1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Çılgın projeler düşünmeliyiz
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Çılgın projeler düşünmeliyiz

A+A-

Bu şehre, bize ne sözler verildi.. Ne maketler gördük, ne hayaller kurduk biz..
 2017 yılında Dünya Üniversiad Olimpiyatlarına ev sahipliği yapacaktık. 
Perşembe Pazarı alanında 41 katlı rezidans ve kent meydanı yapacaktık. 
Havadan monorayla, teleferikle kentin her yerine ulaşacaktık. 
Çok fonksiyonlu, çok işlevsel Kongre ve Kültür Merkezimiz olacaktı. 
Hayvanat bahçeleri, botanik bahçeleri, aquaparklarımız olacaktı.. 
Elimizde ne var? Toz toprak içinde devam eden tramvay yolu inşaatı.. 
Diğer şehirleri kıskanıyorum.. Mersin, Erzurum, Trabzon olimpiyat yaptı. Antalya Expo’yu düzenliyor. 
Konya’nın, Erzurum’un, Eskişehir’in trafik sorunu, ulaşım sorunu kalmadı. 
Bizim şehrimizin her konuda potansiyeli var. Kandıra bölgesi “Turizm bölgesi” ilan edildi, daha imar planını yapamadık. Kandıra’ya Gıda OSB kurulacaktı, altında kaldık. 
Mecburiyetten ve yokluktan, 3 ncü sınıf düğün salonlarına Kültür Merkezi diyoruz. Şehrimize spor organizasyonu alamıyoruz. 
İte kaka bir havaalanımız oldu, Trabzon’dan başka yere uçamıyoruz. 
Artık biraz büyük düşünmemiz lazım. Çok güçlü bir Büyükşehir Belediyemiz var. Çılgın projeler düşünmeliyiz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, şimdi Boğaz’ın altından yaya geçişi işin tüp tünel planlıyor. Biz sahilde, Sekapark’tan Başiskele’ye kadar faytonla gezinti hayal ettik, bu bile olmadı.
D-100 karayolu geçişinde Köseköy kavşağında battı-çıktı hayal ediyoruz ama, hala Yahya Kaptan kavşağına yaya köprüsü yapamadık. Selden çöken Eşme bölgesinde D-100’ü onarıp açamadık. 
D-130’da Gölcük’te, Karamürsel’de battı çıktı yapılması lazım; biz hala Değirmendere Dörtyol’daki köprülü kavşağın altında trafik düzenini sağlayamadık. 
Otogar kavşağında köprülü kavşak projesi hazırlattık. Çok lazım; Karayolları’nı ikna edemiyoruz. 
Körfez üzerine yapılan Osman Gazi Köprüsü bizim diye övünüyoruz da, hala Güney Otoyolu’nun güzergahını öğrenemedik. 
İçimde çok acılar var. Çok örnek verebilirim, çok. Bazen, seçim dönemlerinde sinema salonlarında dev perdelerde izlediğim proje maketlerini hayal ediyorum.  Sonra, Kandıra kavşağında ya da Alikahya girişinde trafik içinde kendimi sıkışıp kalmış halde buluyorum. 
Çılgın projeler yapalım. Hayata geçiremesek de, bu tuhaf kentte aylarca tartışalım, hayalini kuralım. Önümüzdeki şubat ayında Otogar-Sekapark arasında tramvay çalışmaya başlarsa, kabinlerin içine dev ekran kurar, bol bol bu projelerin maketlerini seyrederek avunuruz. 
Bir şeyler yapalım. Bir şeyler yapmalıyız.  Bu haliyle, bu kentteki hayat giderek daha monoton, daha sıkıcı hale gelmiyor mu?

