1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. CHP’nin özgüven sorunu
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

CHP’nin özgüven sorunu

A+A-

Yaşadığımız bu kent, bundan 20 yıl öncesine kadar “CHP’nin kalesi” olarak bilinirdi. CHP’li kadrolar, bu şehre çok önemli hizmetler yaptı; eserler kazandırdı.

Bugün, İzmit gibi çarpık bir kentte Fuar alanı gibi muhteşem bir bölge Leyla Atakan’ın eseridir.

İzmit’teki ilk toplu yaşam alanı olan, şimdi Derince sınırları içinde kalan Yenikent Erol Köse’nin kooperatifçilik anlayışının eseridir. Bugün hala yıkılmadan sapa sağlam duran şehrin üst bölümlerindeki dev duvarlar da Erol Köse zamanında yapılmıştır.

Evde akan suyumuz, yanan gazımız Sefa Sirmen’in hizmetidir.

Evet, CHP’li yerel yönetimler döneminde çok büyük hatalar da yapılmıştır. Ama kamu kaynaklarının israfı, yandaşları kollama içgüdüsü açısından bakarsanız, geride kalan 15 yıllık AK Parti döneminden çok daha kötü olduğunu söyleyemezsiniz.

…………………….

Şimdi CHP bu kentte kedi olalı bir fare tuttu, 31 Mart’ta İzmit Belediyesi’ni kazandı. Fatma Hanım koltuğuna oturdu. Üzerindeki en büyük baskı, örgüt baskısı. İl Başkanı Cengiz Sarıbay bile Belsa’ya yaptığı ilk ziyaretti sıkı sıkı tembih ediyor:

“-Aman CHP’li müteahhitlere iş verme. Ama CHP’li olarak tanınmış kişilere Belediye’de kadro verme…”

Oysa bu kentteki garip CHP’li 20 yıldır zaten taş yemiş. Bir tane ihale mi kazanmış. Gidin Seka Park’a bakın, Belediyelere ait diğer alanlara bakın. Para kazanan düşük kira bedelli Belediye işletmelerinin bir tanesinde hayatı boyunca CHP’ye iş vermiş bir tane işletmeci bulabilir misiniz?

Evet, CHP’nin içinde hırsızlar vardır. Evet, CHP’nin içinde bir dönem bütün taş duvar ihalelerini alıp, bunları çürük yapanlar vardır. Evet, CHP’nin içinde bir dönem Fuar alanındaki bütün Belediye işletmelerini alıp işleten, yıllarca kira vermeden millet malının üzerine yatanlar da vardır.

Ama oranlayın: diğer partilere mensup kişilere göre ne kadar fazladır?

………………………….

İl başkanları, milletvekilleri, örgüt yöneticileri dahil bütün CHP’lilerin önce Fatma Hanım’ı rahat bırakmaları gerekir.

Bu kentte çok değerli mühendisler, mimarlar var. Hekimler, avukatlar var… Çok dürüst müteahhitler var. Her işi en iyi şekilde yapacak yetenekte insanlar var. Bunların içinde CHP’liler de var. Şimdi “Aman CHP’ye laf gelmesin” diye bütün bunlar dışlanacaklar mı?

Geçmişte AK Partili kimi yöneticiler, Belediyelere ait kimi ballı işletmeleri sözde ihalelerle kiraladıklarına eleştirilmiş, “Ne yani biz AK Partiliyiz diye taş mı yiyeceğiz. Bizim işimiz bu” diye kendilerini savunmuşlardı.

İzmit Belediyesi, musluklardan akan çorbanın ihalesini, nikah salonundaki fotoğraf çekme ihalesini kent dışından gelenlere vermişti. Her isteyen partinin mahalle başkanına gezi için otobüsler tahsis etmişti.

Ne yapacak şimdi Fatma Hanım? Bir ihale açtığı zaman CHP’li bir müteahhit gelince “Sana olmaz, çekil kenara mı?” diyecek. Ne yapacak Fatma Hanım, İzmit Belediyesi’nde yıllarca vatandaşa hödük gibi davranan adamlarla çalışmaya devam mı edecek? Bir CHP’li dernek başkanı halk gezisi için otobüs isterse “Olmaz, sen CHP’lisin” mi diyecek?

Bu kentte önce CHP’nin özgüven kazanması lazım. “CHP’li demek, hırsız demek değildir” bunu anlaması lazım. Madem İzmit’te seçimi CHP’li aday kazandı, madem bu kent insanının büyük bölümü bu kentte artık CHP mantığının egemen olmasını istedi bıraksınlar Fatma Hanım’ı, kadrolarını kursun. CHP’lilerden korkmadan, “Aman bu adam CHP’li, O’nu işe alırsam bana laf gelir” kompleksine kapılmadan işini yapsın.

