1. YAZARLAR

  2. Mustafa OKÇU

  3. CHP VE İKTİDAR HEYECANI
Mustafa OKÇU

Mustafa OKÇU

Yazarın Tüm Yazıları >

CHP VE İKTİDAR HEYECANI

A+A-

2019 Seçimleri sürecine girildi. Türkiye’nin demokratik dönüşümünün kırılma noktasında yaşanacak seçimler, seçim sürecinin erken başlamasına neden oldu. İktidar partisi, anketlerde, komu oyu araştırmalarında, eğilim yoklamalarında, son seçimler ve referandum seçim analizlerinde gördüğü riskleri azaltma girişimlerini başlattı.  Geri dönüşler, öz eleştiriler, toplumsal gerçekliğe ulaşmış kabullerle riskleri  azaltılmaya çalışmaktadır.  Ana muhalefet partisi de hazırlıklarını yoğunlaştırdı.  Toplumsal gerçekliğe ulaşmış  kabullerde, öz eleştirilerde, radikal demokratik hamlelerde yeterli olamadığı için alternatiflik heyecanı oluşturamamaktadır.  

İKTİDAR PARTİSİNİN BELİRLEYİCİLİĞİ
Türkiye’nin bütün önemli sorunlarının ve ihtiyaçlarının karşılanması, iktidar partisi anlayışı ve performansı üzerinden değerlendirilmektedir. Demokratik dönüşümün en yoğun yaşandığı dönemde ana muhalefet partisini en fazla inciten, baskısını hissettiren bu görünümdür. Cumhuriyetin kuruluşuna, değişime, gelişime, ileri dünya ülkeleri arasındaki yerin alınmasını  özgülenmiş ana muhalefet anlayışının, Demokratik Hukuk Devletinin inşasının ertelenemez hale geldiği dönemde, bu misyonu sahiplenip, yerine getirememesi belirsizlikleri  yoğunlaştırıp, karamsarlığı artırmaktadır. 
Cumhuriyetin birinci dünya savaşı koşullarında, imkansızlıklar içerisinde kurulması,  dönemin koşullarına göre bütün toplumun ve dünyanın kabullendiği sürdürülebilirliğe ulaşılması gerçeğini Türkiye’ nin demokratik dönüşüm döneminde, Cumhuriyetin kurucuları tarafından kurulan CHP’ nin temsil edilememesi  ana muhalefet partisinde toplumsal baskıya neden olmaktadır. CHP’ nin kurucularının, ikinci dünya savaşı sonrasının koşullarına göre kendisini aşıp, yeniden üreterek çok partili sisteme geçilmesini sağlayabilmeleri ise  hissedilen baskıyı daha yoğunlaştırmaktadır. Çok partili sistemin evrensel demokrasinin kural ve kurumlarıyla  gelişim  seyri izlemeyip, darbelerle şekillenen, devletin merkezde olduğu, nisbi demokratik vesayet sistemine dönüşmesi sorununun en yoğuyn  ana  muhalefet partisinde hissedilmesi ise baskıları siyasi açmazlara taşımaktadır. 

TÜRKİYE  SİYASETİNİN  “ DAVA “ LAR ÜZERİNDEN  SÜRDÜRÜLMESİ
Türkiye siyaseti “ dava “ lar üzerinden sürdürülmektedir. Darbelerle şekillenmiş, devletin merkezde olduğu, nisbi demokratik vesayet sisteminin, aşılamaz, değiştirilemez hale gelmesi, Türkiye siyasetinin bu konuma göre sürdürülebilmesine neden olmuştur. Halkın değerlerine, duyarlılıklarına, sorunlarına, ihtiyaçlarına, beklentilerine göre oluşan alanları temsil etmeye çalışan siyasi partiler, başarılı olabilmek için sahiplendikleri alanların ihtiyaçlarını “ dava “ olarak tanımlayıp, önceliği bu alandaki mücadelelere yoğunlaştırdıkları için, demokrasiyi, özgürlüğü, evrenselliği nisbi şekilde gözetmişlerdir. İktidar partisi için vesayet sisteminin dışarıda bıraktığı halkın sorunları ve ihtiyaçları dava olarak tanımlanırken, ana muhalefet partisi için Cumhuriyetin kuruluş değerleri ve batılı yaşam tarzı dava olarak tanımlanıp mücadele verilmiştir. Diğer siyasi partilerin mücadele alanları ve öncelikleri de benzer şekilde oluşmuştur.

DEMOKRATİK  HUKUK DEVLETİNİN  İNŞASI
Vesayet sistemi, Dünya’ nın ve Türkiye’ nin ulaştığı gelişim ve değişim dinamiklerinin etkisiyle sürdürülemez hale geldiği için  iktidar partisinin bu alandaki kararlılığıyla çözülebildi. Çözülen vesayet sisteminin yerine Demokratik Hukuk Devletinin inşasıyla karşılanabilecek, sorunlar, ihtiyaçlar ve beklentiler ortaya çıktı.  İktidar partisi, vesayet sisteminin çözülmesini sağlayan siyaset olmanın avantajları ve birikimiyle ortaya çıkan sorunları çözmeye, ihtiyaç ve beklentileri karşılamaya çalışmaktadır. Vesayet sistemiyle mücadele edebilmek için oluşan “ dava “ olarak tanımlanıp, öncelik haline getirilen anlayışlarla yapılan siyasetle, daha kapsayıcı, daha demokratik, daha evrensel siyasi yapabilirliğe ulaşmakta güçlükler yaşanmaktadır. Ana muhalefet partisi ve diğer partiler de şimdiye kadar sürdürdükleri siyasetlerini “ dava “ olarak tanımladıkları, önceliklerini buna göre belirledikleri için vesayet sisteminin iktidar partisinin kararlılıklarıyla  aşılmasını kabullenememektedirler. Vesayet sisteminin yerine inşa edilmesi zorunluğu ortaya çıkan Demokratik Hukuk Devletinin bütün partilerce ihtiyaç olarak kabullenilmesine rağmen, demokratikliğin, eşitliğin, evrenselliğin, çoğulculuğun merkeze alınamaması bu nedenlere dayanmaktadır.    

EVRENSEL DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜN SAHİPLENİLMESİ
Vesayet sisteminin çözülmesini, sistemin dışarıda bıraktığı halkın iradesini, kararlılığını temsil eden, iktidar partisi sağladığı için ana muhalefet partisi ve diğer partiler bu  mücadelenin sağladığı birikim ve  donanımın gerisinde kalmışlardır. Vesayet sisteminin geriletilmesiyle oluşan boşluğu hissedip, siyasi işleyişlerini, demokratik, eşitlikçi, evrensel anlayışlarla sürdürülebilecek hale getiremedikleri için Demokratik Hukuk Devletinin inşasında öne çıkacak, alternatifliğe ulaşacak performansı da sergileyememektedirler. İktidar partisi, vesayet sisteminin aşılmasını sağlayan birikim, donanım ve güçle Türkiye’ nin geleceğinin tasarımını, inşasını sağlamaya çalışırken, ana muhalefet partisi ve diğer partilerin vesayet döneminin siyasi anlayışlarıyla sorunların ve ihtiyaçların karşılanmasına çalışmaları belirsizliklerin giderilememesine neden olmaktadır.  Ana muhalefet  ilçe ve il kongrelerinde bu boşluğu hissederek, toplumsal gerçekliğe ulaşan kabulleri içselleştirip,  siyasi işleyişini  demokratikleştirebilirse daha etkin olabilecektir.  

Bu yazı toplam 870 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.