1. HABERLER

  2. MEDYA

  3. Çok zor bir iş yapıyoruz 
Çok zor bir iş yapıyoruz 

Çok zor bir iş yapıyoruz 

Dünyada bizim gibi haftanın 7, ayın 30, yılın 365 günü makale yazıp, ahkam kesen gazeteci eskilerinden kalmadı.

A+A-

Bırakın dünyayı, ulusal medyada da artık köşe yazarlarının hemen hepsi haftanın her günü makale yazmıyorlar. Eskiden Abdi İpekçi, Hasan Pulur, Çetin Altan, Uğur Mumcu gibi büyükler 7 gün yazardı. Artık o nesil de tükendi. 
Geçmişte yılda 3-5 gün tatil yapacak olsam, tatil günleri için de gazetede çıkacak günlük yazıları önceden “Konserve” olarak hazırlar, bırakırdım. “Sanki iki gün yazım çıkmasa, köşemi elimden alacaklarmış gibi. Kafa dinlemeye gidiyorum” diyor, yazı yazmıyorum. Bazı arkadaşlar, “Teknoloji değişti. Tatilde gittiğin yere bir diz üstü bilgisayar götür, yazını yazıp, atarsın” diyorlar. Ama bende o teknoloji yok. Öğrenmeye de hiç niyetim yok. 
…………
40 yılı aşkın süredir her gün köşe yazısı yazıyor, bu şehirde ahkam kesiyorum.  Biliyorum ki, her gün bu kentte binlerce kişi benim yazdıklarımı okuyor. Bunu bilmek büyük sorumluluk. Öyle baştan savma yazı yazma lüksünüz olmuyor. Üstelik ben altına imzamı attığım hiçbir yazıyı internetten “Kes kopyala yapıştır” yöntemiyle yazmadım. “Bir okurdan mektup aldım. Aynen yayınlıyorum” palavrasıyla sütunlarımı hiç doldurmadım. 
Yazdıklarımın yüzde 90’ı yerel konular üzerinedir. Hepsi düşünce ürünüdür, hepsi özgündür. 
Bunca yıl yazdığım bunca yazı yüzünden neredeyse hiç başım belaya girmemiştir. Yazdığım her yazıyı okuyan herkesin her gün beğenip takdir ettiğini elbette düşünmüyorum. Ama bugün yazdığım yazıyı beğenmeyenler, fikirlerine uygun olmadığını düşünenler, yarın yazdığım yazıyı beğenirse, bu bana yeter. Bugünkü yazıyı beğenenlerin de yarınki yazıya, “Bu adam saçmalamış” demelerinin bence mahsuru yoktur. 
Yazılarıma, tekzip almadım. “Yazdıkların yalandır” diyen olmadı. 1990’lı yıllarda bir kez, dönemin Milli Eğitim İl Müdürü Cemal Şişman’a yanılmıyorsam 2 bin TL tazminat ödemek zorunda kaldım. O yıllarda ilimizde eğitimi berbat etmişler, dibe vurdurmuşlardı. Bunu yazarken öfkeme engel olamamışım. Mahkeme hakaret ettiğime hükmetti. Tazminat ödemiştim. Başka da olmadı. 
………….
Değerli okurlar.. Yazı yazmak, özellikle benim için zor bir şey değil. Ama ne yazacağına karar vermek, konu bulmak kolay iş değil.. Yıllar önce babaannem derdi. Sonra annemden duyar olmuştum. Son yıllarda da eşimden duyuyorum. Öyle sanıyorum ki, bütün ev hanımları anı şeyi söylerler:
“- Akşam ne yemek yapabileceğime karar versem, yemek yapmak zor değil” derler. Benimki de böyle bir şey.. Ne yazacağıma karar versem, konuyu belirlesem, yazının yazılması iş değil. Ama zor bir ülkede, zor bir şehirde yaşıyoruz.  Yazacağınız konuyu seçerken çok dikkatli olmanız lazım. Bu şehirde yöneticileri eleştiren bir yazı yazsanız, “Münafık komünist”, yapılan güzel işleri öven bir yazı yazsanız “İktidar yalakası” damgası yersiniz. Yani neresinden baksanız zor bir iş yapıyoruz. Üstelik bunu her gün yapıyoruz. 
Diyelim ki yazacağım yazının konusunu kafamda buldum. Rahmetli babam sürekli yanında kağıt kalemle gezer, her şeyi not alırdı. Ben öyle bir disiplin içine girmedim. Eve iş götürmemeye de özen gösteririm. Ama soluk aldığım her an hep gözlem yapar, ertesi gün yazacağım yazı için konu ararım. Eşimle, dostumla bir yere gidecek olsam, mutlaka bir yazı konusu çıkartmak için antenlerimi açık tutmaya kendimi mecbur hissederim. Tuvalette, hatta uykumda bile yazı konusu düşünürken kendimi bulurum. 
Her gün yazdığım yazıların mükemmel olması elbette mümkün değil. Ama şuna emin olun; hiçbir zaman iş olsun, sütunlar dolsun diye yazı yazmadım. İmzamı taşıyan her yazıya da, gazeteye haber olarak yazdığım her satıra da azami özeni gösteririm. Sağ olsunlar, her yazımı yayına vermeden önce Metin Karan ve Ali Gündoğdu okur. Sakınca yaratacak cümleler varsa veya yanlış bilgi içeren bölümler varsa, uyarırlar. Düzeltirim. Yarınki yazım tamamlanmış, teknik servise verilmişse, hemen ertesi günkü yazıyı düşünmeye başlarım. Bir de pazartesi günleri bu yazıları başıma iş çıkarttım. Bu pazartesinin yazısı bittiğinde de gelecek hafta pazartesinin yazısını düşünmeye başlarım. 
Aslında hem ülkemizde hem kentimizde yazı konusu bulmak pek zor olmasa gerek. Ama tuhaf bir toplum olduk. Her şeyi tam istediğiniz gibi yazamıyorsunuz. Çok dikkatli olmanız, kullandığınız kelimelere, kurduğunuz cümlelere çok dikkat etmeniz lazım. Toplum bir tuhaf. İlimizde öyle bölgeler, öyle kasabalar var ki, buralarda meydana gelen olayları beldenin adını vererek, misal “İlimizin x beldesinde yaşı küçük çocuğa tecavüz eden şahıs yakalandı” diye yazamazsınız. Bütün belde halkı, “Biz sübyancımıyız” diye ertesi gün gelip, gazeteyi basar. Yine bu kentte, “Sokak köpekleri çocukları korkutuyor. Toplansın “ diye yazamazsınız. Ertesi gün yüzlerce “Hayvansever” telefon zinciri kurup size hakaret eder, gün boyu işinizi yapamazsınız. 
Bu iş zor iş. Gerçekten çok zor iş.. Sizinle dertleşip, sıkıntımı paylaşmak bile beni rahatlatıyor. Ama yorulduğumu, eskisi kadar hızlı düşünemediğimi, kimi zaman çok hata yapmaya başladığımı fark ediyorum. Allah’tan arkamı toparlayanlar var, hatalarımı azamiye indiriyorlar. Lütfen siz de yazılarımdaki veya gazetedeki hataları,  yanlışları yüzüme vurun. Bundan hiç rahatsız olmam. Desteğinize, yönlendirmelerinize, samimi eleştirilerinize gerçekten çok ihtiyacım var. 