*İnsanlar toz toprak içinde kaldı 
Konuştuğum AK Partili dostların da çok büyük bölümü kabul ediyor: “Bu tramvay projesi, bu kadar eziyeti ile İzmit için gereksizdi. Bir inat uğruna başlatıldı” diyorlar.
Tabii, ilimizdeki akılsız muhalefetin de Büyükşehir Belediyesi yönetimini bu yanlışa sürüklediğini söyleyebiliriz. Eğer, muhalefet sözcüleri her fırsatta, “Hani seçimden önce söz verdiniz, tramvay nerede” diye zırt pırt konuşmasalar, başımıza bu işler açılmayabilirdi. 
Artık başladı. Ama iş çok sıkıntılı gidiyor. Yahya Kaptan’dan bir türlü çıkılamadı. Şu sıralar Yenişehir Mahallesi’nde insanlar perişan. Her yer toz toprak içinde. Trafikte yaşanan sorunları bir kenara koyun. Tramvay inşaatı bölgesinde insanların huzuru kalmadı. Evler toz toprakla dolu. Balkona çamaşır asılamıyor. Önümüzdeki günlerde, hem tramvay yolu inşaatı şehir merkezine doğru ilerleyecek, hem havalar ısınacak. İnşaat güzergahında işyerleri kapılarını açamıyor. 
Bu işin daha düzgün yapılması lazım. Daha titiz, daha dikkatli yapılması, zaman zaman inşaat alanının sulanması lazım. Tramvay yolu inşaatı güzergahında kalan insanlar gerçekten çok çile çekiyor. Bu işi mümkün olduğu kadar hızlandırmak lazım. 

*Günler uzadı, daha uzun çalışmalı
İlimizde inşaatı devam eden büyük işler var. Outlet Kavşağı inşaatı var. Tramvay yolu inşaatı var. D-100 kenarında bitmek bilmeyen Yahya Kaptan yolu inşaatı var. 
Bu işler, zaten sıkıntılı olan İzmit’teki hayatı, insanlar için daha da zor hale getiriyor. Mümkün olan en kısa zamanda bitirilmeleri gerekiyor. Şu sıralar bu tür inşaatlar için en uygun mevsim. Ama bizim ilimizdeki büyük, sıkıntı veren inşaatlara bakıyorsunuz.. Devlet dairelerinde bile mesai daha uzun sürüyordur. Sabahları iş geç başlıyor. Akşam saat 17.30 oldu mu, müteahhitler bütün işleri paydos ediyor. Tatil günlerinde işler adeta duruyor.
Oysa, İzmit’i çok rahatsız eden, çok sıkıntı yaratan bu işlerin, sabah gün ışımasıyla birlikte başlaması, akşamları hava kararana kadar sürmesi lazım. Hatta, çevresine gürültü yaratmıyorsa,  geceleri de ışıklandırma yapılarak işin sürmesi lazım. Tatil günlerinde çalışmaların sürmesi lazım.
Sabah 08.30- akşam 17.30 saatleri arasında iş yapılıyor. Büyükşehir Belediyesi’nin müteahhitlerin başında olması lazım. Bu işlerin mümkün olan en kısa zamanda bitmesi için, çalışma tempolarının yükselmesi şarttır. Öyle günde 7-8 saat çalışma ile bu işler kesinlikle zamanında bitmez. İzmit halkı da çile çekmeye devam eder. 

