1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. CHP'yi harcamak o kadar kolay değil
CHP'yi harcamak o kadar kolay değil

CHP'yi harcamak o kadar kolay değil

TBMM'de siyasi kriz devam ediyor. BDP'li bağımsızlar Meclis'e hiç gelmiyor. CHP'liler Meclis'e giriyor ama yemin etmedikleri için çalışmalara katılamıyorlar. Başbakan Erdoğan bu krizi bitirm

A+A-

TBMM'de siyasi kriz devam ediyor. BDP'li bağımsızlar Meclis'e hiç gelmiyor. CHP'liler Meclis'e giriyor ama yemin etmedikleri için çalışmalara katılamıyorlar.

Başbakan Erdoğan bu krizi bitirmesi, çözüm bulması gereken kişiydi. Ama siyasi hesaplarını, “CHP'siz ve BDP'siz” bir Meclis üzerinde kuruyor. MHP ile anlaşır, her şeyi yaparım havasında.

Simav'daki “Tükürdüklerini yalayacaklar” sözüyle başlattığı müthiş tahrik de bunun göstergesi.

Meclis Başkanlığı seçiminin ardından Hükümetten ve Başbakan'dan krizin çözümüne yönelik olumlu bir hamle beklenirken, tam tersi oldu. Her zaman Başbakan'ın ağzıyla konuştukları bilinen AKP sözcüleri, “İç tüzük açık. Bir ay içinde beş kez Meclis çalışmalarına katılmayan milletvekillerinin milletvekilliği düşer” dediler.

CHP'de yemin eden tek milletvekili geçici Başkan Oktay Ekşi. CHP milletvekilleri Mehmet Haberal ile Mustafa Balbay da tutuklu oldukları için mazeretli. Bu üç milletvekili dışındaki bütün CHP'liler -tabii bir de BDP'liler- Meclis çalışmalarına katılmadıkları için üyelikten düşürülecek. Meclis, AKP için “Dikensiz gül bahçesi” olacak. Daha sonra boşalan milletvekillikleri için ara seçime gidilecek.

Bu formülü bırakın uygulamayı, konuşmak bile son derece tehlikeli… AKP, hep bu ulusun “mazlumdan yana” vicdanı sayesinde büyüdü, güçlendi. Şimdi, CHP'yi, BDP'yi Meclisten silip atacak, sonra ara seçim yapıp, Meclis'in tamamını ele geçirmeyi planlayacaklar.

Bu hiç kolay değil. Bana öyle geliyor ki, bu işte eninde sonunda AKP'liler “Tükürdüklerini yalamak” zorunda kalacaklar.

İyi de üretici köylü ne yiyecek?

Türkiye'nin enflasyonu, dünyanın en oynak enflasyonu hâline geldi. Mayıs ayında aylık TÜFE yüzde 2. 42 çıkmış, “Eyvah enflasyon yeniden hortladı” paniği başlamıştı. Ama Haziran ayında TÜFE'nin yüzde 1. 43 indiği açıklandı.

Dünyanın hiçbir ülkesinde enflasyon oranları böylesine büyük zikzaklar çizmiyor. Türkiye'deki tablo, aslında olayın sağlıklı olmadığını gösteriyor.

Daha önemlisi var. Türkiye'de enflasyon rakamının düşük olması, yiyecek ürünlerinin ucuzluğundan kaynaklanıyor. Haziran ayında yurt içinde bir haftalık tatil ücreti yüzde 45, Hac'a gidiş ücreti yüzde 15, şoför eğitim kursu ücreti yüzde 7, şehirlerarası otobüs ücreti yüzde 5 yükselmiş.

Buna karşın, kiraz fiyatı yüzde 68, erik fiyatı yüzde 37, kuru soğan fiyatı yüzde 32, patates yüzde 32, domates yüzde 22, kabak yüzde 12, salatalık yüzde 11, taze fasulye yüzde 10 ucuzlamış.

Türkiye'de sebze ve meyvenin bu kadar ucuz olması insanların sağlıklı ve dengeli beslenmesi açısından son derece olumlu. Ama bu meyveleri, sebzeleri üreten insanlar var. Domatesin, patatesin kilosu, 50 kuruştan satılıyor. 10 kilo domatesi günlük olarak serasından, tarlasından toplayan bir köylü vatandaş, minibüse binecek şehre, pazara gelecek. Hepsini satsa, 5 TL parayı cebine koyacak. İyi de nerede ulaşım parası, nerede o domatesin maliyeti?

Domatesi, patatesi üreten, insanları besleyen vatandaş ne kazanacak?

Kolay mı kiraz yetiştirmek, kolay mı fındık toplamak?..

Dünyanın en ucuz meyve ve sebzesini yiyor, bunları üretenleri sömürüyor, enflasyonumuz düşük diye övünüyoruz. Bu işte bir çarpıklık var.

Tarihi Gar'a çok yazık olacak

Sonunda karar verildi. Aylardır boş duran, adeta yeniden çürümeye, yıkılmaya, yok olmaya terk edilen Tarihi Gar Binalarında geçmişte çok şık lokanta olarak işletilen bölümler, Sağlık Müdürlüğü'ne verildi.

Kocaeli'de 100 kadar uzmanın katılımı ile büyük bir kanser taraması yapılacak, bu sağlık çalışmasının merkez üssü de Tarihi Gar Binaları kompleksi olacakmış.

Yazık günah. Sağlık Müdürlüğü için, bu kanser taraması için onlarca bina, mekan bulunabilirdi. Ama alkollü içki ruhsatı bulunan, İzmit'in en güzel binalarından biri olan, üstelik restorasyonu için de çok önemli miktarda para harcanan bu tesisi yok etmek isteyenler, sonunda bir formül buldular.

Tarihi Gar Binaları, uygun fiyatla, marka olmuş bir restorana, başarılı bir işletmeciye verilmeliydi. İzmit'te böyle bir mekana kesinlikle ihtiyaç vardı. Bu kente bir yabancı konuk gelse, “Şöyle güzel bir yemek yiyeyim, yanında bir kadeh de şarap içeyim” dese, götürülecek yer yok. Gar Binası bu konsepte en uygun mekandı. Burayı da kalkıp, “Kanser araştırma üssü” yapıyorlar.

Tam bir kara mizah. Ama artık İzmit budur. İçimize sinmese de katlanmak zorunda kalıyoruz.

Bu haber toplam 1134 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.