1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. ÇOK ACI BE ARKADAŞ….
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

ÇOK ACI BE ARKADAŞ….

A+A-

    Acı  çok  acı.. Yürekler  yandı  yine.. İçimiz  yandı  yine..  Dayanacak  gücümüz,  söyleyecek  sözümüz mü  kaldı  Allah aşkına.. Buna  ne  denir,  nasıl  dayanılır  be  arkadaş.. Gözler  yaşlı.. Sıra  sıra  gencecik  evlatlar  neydü belirsizlerin  hedefi  olmuş,  hayatlarını  kaybetmişler.. Analar  perişan.. Eşler  çaresiz.  Evlatlar  şaşkın.. Babalar  ve  diğer  aile  yakınları  dik  durma  gayreti  içersinde  çabalıyorlar.. Dillerde  alışılmış  o  söz  “Şehitler  ölmez,  Vatan  bölünmez”.. Bu  söz  çok  anlamlı da.. Ölmez mi  be  arkadaş..  Halkımıza  ne  olmuş  artık  gerçekten  anlayamıyorum.. Ben  bu  satırları  yazarken  kaybımız  44 vatan  evladıydı.. Ama  yine  pek  bir  bütünlük  görünmüyor  halkımız   arasında.. Meclis  onlardan  aşağı  değil  tabiî ki.. Yine  senlik  benlik  ve  kavga  damgasını  vuruyor   yaşlı  gözlerimize.. Sosyal  medyaysa  bir  felaket.. Kimin  kiminle  derdi,  sıkıntısı  varsa  vuruyor da  vuruyor.. Ya  kardeşim  görüş  ayrılığınız  olabilir.. Buna  zaten  bir  şey  diyen  yok.. Ama  şu  yaşanan  acılar  sonucu   saygılı  olmamız  gerekmez mi.. Bak  kaç  ocak  söndü.. Kaç  aile  yıkıldı.. Kaç  hayal,  umut  yok  olup  gitti.. Zamanı mı  bu  çirkin  yaklaşımların.. Neden  böyle  olduk  biz,  söyle  arkadaş.?

  Valla  arkadaş  söyleyecek  çoookk  söz  var  aslında  ama  ne  yazık ki  içime  atıyor,  söylemek  istediklerimi    yaptığım  işe  olan  saygımdan  dolayı  söylemek  istemiyorum.. Hem de  bu  ülkede  yaşantımıza  damgasını  vuran  her  yapıya  haykırırcasına.. Ne mi  olacak.?  Hiiççç.. Bir  şey  olmayacağını  ben de  biliyorum.. Ama  içimdeki  alevin  sönmesini  sağlayabilirdim  az da  olsa  diye  düşünüyorum.. Hani  çok  kederli  olduğumuzda  ağlayınca  biraz  hafifleriz ya.. Onun  gibi  işte arkadaş.. Keşke  gerçeklerin  ne  denli   sevimsiz  olduğunun  farkına  vardıra  bilseydik  tüm  insanlara.. Ne  dostluk  kaldı,  ne  güven  ne de  arkadaş..  Aslında  bir  hayat  dahi  ne  kadar  değerli  anlayabilene.. Bu  konu  üzerine  otursam  kitap  yazabilirim.. Öyle  doluyuz ki  kahrolası  terörün  acılarıyla.. Hepimiz  patlamak  üzereyiz,  dayanacak  gücümüz  kalmadı  değil mi  arkadaş.. Ama  biliyorum ki  sizlerde  günlerce  bu  üzücü  haberlerle  ve  görüntülerle  darmadağınık  oldunuz..  O  nedenle  biraz  başka  bir  eşsiz  duygudan  dem  vurmak  istiyorum  ve  biliyorum ki  siz  bu  kıssadan  hisseleri  seviyorsunuz.. Belki  biliyorsunuzdur  ama  bir de  benden  okuyun  “ ARKADAŞLIK”  denen  o  güzel  duygunun  hikayesini..  Peki  o  zaman.. Haydi  yazalım  artık  arkadaş..