*Yaşlıya, engelliye minibüsçü iyi davranmalı 

Toplu taşıma hizmeti veren minibüslerin, devlet zoruyla yolcuların bir bölümünü ücretsiz taşımaya zorlanmasına en çok karşı çıkanların başında geldim. Yapılan haksızlıktı. Siyasi iktidar, halkın bir bölümüne hoş gözükmek için,  toplu taşıma hizmetinden çok fazla insanın ücretsiz yararlanmasına karar vermişti. 
Kamuya ait, belediyelere ait araçlarda böyle bir uygulama olabilirdi. Ama özel sektörün, şahıslara ait minibüslerin her gün yüzlerce yolcuyu ücretsiz taşımasını istemek, vicdana da, ticaret kurallarına da, yasalara da aykırıydı. İlimizdeki minibüsçüler de bu konuda direndiler. 65 yaş üstü vatandaşlara, engelli vatandaşlara verilen ücretsiz seyahat kartlarına tepki gösterdiler. Hatta eylem kararı aldılar. Bunu da destekledim.
Sonunda ilimizde AK Parti İl Başkanı Ceyhan devreye girdi.  Minibüsçülerin geçmişe dönük 10 aylık alacağını, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ‘ndan çıkarttı. Hafta başında ilimizdeki 2000 civarında minibüsün sahibine, 8.100 TL para yatırıldı.
Yani, 65 yaş üstü vatandaşların, engellilerin, engelli yakınlarının toplu taşıma araçlarında bedava yolculuk yapmasının karşılığını devlet ödedi. Gazeteye her gün onlarca şikayet geliyor. Bazı hatlardaki minibüsçüler, hala ellerindeki ücretsiz seyahat kartı ile minibüse binmek isteyen yaşlılara, engellilere, engelli refakatçilerine kötü davranıyormuş. Bu insanlar, onurlu insanlar. Kırılıyorlar. Devlet, onların bedava seyahat etmesi karşılığında parayı ödemiş. Artık minibüsçülerin, elinde bedava seyahat kartı bulunan insanlara müşteri gibi, velinimet gibi bakmaları lazım. Hiçbir minibüste, hiçbir yaşlı veya engelli yolcu en küçük bir kötü muamele ile karşılaşmamalıdır. Minibüsçüler Odası’nın ve kooperatif yönetimlerinin bu konuda minibüsçüleri, şoförleri ciddi biçimde uyarması gerekiyor.

*Normalleşme belirtileri olabilir mi?
Uzun süreden beri bu ülkede çok gergin ortamda yaşıyoruz. Hukuka olan güvenimizi yitirmiştik. Toplum olarak tam anlamıyla kamplara ayrılmış, birbirimize karşı öfke ve kin kusar hale gelmiştik. 
Üst üste önemli yargı kararları çıktı. 
Önce Yargıtay, çok insanı haksız yere yakan “Ergenekon Çetesi” davasına son noktayı koydu, “Böyle bir çete yoktur” dedi. 
Sonra,  gazeteciler Can Dündar ile Erdem Gül’ün yargılandığı davada, savcının bu gazetecilik davası ile,  cemaat davasının birleştirme talebini mahkeme geri çevirdi. Ardından, bir süredir Barış Bildirgesi’ne imza koydukları için tutuklu olan akademisyenler için tahliye kararı çıktı. 
Bence hukuk adına doğru kararlardı. En azından yapılmış büyük yanlışları düzelten kararlar. Tam da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı günlerine rastladı. Dikkat edin, sanki Başkanlık Sistemi dayatması konusunda da  biraz geri adım  var.. Belki de bütün bunları üst üste koyup, bir yumuşama ortamından söz edebiliriz. Türkiye’nin bunu ihtiyacı var. Toplumsal uzlaşmaya, karşılıklı hoşgörüye,  en fazla da yargı-hukuk üzerinden toplumun bir bölümünü yok etme girişimlerine son vermek gerekiyor. Üst üste gelen olumlu kararlar bu yolda çok önemli ve çok olumlu gelişmeler olarak algılanmalıdır. 