HIZLA YÜKSELİYORUZ 
Özgür Kocaeli’yi seven, güvenen, bu gazeteyi bu kent için önemli kabul eden bütün dostlarıma iyi haberlerim var. Bu gazetenin yöneticisi olduğumdan beri, neredeyse 30 yıldır her gün gazete satış rakamlarını takip ederim. Bu kentte hangi bayide bu gazeteden kaç tane, diğer gazetelerden kaç tane satıldığını bilirim. Bir yerde rakamın dikkat çekici şekilde artması veya azalması halinde bunun nedenlerini bulmaya çalışırım.
Bütün dünyada kağıt gazetelerin satışları son yıllarda düştü. Elbette, bu gazetenin de eskisi gibi günde 9-10 bin adet sattığı günler hayli uzakta kaldı. Ama hala ÖZGÜR KOCAELİ bu şehirde farklı bir yere konuluyor. Hala kendi şehrinde Türkiye’nin en çok satılan, okunan yerel gazeteyiz. İnternet sitesini kaç kişi tıklamış, benim yazımı internetten kaç kişi okumuş inanın bunun hesabını hiç tutmam. Gazeteyi kaç kişi bayiden almış, bu önemlidir. 
ÖZGÜR KOCAELİ’nin günlük satış rakamlarında 1 Eylül’den özellikle 19 Eylül’den sonraki dönemde çok ciddi yükselişler var. Ulusal-yerel başka hiçbir gazetenin rakamlarında böyle hızlı ve istikrarlı bir yükseliş yok. Bu şehrin insanları, özellikle İzmit ve Derince ÖZGÜR KOCAELİ’yi sahiplenmeye devam ediyor. Çünkü bu şehrin sıkıntılarını, dertlerini; ya da bu şehrin sevinçlerini, başarılarını doğru olarak sadece bu gazetede buluyor. 
Bizim bazı zorluklarımız var. Gazete İstanbul’da basılıyor. Bunun için sayfaların erken toparlanması, saat 18.00 gibi İstanbul’daki matbaaya ulaşması lazım. Bazen akşam saatlerindeki kimi haberleri atlayabiliyoruz. Ama bu şehir için hep doğru, dürüst, yansız ve hesapsız gazete yapmaya çalışıyoruz. Siz bizden bu elektriği aldığınıza göre iyi yoldayız. Bu desteğe layık olmanın sorumluluğunu çok önemsediğimizi bilmenizi rica ediyor, sağlıklı, mutlu, huzurlu günler diliyorum.
 

Bu haber toplam 723 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum