1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Çok acil durum
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Çok acil durum

A+A-
Türkiye,  uzun yıllardan beri terörle boğuşan, mücadele eden bir ülke. Çok acı olaylar yaşadık.Teröre çok canlar verdik.. Bu ülkenin gencecik evlatları şehit düştü. Güle oynaya, halaylar çekerek vatan nöbetine uğurlanan gençler, baba evine bayrağa sarılı tabutlar içinde döndüler.. 
Bebeklerin vücuduna otomatik tüfeklerle mermiler sıktılar..Komutanlar şehit edildi.. Bombalı saldırılar da oldu…
Yıllar içinde terörle mücadele konusunda yeni açılımlar yapıldı. Devlet yeni politikalara yöneldi.  Şiddetin şiddet kullanılarak önlenemeyeceği, herkesin oturup konuşarak çözüm araması gerçeği kabul edildi. 
……….
Teröre yabancı bir ulus, teröre yabancı bir devlet değiliz.. Ama, geçen pazartesi günü Urfa Suruç’ta yaşanan olay, bugüne kadar bildiğimiz, tanık olduğumuz terörden çok farklı bir durumdur. Suruç’taki saldırı, doğrudan bu milleti kendi içinde birbirine düşürmek, kardeş kavgasını başlatmak amacına yöneliktir.. 
Siyasi görüşlerini bir tarafa bırakın. Hiç önemli değil.. Bu ülkenin genç insanları, çok büyük bölümü üniversite öğrencisi olan, toplumsal duyarlılık taşıyan çocuklar.. Urfa Suruç’ta  toplanıyorlar.. Suriye’ye Kürt bölgesine geçecek, orada savaşta yakılıp yıkılan binaların onarımında çalışacak, savaş mağduru kadın ve çocuklara hediyeler verecekler..Bir canlı bomba aralarına karışıyor. Pimi çekiyor, kendisini patlatıyor.. Bilanço şimdilik 31 ölü, yüzlerce yaralı. 
Biz bu canlı bomba eylemlerini Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Afrika ülkelerinde olur biliyorduk. Bize, bizim ülkemize geldi..Pazartesi günü Urfa Suruç’ta.. Yarın kimbilir nerede?.. 
Hemen birbirimize girdik, hemen birbirimizi suçlamaya başladık. Zaten terörün de amacı ve hedefi buydu. Bu oyunun tuzağına düşmeye de son derece müsait durumdayız. 
……….
Elbette, Urfa Suruç’ta meydana gelen ve bir bakıma ülkenin tamamını tehdit eden bu olayla ilgili, devletin önemli sorumluluğu var. Hükümetin Suriye politikası, Ortadoğu politikaları başından itibaren yanlıştı. Bütün uyarıları hiçe saydılar. Hatada ısrarı sürdürdüler. Belki Urfa Suruç’ta bu eylemi gerçekleştirenleri beslemek , büyütmek gibi bir hatanın içine de düştüler.. 
Yanlış dış politikanın başımıza böylesi çoraplar örebileceğini hiç kestiremediler. Ama zaman, bunları tartışmanın zamanı değil.. 
Bu defa önümüzdeki tehlike çok büyük bir tehlikedir. Topyekün Türkiye’yi bir iç savaşa, tam anlamıyla kardeş kavgasının içine sürükleyebilecek, ülkenin her yerinde çok ciddi kargaşalar yaratabilecek, zaten bunları hedefleyen çok önemli bir girişimdir. 
Bu olayı, “Şiddetle lanetlemek”, “Sorumlularını bulacağız” demek çözüm değil.. Öteden beri, “Birlik-beraberlik” nutuklarına da inanmam. Ama şimdi gerçekten birlik-beraberlik zamanıdır. Şimdi birbirimizi eleştirmek, daha fazla kutuplaşmak, birilerini düşman, hain göstermek zamanı değil; tam tersine ülkemizi ve hepimizi tehdit eden bu çok ciddi durum karşısında birlikte mücadele adına kararlılık göstermek zamanıdır. 
……….
Şimdi içinden geçtiğimiz sürecin “Acil durum” değil, “Çok acil durum” niteliği taşıdığına inanıyorum. Böylesi bir durumda bütün siyasi hesapların bir kenara bırakılması şarttır. Ortaya çıkan bu yeni durum, Türkiye’nin mevcut parlamento aritmetiği içinde güçlü bir hükümet çıkartma zorunluluğunu kaçınılmaz hale getirmiştir. Üstelik bu güçlü koalisyonun öyle karşılıklı peşrevler çekerek uzun bir zaman dilimine yayılması da anlamsız bir vakit kaybı olacaktır. 
Türkiye’nin bu önündeki büyük “Kardeş kavgası” , “İç savaş” tehlikesi karşısında “Büyük koalisyona”, yani AKP-CHP koalisyonuna çok daha fazla ihtiyaç duyduğu açıktır.. 
Ne AKP tarafının, ne CHP tarafının kıvırtma lüksü kalmamıştır.
İki büyük parti adına yürütülen koalisyon pazarlıklarında heyet başı durumunda olan Ömer Çelik ile Haluk Koç’un “egoları yüksek”, bir pazarlıkta uyuşmaktan çok kavga etmek yönünde hareket edebilecek kişiler olduğunu düşünüyorum. 
Biran önce Başbakan Davutoğlu’nun çağrısı yerine getirilmeli, Meclis’teki 4 partinin genel başkanları teröre karşı işbirliği metnini birlikte imzalamalıdır. Biran önce Davutoğlu ile Kılıçdaroğlu birlikte masaya oturmalı, hiçbir zaman anlaşamayacakları konuları şimdilik kenara bırakarak en kısa sürede ortak hükümeti kurmalıdır.
Türkiye, Suruç olayının ardından çok erken bir seçime sürüklenirse, bu ülkenin huzurunu kaçırmak isteyen iç ve dış güçlere yeni fırsatlar verecektir. Artık kesinlikle erken seçim tartışmalarının bir kenara bırakılması, biran önce Türkiye’deki kutuplaşmanın ateşini düşürecek Büyük Koalisyon kurulmalıdır. 
Dış politika tekrar ve çok ciddi biçimde gözden geçirilmeli, bireysel haklar korunarak, terörle mücadele ve istihbarat paylaşımı konusunda çok ciddi adımlar atılmalıdır. 
Diyebilirsiniz ki, “1993 yılında Sivas’taki Madımak dehşeti yaşanırken, DYP-CHP hükümeti vardı. Erdal İnönü Başbakan Yardımcısıydı.” 
Evet,  bir AKP-CHP koalisyonu da çok kısa vadede Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu terör riskini kökünden ortadan kaldıramaz. Ama şimdi, Türkiye’nin siyaseten kararlılığını gösterme zamanıdır. 
Suruç olayı, çok çok çok vahim olaydır. Suruç olayı, Türkiye’nin geleceğinde çok büyük ve çok karanlık olayların işaretidir. Siyasi kararlılık, toplumsal uzlaşma ve ülkemizdeki kutuplaşmayı eriterek bu tehlikeden kendimizi uzak tutabiliriz. 
Durum, acil olmanın da ötesine geçmiş, “Çok acil” hale gelmiştir. AKP ve CHP’den bu konuda olağanüstü sorumluluk bilinci içinde hareket etmelerini beklemeye elbette hakkımız var.
Bu yazı toplam 266 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.