*Bence güzel bayram oldu 
TBMM’nin Atatürk tarafından açılışının 96 ncı yıldönümünü, cumartesi günü bir kez daha Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutladık.  Terör olayları ve şehit acıları nedeniyle 23 Nisan ile ilgili resmi programların iptal edilmesi tartışılmıştı. Ama bence,  bu 23 Nisan Bayramı geçmiş yıllardan daha canlı, daha güzel kutlandı.
23 Nisan’larda resmi törenlerin içine çocukların çok fazla sokulması, aslında çocukları rahatsız da ediyordu. Ben kendi ilkokul çağlarımı hatırladım. Günlerce bayram için hazırlanırdık.  Soğukta üşürdük. Yeni tören kostümleri dikilir, ailelere masraf çıkardı. Elbette Milli Bayramı kutlamak, Milli Bayramı yaşamak çocuklar için önemliydi ama, bu iş eziyete de dönüşüyordu.
Çocuklar için bayram varsa, çocuklar eğlenmeli. Hediyeler almalı. Şarkılar söylemeli. İçlerinden geleni yapabilmeli. Bu defa sanki biraz daha öyle oldu. İlimizdeki bütün AVM’ler, 23 Nisan’da çocuklar için program hazırlamıştı. Aileler, çocuklarıyla gittikleri her yerde, çocukları için bir güzellik buldular. Çocuklara hediyeler verildi. Pek çok esnaf, pek çok şirket 23 Nisan’da çocuklar için bir güzellik yapmaya çalıştı. Milli Bayramlarda elbette bir miktar devlet düzeni, protokol olmalı. Ama özellikle 23 Nisan Çocuk Bayramı ile, 19 Mayıs Gençlik Bayramını daha farklı konseptlerde kutlamayı da çekinmeden tartışabilmeliyiz. 
23 Nisan’larda bütün çocuklar, 19 Mayıs’larda bütün gençle mutlu olabilmeli. Hediye alabilmeli. Eğlenebilmeli. Biz büyükler çok farkında değiliz ama, bu ülkede çocukların, gençlerin üzerinde gerçekten taşınması çok zor ağır yükler var. Madem çocuk bayramı, tamamen çocukların olmalı. 
Ankara’daki törenleri televizyondan izledim. Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın koltuklarına, sembolik olarak birer küçük kız öğrenci oturdular. Ne kadar akıllı, ne kadar güzel çocuklardı. Geçmiş yıllarda bütün illerde çocuklar Vali’nin makamından Belediye Başkanının makamına kadar taşınır, koşturulurdu.  Çok sıradan, abes hale gelmişti. 
Ben bu defa, 23 Nisan bayramını daha çok halkın, özel sektörün sahiplendiğini fark ettim. Ülkemizde milli duyguların da çok hassas bir süreçten geçtiğini hissedebiliyoruz. Bayram törenlerini resmiyetten uzaklaştırmayı destekliyorum. 96 ncı 23 Nisan kutlamaları bence hiç de fena olmadı. 


*Büyükşehir’in en iyi yaptığı işlerden biri
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin inşaat, köprü falan gibi işlerde çok iyi organize olabildiğini söyleyemeyiz. En azından gözümün önündeki örneklere bakarak ben öyle düşünüyorum.
Ama Büyükşehir Belediyesi’nin bazı konulardaki organizasyon kabiliyetini de takdir etmemiz gerekiyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bu yıl 8 nci kez 23 Nisan Çocuk Şenliği düzenledi. 41 farklı ülkeden 1000 kadar çocuk üç gün boyunca ilimizde ağırlandı. Farklı ülkelerden gelen çocuklar karşılandı.  Bu misafir çocukların İzmit’te kalacağı evler, aileler titizlikle seçildi.  Çocuklar tek tek ailelerin yanlarına yerleştirildi. Üç gün boyunca devam eden şenlikte, dünya çocukları şehrimizi, Türk insanını tanıdı. Dünyadaki yegane çocuk bayramının tadını çıkarttı.
Geçmiş yıllardaki festivallerden biliyorum. Büyükşehir’in konuğu olarak ilimize gelen, ailelerin yanında kalan dünya çocukları çok iyi izlenimlerle ayrılmışlardı. Hala, yıllardır bu çocukların, misafir kaldıkları arkadaşları ile iletişimi devam ediyor. Dünyanın her köşesinde İzmit’i tanıyan, İzmit’te 3 gün kalmış binlerce çocuk var. Bu yıl 8 ncisi yapılan festivalin ilk dönemlerinde çocuklar için çok yoğun program hazırlanıyor, oradan oraya sürükleniyorlardı. Artık Çocuk Şenliği’nin programı da sadeleştirildi. Dünya çocukları, hiç bilmedikleri bir ülkeye, hiç tanımadıkları insanların yanına geliyorlar. Üç gün eğleniyor, yeni şeyler öğreniyor ve ülkelerine çok mutlu dönüyorlar. Hepsinin İzmit’te arkadaşları, aileleri oluyor.  Bu önemli bir kazanımdır ve bu organizasyonu başarıyla gerçekleştirenleri de kutlamak gerekiyor. 


 

 

 

 

Bu yazı toplam 2203 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum