1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Çok sıkıntılı günlerden geçeceğiz
Çok sıkıntılı günlerden geçeceğiz

Çok sıkıntılı günlerden geçeceğiz

Kendimi “Demokrasi’ye inanmış biri” olarak tanımlayabilirim.

A+A-

Demokrasi hoşgörü rejimidir. Karşılıklı görüşlere katlanmak, sizi en çok kızdıran fikre bile saygı duymaktır. Seçim yapılıyorsa, ülkeyi yönetecek kişiler halkın sandıkta kullandığı oylarla dürüst seçimler sonunda belirleniyorsa; ülkeyi yönetenden halk tarafından denetlenebiliyorsa, hukuk devleti ilkeleri işliyor, bireysel özgürlükler kesinlikle güvence altındaysa,  basın özgürse,  demokraside sistem hiç önemli değildir. 

Başkanlık olmuş, yarı başkanlık olmuş, parlamenter sistem olmuş hiç fark etmez.

Ama biz, çok büyük, çok kırıcı, çok sert bir kavganın içine giriyoruz…

…………..

Öyle bir iktidar var ki. Ülkede yaşanan hiçbir olumsuzluktan kendisinde zerre kadar sorumluluk görmüyor. Hatta yaşanan her olumsuzluğu,  kendi iktidarlarının yıkılmasına yönelik “Dış mihraklar”  marifeti olarak gösteriyor. 

Çok güçlü bir lider var. Halkın önemli bölümünün güvendiği, beğendiği, söylediği her söze inandığı çok güçlü bir lider. Bir de aslında kişisel hiçbir marifeti, başarısı bulunmayan, o lidere halkın duyduğu güven ve sevgi sayesinde hiç akıllarından geçiremeyecekleri yerlere gelmiş, tek hedefleri ulaştıkları bu yeri ellerinde tutmak, kaybetmemek olan insanlar var.

Kimse onları eleştirmeyecek. Kimse, onların sözünün üzerine söz söylemeyecek. Kimse, onların ısrarla istediği şeylere karşı çıkmayacak. 

…………….

Öyle bir muhalefet var ki.. 

Biri, varlığını sürdürebilmenin  tek yolunu, mevcut iktidarın dümen suyuna girmek olarak görmüş. 

Biri, içinden çıktığı toplum kesiminin bile desteğini büyük ölçüde yitirmiş. Halkın önemli bir bölümünün nefretini üzerinde toplamış. Lideri dahil pek çok milletvekili tutuklanmış, kendi derdine düşmüş. 

Biri de sürekli bağırıp çağırıyor. “Çarşı her şeye karşı” misali, hiç çözüm yolu göstermeden  her şeye itiraz ediyor. Ama halkı ikna edemiyor. Sözü dinlenmiyor. Kendi içinde aynı partiden olan insanlar birbirini sevmiyor, saymıyor. Örgütleri dağılmış, lideri kendisini ifade edebilmekten uzak bir zavallı. 

Bir de sosyal medya muhalefeti var. Abuk sabuk. Hiçbir ölçü içinde kalmayan, hiçbir kutsala saygı duymayan,  sürekli sansasyon yaratmak, kendileri gibi düşünmeyenlere hakaret etmek için veciz sözler, cümleler arayan insanlar topluluğu. 

…………..

İşte bu ortamda bir Anayasa değişikliğine doğru gidiyoruz. Ülkenin geleceği adına önemli bir karar verilecek. Değişiklik teklifi Meclis’te görüşülürken gerileceğiz. Sonra Referandum tarihi belli olacak. Birbirimize girecek, birbirimize zaten kalmayan saygımız, sevgimiz tamamen ortadan kalkacak. İktidar bağıracak, muhalefet bağıracak. Biz arada kalacağız. Biz dediğim, bu ülkeyi sevenler. İktidardan veya muhalefetten nemalanmayan, varlık nedenini siyasete bağlamamış,  bu ülkede huzur, özgürlük ve refah içinde yaşamak isteyenler. 

Zor olacak önümüzdeki günler. Çok zor olacak. Hele biz gazeteciler için,  işi gereği fikirlerini toplumla paylaşmak zorunda olan, her gün bir şeyler yazmak zorunda olan insanlar için çok daha zor olacak. 

