz ya, pazartesi gününden sonra, AK Parti’nin Anayasa değişikliği Cumhurbaşkanlığı Sistemi paketi Meclis’te tartışılmaya başlanacak. 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şimdiden halka çağrı yaptı: ”Pazartesi’den itibaren televizyonlardan Meclis’i takip edin. Demokratik, laik, sosyal hukuk devletini savunmak için vereceğimiz mücadeleyi izleyin” dedi. 
Bu mevcut sistem içinde ana muhalefet CHP ne yapacak? Ne yapabilir? Söz konusu Anayasa değişikliği paketi önce Meclis’in Anayasa Komisyonuna geldi. AK Parti’nin hem Meclis’te, hem komisyonlarda mutlak çoğunluğu var. Üstelik, MHP Genel Başkanı Bahçeli ile, MHP’de Bahçeli’nin eteklerine yapışmış milletvekilleri de bu paketi destekliyorlar.
Anayasa Komisyonu’ndaki görüşmelerde CHP’liler bağırdı, çağırdı. Su bardağı fırlattılar. Engelleme için ellerinden geleni yaptılar. Ama tam da AK Parti’nin hedeflediği süre içinde,  AK Parti’nin istediği değişiklikler yapılarak teklif komisyondan geçti. 

Aslında CHP’nin bugün savunduğu Türkiye’deki sistemin savunulacak tarafı yok. İktidar partisi milletvekilleri elbette halkı temsil ediyor, halk tarafından seçilmişler. Ama kararlarında yüzde 100 özgür oldukları söylenemez. Yukarıdan emir nasıl gelmişse, Meclis’te oylarını öyle kullanıyorlar. Muhalefetin ısrarla karşı çıktığı konularda Meclis’te bağırıp çağırmak, süreyi uzatmak dışında yapabileceği bir şey yok. 

Pazartesiden itibaren Anayasa değişikliği teklifi Meclis Genel Kurulu’na gelince CHP’liler sadece bağırıp çağıracaklar. Eminim AK Parti’li milletvekilleri uyarılacak, sataşmalara, tahriklere cevap vermemeleri istenecek. Buna rağmen Meclis gerilecek, toplum gerilecek. Zaten var olan toplumdaki bölünmüşlük ve nefret ortamı daha da derin ve keskin hale gelecek. 

Üstelik konunun bir tarafından AK Parti ve MHP; diğer tarafında CHP ve HDP olacak. CHP’liler her defasında “Bakın bunlar HDP ile birlikte hareket ediyor. Onlarla aynı şeyi söylüyor” diye suçlanacaklar.  CHP ne kadar bağırıp çağırsa, ne kadar süreyi uzatmak istese de mevcut meclis aritmetiği içinde, söz konusu Anayasa teklifi planlanan süresi içinde Meclis’te 330’ın üzerinde oyla kabul edilecek ve Cumhurbaşkanı’nın da onayının ardından Referandum sürecine geçilecektir.
…………
Benim bu yazıdaki amacım, Meclis’te tartışılacak olan Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ni içeren Anayasa Değişikliği konusunda ahkâm kesmek değil. Şunu anlatmaya çalışıyorum. Bu yeni düzenleme, CHP’lilerin dediği kadar ülke için zararlıysa, bu Anayasa değişikliği ile birlikte gerçekten Türkiye’de rejim değişiyor ve bir “Tek adam” dönemi başlıyorsa,  bu nedenle bu değişiklik teklifinin Meclis’teki oylamada 330’un altında kalması, ya da referandumda yüzde 50’nin altında kalması için muhalefetin farklı bir yol izlemesi gerekir. 

Ülkeyi daha fazla gerecek, Meclis’i kavga ve küfür ortamına sokacak, üstelik yapacakları bu iş hiçbir işe yaramayacak. Hiç sanmıyorum, ama diyelim ki AK Parti içinde bu konuda kafası karışık milletvekilleri var. Ya da MHP içindeki fire tahmin edilenden fazla olacak. CHP görüşmeler sırasında Meclis’i gerdikçe,  AK Parti ve MHP daha fazla kemikleşecek. Belki oylamada farklı davranmayı düşünen AK Parti ve MHP’li milletvekilleri bile kemikleşen bölünmüşlük ortamında gidip “Evet” oyu verecek. CHP bağırdıkça, halk CHP ile HDP’yi daha fazla aynı kefeye koyacak.  Referandumda bu değişikliğe halkın vereceği destek daha da artacak. 

Pekiyi ne yapılabilir?  CHP gündem değiştirebilir. Örneğin, Genel Başkan Kılıçdaroğlu, “Bizi Meclis’te izleyin. Bakın nasıl bağırıp çağıracağız” diyeceğine  “Ben görevimden de, milletvekilliğinden de istifa ediyorum” diyebilir. CHP’li bütün milletvekilleri sine-i millete dönebilir, Meclis’i muhalefetsiz bırakabilir; AK Parti ile MHP’yi yalnız bırakabilir. Hatta söz konusu Anayasa değişikliği konusu, CHP’lilerin dediği kadar ülkenin geleceği için sakıncalıysa, mevcut şartlarda bunu engelleme şansı hiç bulunmayan CHP, kendisini tamamen siyasetin dışında bırakabilir. Bütün örgütlerini kapatıp, bütün parti tabelalarını indirebilir. 

İşte o zaman herkesin kafası karışır. İşte o zaman herkes  “Bu ülkede ne oluyor” diye belki kendi kendine birkaç dakika düşünme mecburiyetini hissedebilir. Meclis’te de AK Parti ile MHP birlikte yalnız kalır,  referandum ortamında da sokaklarda birlikte yalnız ve tek taraflı konuşurlar. Meclis’te bağırıp çağırmak, daha sonra referandum sürecinde toplumu daha fazla germek, kesinlikle CHP’nin amacına hizmet etmeyecektir. Türkiye üzerinde,  toplum üzerinde, siyaset kurumu üzerinde şok etkisi yaratacak bazı uygulamalar ve eylemler yapmak gerekiyor. CHP’liler kendi durumlarından hiç fedakârlık yapmayacak, sadece çıkıp Meclis kürsüsünden bağırıp, genel kurul salonunda kabadayılık yapacaklar. Sonra millete dönüp, “Bakın biz elimizden geleni yapık ama olmadı” diyecekler. Bu yöntem ve bu tarz, toplum nezdinde sadece iktidarın işine yarayacaktır. Kılıçdaroğlu, boşu boşuna hem kendisini, hem milleti kandırmasın. 

Toplum sağlığı için sigara mı, sosyal medya mı daha zararlı? 

Sıkı ve tavizsiz bir sigara tiryakisi olarak Türkiye’de birkaç yıl önce sigara yasakları gündeme getirilince isyan etmiştim. Şimdi dönüp baktığımda yanlış yaptığımı düşünüyorum. Çünkü, sigara yasağı uygulamaları ile Türkiye’de bazı şeyler yerli yerine oturdu. 

Eskiden şehir içi minibüsünde sigara içerdik. Uçakta sigara içerdik. Bütün kahvelerde, küçük-büyük bütün restaurantlarda, bulunduğumuz her yerde sigara içerdik. Artık öyle değil. Sigara ile ilgili yasaklar büyük ölçüde yerleşti.  Çocukların bulunduğu yerde insanlar sigara içmiyor. Küçük mekânlarda, ayak üstü yemek yenen, kahve içilen kafelerde kimse sigara içmiyor. Resmi kurumlarda, işyerlerinin büyük bölümünde sigara içilmiyor. Zaten sigaraya düşman olanlar da, bu yasaklara dayanarak bulundukları her yerde haklarını savunuyorlar. 
İletmeler büyük yatırımlar yaptılar.  Mekânların bir bölümünün sigara içenlere uygun olmasına yönelik düzenlemeler yapıldı. Zaten insanlar hangi dükkânda sigara içiliyor, hangisinde içilmiyor biliyorlar. Tercihler bile bu yönde yapılıyor. Öyle büyük mekânlar var ki, bir bölümünü sigara içenlere, bir bölümünü içmeyenlere ayırsanız, kimse birbirinden etkilenmez. 

Ama Sağlık Bakanı tutturdu, “Sigara yasağı yeterince uygulanmıyor. Yasak alan kapsamını genişleteceğiz” diyor. Ben bu kadar büyük baskıyı,  özel yaşama müdahale olarak değerlendiriyorum. AK Partililerin tamamı olmasa bile, büyük bölümü sigara içmiyor, alkollü içki kullanmıyor. Ama bu ülkede azınlıkta da kalsa, onlardan farklı biçimde yaşayanlar da var. Hazır sistem oturmuşken, artık sigara içilen yerler ile içilmeyen yerler konusunda toplum uzlaşmışken, yeni yasaklarla bu işi zorlamanın, toplumda yeni tartışmalar yaratmanın, mekânlarında sigara içmek isteyenler için büyük yatırımlar yapanlara zarar vermenin bir anlamı olmasa gerek.

Kabul ediyorum; sigara sağlığa zararlıdır. Sigara içenlerin yanında, içmeyenler de zarar görür. Ama gelin bir tartışalım; insan sağlığı için, toplum ruh sağlığı için sigara mı daha çok zararlı, sosyal medya mı zararlı. 
Bu ülkede sosyal medya üzerinden herkes ahkâm kesiyor. Herkes birbirine hakaret ediyor, düşmanlıkları körüklüyor. Sosyal medyada iktidar gibi düşünenlerin, iktidardakilerin hoşuna giden türde mesajlar atanların yaptıkları normal. Ama artık üç tarafı açık bir bahçe mekânında bile,  bir duble içkinin yanında bir keyif sigarası yasak olacak. Mevzu toplum sağlığı ise, sigaradan önce  bu sosyal medya  kirliliğine çözüm bulmak gerekmez mi?. Sigara yasakları ile ilgili kurallar zaten yerli yerine oturmuştur. İçen de, içmeyen de memnundur. Bu işi daha fazla kaşıyıp,  mekânlarda yeni huzursuzluklar yaratmanın bir manasını göremiyorum.

Bu haber toplam 1360 defa okunmuştur
  • Yorumlar 5
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • Sınıfını geçen Belediye var mı? 19 Ocak 2017 Perşembe 00:10
  • Kamulaştırma bölgelerinde köylü vatandaş çok sıkıntılı 18 Ocak 2017 Çarşamba 00:21
  • Önce kongreler, sonra seçim olur 17 Ocak 2017 Salı 00:16
  • Hala gazete satıyor olabilmek16 Ocak 2017 Pazartesi 08:34
  • Yeni limanlar yapın, yeni fabrikalar kurun15 Ocak 2017 Pazar 23:38
  • Hala oturup, konuşabiliyoruz 15 Ocak 2017 Pazar 01:49
  • Artık bir kongre merkezimiz olmalı14 Ocak 2017 Cumartesi 00:03
  • Kobak Kırtasiye14 Ocak 2017 Cumartesi 00:00
  • Vali, gurur duymakta haklı13 Ocak 2017 Cuma 00:00
  • Çok sıcakta İzmit, çok soğukta İzmit12 Ocak 2017 Perşembe 00:33
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37