  Eski  Türklerde  cengaverler  savaşırken arkadan  gelecek  herhangi  bir  saldırıyı  kontrol  edebilmek  için  sırtlarını  bir  ağaca,  kayaya  veya  taşa  vererek  ok  atarlarmış..
Atalarımız  genelde  bozkır  hayatı  yaşadıkları  için  genelde  bu  sırt  dayadıkları  nesne  özellikle  bir  taş  veya  kaya  olurmuş, yani  arkalarında  bir  arka taş  olurmuş.. Yıllar  sonra  bu  sırt  dayanan  arka taşın   ismi  ARKADAŞ  olarak  değişmiş   ve dilimize  yerleşmiş.. Demem   o ki,  arkadaş güvenebileceğimiz,  bizi  arkadan  vurmayacak  olan,  samimiyetine  güvendiğimiz  kişilere  verdiğimiz  isim  olmuştur..

   Yaşamımızda  inanılmaz  önemi  olduğunu  gayet  iyi  bildiğimiz  AŞK  ve  Arkadaş  bir  gün  yolda  karşılaşmışlar..Aşk  kendinden  emin  bir  şekilde  sormuş  arkadaşa  “  Ben  senden  daha  samimi  ve  daha  cana  yakınım.. Sen  niye  varsın ki..? demiş.. Arkadaş  hemen  cevap  vermiş. “ Aşk  ben  sen  gittikten  sonra  ardında  bıraktığın  göz  yaşlarını  silmek   için  varım”  demiş..

    Yanlarına  yaklaşarak  onların  konuşmalarına  şahit  olan Aşk  Meleği  gözleri  yaşlarla dolu  dolu  arkadaşa  uzatmış  ellerini  ve  kalbindeki   okun  acısıyla  kıvranarak  şöyle  seslenmiş “Artık  insanlar  anlasınlar   arkadaşlığın  ne  denli  özel  ve  önemli olduğunu   ve  hiç  bir  şeye  değişmesinler  arkadaşlarını”..

   Evet  efendim  arkadaşlık  hikayeye  göre  böyleymiş  meğer..” Meğer”  diyorum  çünkü  artık  bu duyguların  ve  düşünce  yapısının  aynı  hikaye  gibi  tarihe  karıştığına  inanmaya  başlayanlardan  olacağım..Keşke  şu  acı  günlerde de  başımızı  omzuna  dayayacak  onlarca  arkadaşımız, dostumuz  olabilseydi.. Haa, bu  anlatılanların  içersine  gerçek  arkadaşları  ve  dostları  asla  katmadığımı  da  belirtmek   isterim.. Onlara  can  feda.. Ve  onlara  oldukça  fazla  ihtiyacımız  var.. Bana  bu  güzel  hikayeyi  yollayan   canım  arkadaşlarıma   yürekten  teşekkür  ediyorum..Çok  hoşuma  gitti  ve  okurlarımla  paylaştım.. Bakınız  yolladıkları arkadaş  farkında lığını  arttırıcı  hikaye  nasıl  bitiyor.. Bu  kısmı da  yazarak  kendilerine  gerçek arkadaş sevgisiyle  bağlı  olduğumu söylemek  istiyorum..
* Kavgayı,  bir  yaprağın  üzerine  yazmak  isterdim.. Sonbahar gelince  yaprak  kuruyup, dökülsün  diye.. 
*Öfkeyi, bir  bulut  üzerine  yazmak  isterdim..Yağmur  yağınca  bulut  yok  olsun  diye..
* Nefreti,  karların  üzerine  yazmak  isterdim..Güneş  açınca karlar  erisin diye..
*Dostluğu   ve  Sevgiyi   yeni  doğmuş bebeklerin yüreğine  yazmak  isterdim.. Onlarla  birlikte büyüsün, bütün  dünyayı  sarsın  diye..                                                               

Bu yazı toplam 2160 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
3 Yorum