Düşündükçe içim daralıyor. Emin olun korkuyorum sevgili dostlar…

Tıp Fakültesi bahçesine  yeraltı otoparkı lazım 

İlimizin her bölgesinde otopark sıkıntısı var. Ama bu sıkıntının en çok nerede olduğunu sorarsanız, pek çok kişi aynı yanıtı verecektir:

“KOÜ Tıp Fakültesi Hastanesi bahçesi” 

Allah eksikliğini göstermesin.. Hepimizin yolu bir şekilde Umuttepe’deki KOÜ Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne düşebilir. Sadece bu kentin her yerinde yaşayanlar değil. Çevre illerden de pek çok insan şifa için bu hastaneye geliyor.

Hastalar geliyor. Hasta yakınları, ziyaretçiler gelip gidiyor. Aslında Hastane binası rahat bir konuma yapıldı. Herhalde yapılırken böyle bir sorun yaşanabileceği de öngörülmemişti. 

Gidiyorsunuz Tıp Fakültesi Hastanesi binasına köpek sürüleri ile karşılaşıyorsunuz. Açık otoparkta bir düzen yok. Araba koyacak yer yok. Acil hastanız olsa, bazen hastanenin acil bölümüne girecek yol yok. 

Geçen gün İzmit üzerine sürekli fikir üreten bir tanıdığım söyledi, “Aslında yer müsait. Tıp Fakültesi Hastanesi bahçesinde çok geniş kapasiteli bir yeraltı otoparkı yapılamaz mı?” 

…………..

Geçtiğimiz aylarda KOÜ Rektörü Sayın Prof.Dr.Sadettin Hülagü ile bir röportaj imkanı bulmuştum. Rektör de böyle bir ihtiyaçtan söz etmişti. Tıp Fakültesi Hastanesi’nde polikliniklerin bulunduğu binanın yenileneceğini, yer altı otoparkından asansörle doğruca polikliniklere ulaşılan bir proje üzerinde çalıştıklarını söylemişti. Öyle sanıyorum ki, böyle büyük bir proje için harekete geçmenin zamanı geldi. Büyükşehir Belediyesi’nin de böyle bir projeye katkı vereceğinden eminim. 

Kesilen elektrik gelmiş, asansör ters çalışmış

Geçen gece bir arkadaşım aradı. “Tam senlik bir hikaye var. Gözümün önünde yaşandı. Şaşırıp kaldım” dedi. 

İzmit’te küçük ve orta boy sanayi kuruluşlarının bir arada bulunduğu bir bölgede geçen gün elektrik kesilmiş. Tabii bütün işler durmuş. Bir süre sonra elektrikler gelmiş. Herkes kaybolan zamanın telafisi için koşturmaya başlamış. İşyerinde imal edilen bir makine, işyeri içindeki yük asansörüne konmuş. Yük asansörünün düğmesine basılmış. 

Asansör aşağıya inmesi gerekirken yukarı mı fırlamış, yukarı yönlendirilmişken aşağıya mı inmiş tam anlayamadım. Ama yük asansörü verilen komutun ters yönünde çalışmış. Bölgedeki elektrik arızasını onaran ekip, akımı ters yönde bağlamış.

Bu tür olaylar son zamanlarda ilimizde sık oluyor. Elektrik kesiliyor. Ekip arıza onarımına geliyor. Arıza onarılıyor. Ama ya ters fazda akım veriliyor, ya eksik akım veriliyor. Geçen gün ben evde yaşadım. Elektrik kesildi. Bir süre sonra televizyon açıldı. Televizyon‘da elektrik var, ama evin başka hiçbir yerine elektrik yok. Köseköy’de bir olay yaşandı. Elektrik kesildikten sonra yüksek voltaj verilmiş. İşyerlerinde, evlerde prize bağlı cihazlar zarar görmüş. Sedaş yetkilileri, “Böyle bir vaka olduğunda 10 gün içinde bildirin. Tazmin ederiz” diyorlar. Ama önemli olan zararı tazmin etmek değil. Böylesi hatalar yapılmamalı. Bizim ilimizde bu arıza onarım ekiplerinin hataları yüzünden çok can yanabilir. Dikkat etmek lazım.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
5 Yorum