1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Çöpü ayırmak medeniyettir
Çöpü ayırmak medeniyettir

Çöpü ayırmak medeniyettir

Geçen gün bir haber çok dikkatimi çekti. İsveç, Dünya’nın en medeni, en gelişmiş, en huzurlu ülkesi. İsveç’te insanlar mutlu ve güven içinde yaşıyorlar. 

A+A-

Avrupa’nın bu ülkesinde çöplerin geri dönüşümle kazanılması oranı %99’a ulaşmış. Her İsveçli bu konuda kendisine bir sorumluluk yüklüyor. Bütün evlerde, bütün iş yerlerinde yemek atıkları dışındaki bütün atıklar, geri dönüşüm için ayrıştırılıyormuş. Kağıt, cam, metal, kumaş, geri dönüşüm adına aklınıza ne geliyorsa. Hepsi ayrıştırılıyor, ayrı ayrı çöp kutularına atılarak belediyeye teslim ediliyormuş.

Geri dönüştürülemeyen atıklardan da İsveç’in ihtiyaç duyduğu enerjinin çok önemli bir bölümünü karşılamak için kurulmuş ülke genelindeki 32 tesis çalıştırılıyormuş. 

Bizim şehrimizde 2 yıl sonra çöp koyacak yerimiz yok. Hala bir tane çök yakma ve enerji üretme tesisini tartışıyoruz. İsveç’te bundan 32 tane varmış. 

İsveç’te çöpün geri dönüşümü ve geri dönüştürülemeyen çöplerin yakılarak enerji üretilmesi o denli büyük bir sektör haline gelmiş ki, artık bu ülke çevresindeki ülkelerden de çöp ithal eder olmuş. Evet, yanlış okumadınız. İsveç, parayla diğer ülkelerden çöp satın alıyor. Bu çöpleri ayrıştırıyor, ayrıştırılamayanları yakıyor.

İsveç’te de çevreciler, bu sisteme karşı çıkıyormuş. Karşı çıkışın nedeni, “İnsanları daha fazla çöp üretmeye teşvik etmek.” İsveçli, ayrıştırdığı çöp için de, ayrıştıramadan verdiği çöpler için de para kazanıyor. Çevreciler bu nedenle insanların çöp üretmeye teşvik edildiğini söyleyip, itiraz ediyorlar.

Tabii, ülkemizin bir anda bu konuda İsveç seviyesine ulaşmasını beklemiyorum. Ama en azından bizim şehrimizde yeniden değerlendirilebilir çöplerin ayrıştırılması, ayrıştırılamayan çöplerin yakılarak enerji üretilmesi konusunda ülkemize öncülük edebiliriz. Hala bu şehirde çöplerin ayrıştırılması bir sorun. Gelişigüzel yerlere çöp ayrıştırma kutuları konmuş. Kutunun bir kefesinde “Cam”, bir kefesinde “Kağıt” yazıyor. İnsanlar ellerine geçen her çöpü istediği yere atıyor. Çöplerin geri kazanımı için ayrıştırılması işi, konteynerleri didik didik arayan gariban hurdacılara kalmış. 
Hala enerji üretecek bir çöp fabrikasının yeri konusunda tartışmayı sürdürmek isteyenler var. Bir an önce bu kentte çöp tesisini kurmalıyız. Bu tesis, hem geri dönüşüm için çöpleri ayıracak, hem geri dönüştürülemeyen çöplerden çok önemli miktarda enerji üretecek. Buna karşı çıkmanın çevrecilik, medeniyet değil, cehalet olduğunu düşünüyorum.

Belediye otoparkına araba bıraktım, akşam eve sokmadılar

Geçen yıl yenisi yapıldığı için yıkılan Kocaeli Valiliği eski binasının bulunduğu alan malum, otopark. Üstelik, bu otoparkı Belediye şirketi işletiyor. Çok önemli bir yerde, çok önemli bir hizmet veriyor. Yaz aylarında bir kez arabamı bu otoparkı bırakmış, almaya geldiğimde yerini unutup aramıştım. O zaman bir yazı yazdım. Otoparkta “Kerteriz” işaretleri bulunması gerektiğinden söz ettim. Sağ olsun yetkililer, otopark alanı içine, bıraktığınız arabanızın yerini hatırlamanızı sağlayan üzerinde harfler bulunan kerteriz direkleri koydular.

Geçen gün çarşıda yine işim vardı. Arabamla gittim. Bizim eski gazete binasına da yakın olan bu otoparka girdim. Ama her yer çamur, her yer su birikintisi. Arabayı koyacak bir yer buldum. Tamamen suyla kaplı. Mecbur girdim. Arabadan inince bileğime kadar çamurlu suya girdim. Birkaç saat sonra arabayı almaya geldiğimde, su birikintisi daha geniş ve derin hale gelmişti. 

