1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Çıkmaz sokağa girilmesin
Çıkmaz sokağa girilmesin

Çıkmaz sokağa girilmesin

Anayasa, sözün özü ve azı ile, çok şeyi ifade eden bir yasadır. Uzun soluklu olması nedeniyle, aklın gelişim doğrultusuyla uyumlu olması gereken toplumsal gelişmenin önünü kesmeyecek biçimde düzenlenme

A+A-

Anayasa, sözün özü ve azı ile, çok şeyi ifade eden bir yasadır. Uzun soluklu olması nedeniyle, aklın gelişim doğrultusuyla uyumlu olması gereken toplumsal gelişmenin önünü kesmeyecek biçimde düzenlenmesi gerekir.

Eskilerin “efkarını cami, ağyarını mani” dedikleri böyle bir  anayasanın tasarımı ise, kuşkusuz uzmanlık gerektirir.

Toplumsal gelişimin geleceğini güvence altına alacak olan bir yasanın kaderinin, sıkça değişen siyasal iktidarların güncel iradesine terk edilmesi, anayasanın varlık nedeniyle çelişir.

Anayasanın topluma mal edilmesi elbette esastır. Bu nedenle toplum temsilcilerinin nezdinde görüşülüp kabul edilmesinin ötesinde toplumun da özümsemesi ve onaması gerekir. İşte bu bağlamda bilimsel düşüncenin yol gösterici ve uzlaştırıcı işlevi yadsınamaz bir gerçek olarak ortaya çıkmaktadır.

Anayasa yapılırken azınlığın mantık dışı dayatması ne derece çarpıksa, seçim yasasının çarpıklığından kaynaklanan meclisteki çoğunluğun dayatması da o kadar çarpıktır.

Düşünün ki, 1982 Anayasası Yüzde 92 gibi oy çokluğu ile kabul edilmiş olmasına karşın, geride kalan 30 yıl içersinde değişe değişe adeta değişmedik yanı kalmadı. Askeri yönetimin damgasından gayrı nesi kaldı ki?

Oysa 1923 yılında kurulmuş olan cumhuriyetin evrensel akılla uyum içersinde olan kazanımları var. Anayasanın üzerindeki sanal askeri damgası bahane edilerek, toplum tarafından özümsenen bu kazanımların gerisinde kalacak bir anayasayı düşünmek bile abestir.

Mevcut iktidar tarafından anayasada yapılan değişikliklerin daha mürekkebi kurumadığına göre ve bu değişimlere bakarak perşembenin gelişi çarşambadan belli olmuyor mu?

Siyasal iktidara bağımlı hale getirilen “yargı” yeniden ve tam bağımsız hale mi dönüştürülecek?

Laik öğrenim ve öğretim ve bunu öngeren eğitim sisteminin birliği yeniden mi sağlanacak?

Şayet anayasa değişikliği böylesine acil bir sorun idiyse, yukarıda belirttiğimiz gibi, daha mürekkebi kurumamış olan anayasa değişikliğinde neden bunlar öngörülmedi?

O zaman referandumdan geçmeyeceği konusunda kuşkuları mı vardı da, şimdi bu kuşkuları ortadan mı kalktı?

Neyin nesidir bu acele?

Yoksa geleceklerinden mi kuşkuları var?

Tek dileğimiz, Türkiye’nin geri dönülmesi zor çıkmaz sokağa sokulmamasıdır.

Bu haber toplam 826 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.