Devir, bu kentte hırsızın partisini değiştirme devri değildir.

Devir, bu kentin havasını değiştirme devredir.

 

Hepsi “Sudan çıkmış balık” gibi değil

Tabii şu sıralar ilimizde 31 Mart seçimlerini kazanıp, Başkanlık koltuğuna oturanlar  popüler.. Emin olun, seçim kazanan başkanların hepsi hala çok yorgun. Hatta bir kısmı, “Ben nasıl bir belaya bulaştım” diye düşünüyorlar.

Yıllarca Belediye Başkanlığı yapan, çevresinde herkesin “Başkanım” diye pervane olduğu, istediği önünde, istemediği arkasında bir yaşam süren eski Başkanların da bir bölümü tedirgin olabilir. Bu şatafat, bu ihtişam bitti diye üzgün olabilir. “Acaba benim dönemimden devr-i sabık” yaratılır mı diye kaygı duyuyor olanlar da çıkabilir.

Yıllarca kibir abidesi gibi dolaştıktan sonra şimdi kendini sudan çıkmış balık gibi hisseden eski Başkanlar da olabilir.

Ama emin olun, bazıları çok rahat. Geçenlerde aklıma geldi, eski Başkan Karaosmanoğlu’nun sesini duymak istedim. Telefon açtım, “Başkanım nasılsın, bir ihtiyacın var mı, sağlığın iyi mi?” diye sordum. Sesi çok iyi, çok sağlıklı geliyordu. Sanki üzerinden tonlarca yük kalkmış gibiydi, “İyiyim” dedi… “Karşımda halam var. Oturduk, sohbet ediyoruz.” Karaosmanoğlu şimdi özlediği, asıl istediği ve sevdiği hayatı yaşıyor.

Yine geçen gün Kandıra Belediyesi’nin eski Başkanı Ünal Köken geldi. Çok genç yaşta, 5 yıl Kandıra’yı yönetmiş. Şimdi, yüzünde renk var. Köken, “Sağlığım düzeldi. Belimde ağrılar vardı, hepsi geçti. Kendimi çok iyi hissediyorum” dedi. Köken, 5 yıl önceki görevine, İSU’ya dönmek için resmen başvurmuş. Yasal hakkı. Şimdi süreci bekliyor. Memur olarak devam edecek. Ünal Köken şunları söyledi:

“-Hayat devam ediyor. Kandıra’da Büyükşehir ile birlikte önemli işler yaptım. Belediye’nin borcunu üçte bir seviyesine indirdim. Kadroyu şişirmedim. Arkamda bıraktığım utanacağım, korkacağım hiçbir işlem yok. Kendimi kuş gibi rahat hissediyorum.”

İşte siyaset budur. Koltuklar gelip, geçer. Mühim olan, koltuk gittikten sonra toplum içinde “Adam gibi adam” olarak kalabilmektir.

 

Rüzgar eken, fırtına biçer

Ulusal medyanın iktidara yakın gazetelerine göz atıyorum. Feryat figan bağırıyorlar. İstanbul’da, Ankara’da CHP’li Belediye başkanları işçi personelin Hak-İş’ten Türk-İş veya Disk’e üye sendikalara, memur personelin Memur Sen’den KESK’e bağlı sendikalara geçmesini istiyor, baskı yapıyorlarmış.

Bu şekilde örgütlü bir baskının olduğunu, en azından şimdilik sanmıyorum. Ama diyelim ki var..

Biz bu kentte, özellikle 2004 yerel seçimlerinin ardından Büyükşehir personelinin nasıl öbek öbek Belediye-İş’ten istifa ettirilip, Hizmet-İş’e geçtiklerini hatırlamıyor muyuz? Noterler önündeki kuyrukları hatırlamıyor muyuz? O dönem bu iş çok çirkin şekilde, göstere göstere yapılmıştı. Belediye-İş bitirilmiş, Hak-İş’e bağlı Hizmet-İş yüceltilmişti.

Belediyelerde Memur Sen üyesi olmayan memurun yükselmesi mümkün değildi. AK Partili belediyeler, personelin sendika değiştirmesi konusunda açıkça baskı yaptılar. O dönemlerde İzmit’e defalarca gelip, Belediye’nin bu operasyonunu alkışlayan Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan şimdi “Zulüm var” diye bağırıyor.

Herkesin, her şeyin bir devri var. Rüzgar eken, elbette fırtına biçiyor.

 

DUVAR YAZISI

Yarın Bayram çocuklar…

Bu gece yatarken dua edin,

rüyanızda size bu bayramı

veren Atatürk’ü görün…

Bu yazı toplam 2817 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
2 Yorum