Eski Valilik bahçesi alanında yeraltı otoparkı ve tören meydanı yapılacak. Elbette, bu alanı pırıl pırıl asfalt yapın deme lüksümüz yok. Ama Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin işlettiği şehrin göbeğindeki bu otoparkın bu kadar çamurlu, su birikintileri ile dolu ve pespaye halde olması da hiç şık değil. Akşam eve döndüm. Pantolon paçaları,  ayakkabılar su içinde. Yün çoraba rağmen ayaklarım donmuş. Eve çamur getirdim diye bir de laf işittim. 

Oysa Büyükşehir Belediyesi,  bu otopark alanını her gün temizleyebilir. Birkaç yerden yağmur sularının tahliyesini yapabilir. İzmit’te işlerin bu kadar baştan savma yapılıyor olması, İzmit’te kent halkının  en basit  hizmetlerden mahrum bırakılmasını içime sindiremiyorum. 

D-130’da kamyon-Tır sayımı 
Yokmuş gibi davranıyor, görmezlikten geliyoruz. Kafamızı daha çok şehir içine, D-100’e takmış durumdayız. Oysa bir D-130 karayolu sorunumuz var. Üstelik her geçen gün artan bir sorun.

D-130 karayolu malum; İzmit’ten Yalova’ya uzanan yol. Bu yol güzergahının her yeri ya yerleşim bölgesi, ya işyeri. Her yerden araba çıkıyor. Her yerden insanlar yola fırlıyor. Yol, 17 Ağustos 1999 depremi sonrası Arap parasıyla duble yapıldı. Bugün, duble hali yetmiyor.

Güney Marmara yolu yapılsa, D-130 rahatlayacak. Şehir içi yolu haline gelecek. Ama Güney Marmara yolunun projesi var, kendisi ortada yok. Önümüzdeki yaz ne olacak? Sonrası yaz ne hale gelecek, artık kestirilemiyor. 
Özellikle Gölcük ilçesini baştan sona ortadan yararak geçen D-130 için bir formül bulmak lazım. İzmit Körfezi üzerindeki Osmangazi Köprüsü yapılınca, D-130’un yükü azalır diye düşünmüştük. Ama köprüden geçiş çok pahalı. Ne kadar kamyon, Tır varsa, yine Körfez’i dolaşıyor, bu yoldan geçiyor.

Geçen gün bir dostum anlattı. Ulaştırma Bakanlığı, D-130 karayolu ilimiz geçişinde tır ve kamyonların geçişi ile ilgili bir istatistik tutmaya başlamış. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık da bu çalışmayı yakından takip ediyormuş. Tablo ortaya çıktığında, ne kadar ağır olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Umarım, bu araştırmanın sonunda,  en azından kamyon ve Tır’ların D-130’u kullanmadan Osmangazi Köprüsü’nden geçmelerini sağlayacak bir formül bulunur. Yoksa,  önümüzdeki yaz İzmit’tien Karamürsel’e araba ile gitmek imkansız hale gelebilir. Bu yol üzerinde pek çok insan kamyonların, Tır’ların altında can verebilir. 

Mustafa Usta “Fındık” yaptı 

Burak Tınaz, yemeye içmeye ve Türk Sanat Müziği’ne sevdalı bir İzmitli. İzmit sahilinde “Kalabalık” isimli bir balık lokantası açmıştı. Balık işi olmadı. Geçen Ramazan ayı öncesi dükkanı kapatıp, tamamen değiştirdi. Közz adıyla İzmit’te benzeri olmayan bir et-kebap lokantası açtı. Közz’un en büyük özelliği, kebap ustasının İzmit’te bu işin bir numarası olan Mustafa Usta (Eliveren) olmasıydı. Birkaç kez Közz’e gittim. Kebap konusuna meraklıyımdır. Mustafa Usta eskiden Acısu Parkı mevkiinde bir binanın bodrum katında kendi küçük kebap lokantasını işletirdi. Artık Közz’de. Kebaplar mükemmel de böyle bir lokantada kebabın yanında “Balon pide”, kebabın önünde “Fındık lahmacun” olmazsa olmazdı. Burak Tınaz’a bunu hep anlattım. Sonunda Közz’e fırın koyduruldu. Geçen akşam eşimle gittim. Mustafa Usta kebap öncesi fındık lahmacun servis etti. 

Olmaz böyle bir şey. Bir kere Gaziantep’te böyle bir lahmacun yemiştim. Bir fındık kesmedi, ikincisini istedim. kebabın yanına da “Balon” pide geldi. Kebap seviyorsanız, mutlaka Közz’e gidip, Mustafa Usta’nın elinin lezzetini tatmalısınız. Böyle bir fındık lahmacunu, bu şehirde hiçbir yerde bulamazsınız. 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
6 Yorum