• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Kocaeli 21 °C

Cuma akşamı zirve yaptı

İsmet ÇİĞİT

Bizim şehrimizde trafik her zaman sorun.. Hem şehir içi, hem D-100 her zaman kalabalık, sıkıntılı. Ama  geçen cuma günü akşamı, trafik açısından tam bir ”Felaket” yaşandı. Kentin trafiği hemen her yerde düğüm oldu. Kavşaklarda karambol oldu. D-100 adım adım bile ilerleyemedi. Bu şehirde bir yerden bir yere araba ile gitmek, neredeyse imkansız hale geldi.5 dakikalık mesafe için, trafikte insanlar bir saat geçirmek zorunda kaldılar. 
Bu tablo, bu şehir için kaçınılmaz kader değildir. Bu kentin yöneticileri biraz sorumluluklarının bilincinde olsalar, biraz “Ben bu şehrin insanları için çalışayım” diye düşünseler; hepsini bırakın, bu kentin yöneticileri o inanılmaz kaos ortamında bir arabanın direksiyonuna geçip de bu şehrin trafiğinde araba kullanmaya kalksalar, emin olun o yaşanan sıkıntının boyutlara çok azalabilir.
Cuma günü akşam saatinde, o inanılmaz keşmekeş içinde yeni yapılan Symbol Yaşam Merkezi önündeki köprüyü kavşağın yan yollarına giriş kapatılmış. Karayolları asfalt yapıyor. Madem yapacaksın, pazar günü sabahı yap kardeşim.. Ama bu kentten birilerin müdahale etmesi lazım.
O karmaşa içinde sarı damperli hafriyat kamyonları, her zamankinden daha fazla hareket halinde. Trafik tıkanmış, trafik perişan olmuş.. Bir emir verinsin, hiç değilse hafriyat kamyonları ortalığa dökülmesin. Olmaz mı?..
Yine, Derince Limanından gelen araba dolu TIR’lar.. Belki yüzlerce. Köseköy bölgesindeki lojistik merkezine araba götürüyorlar. Bir araba TIR’ı, 20 otomobillik yer kaplıyor trafikte. Çıkmasınlar limandan bir süre. Gece bu TIR’lara geçiş verilsin.. Bunu da mı kimse düşünemiyor.
Hepsinden önemlisi. Kalabalık, sıkışık kavşaklar belli. Bu şehirde 5-10 tane trafik polisi yok mu?.. Koyun o kavşaklara birer tane. Araç sürücüleri, bir trafik polisi görsün. Bu kadarını da mı hak etmiyor bu şehir?. Bu kadar mı sahipsiz?..
Yazık, gerçekten çok yazık. Yaz sezonu geliyor ya, bu şehrin trafiği çok daha perişan hale gelecek. Hele hele Cuma akşamları, saat 16.00’dan sonra aklınız varsa, bu şehirde sakın arabanızla trafiğe çıkmayın.

*Oğuz Hoca’nın uyarısı 

17 Ağustos 1999 tarihindeki büyük deprem felaketinin ardından, Türkiye’de meğerse ne çok  “Deprem Uzmanı” bulunduğunu  farketmiştik. 
“İyimser” deprem uzmanları vardı., “Depremden korkmayın. 17 Ağustos felaketi sonrası bir daha buralarda 100 yıl deprem olmaz” diyenlerdi bunlar. 
“Kötümser” deprem uzmanları vardı. “Her an İstanbulh’da daha büyük deprem olabilir. Buralar da tamamen yıkılır” diyenler.. 
Ortadan konuşanlar vardı. Depremden nasıl masanın altına yatılıp korunacağını anlatanlar. Televizyonlarda hergün  bunları dinlerdik. 
İzmit’in en yakından tanıdığı uzman  İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi, Jeofizik Mühendisi  Yrd.Doç.Dr.Oğuz Gündoğdu olmuştu. Gündoğdu, İzmit Belediyesi’nin danışmanlığı görevine getirilmiş, sık sık İzmit’te depremle ilgili konferanslar vermişti. 
Yrd.Doç.Dr. Oğuz Gündoğdu’nun bir değerlendirmesini okudum dün. Marmara Denizi içinde arka arkaya küçük depremler olduğunu, böyle bir durumun 17 Ağustos 1999’dan buyana ilk kez görüldüğünü söylüyor, şöyle diyor:
“-Bu depremler Marmara Denizindeki fayın sıkışmasına neden oldu. Hemen deprem olacak demiyoruz. Ama ciddi işaretler görüyoruz. Dikkatli olmak lazım.”
Yrd.Doç.Dr.Oğuz Gündoğdu’nun bu değerlendirmesini bence dikkate almak gerek. Boş konuşan bir adam değil Oğuz Gündoğdu. Maazallah, Marmara içinde, Adalar bölgesinde bir deprem olsa,  İstanbul’dan çok biz perişan oluruz. Hala 3 binden fazla hasarlı binanın bulunduğu, bu binaların pekçoğunda insanların oturduğu  bir kentte  yaşıyoruz.Bir pazar günü, okurların keyfini bu şekilde kaçırmak hoş değil ama; bende bu bölgede oturup, “Depremden korkan” çok yaşar.

*Çenesuyu şişesinde alkol olur mu?

Dünkü gazetemizde “ Amatör gençlerin maçında skandal” başlığıyla verilen bence çok ilginç bir haber vardı. Gazetemiz spor servisi elemanlarından Kenan Meriç, olaya bizzat tanık olmuş. Bu haberde anlatılan olay, aslında ilimizde pek çok şeyin ne kadar baştan savma yapıldığına, insanlara hiç önem verilmediğine açk bir kanıttır.
Olayı anlatayım. Derince Stadında perşembe akşamı Amatör U-19 ligi maçları oynanıyor. (U-19) demek, bu ligdeki futbolcuların tamamının 19 yaşından küçük gençlerden oluşması demek. Yani gencecik çocuklar futbol oynuyor, maç yapıyorlar.
Derince Stadında Çınarlı-Birlik U-19 maçı var. İlk yarının son dakikaları. Futbolculardan biri, ayağına darbe alıyor, yerde kalıyor. Maçın hakemi, oyunu durdurup, saha kenarındaki sağlık görevlisini içeriye davet ediyor. Bu tür maçlarda sağlık görevlisi bulunması zorunlu. Sağlık görevlisi, elinde üstten iki yana açılan çantası ile koşa koşa sahaya giriyor. Çantasını yere koyuyor, sakatlanan futbolcu ile ilgilenmeye başlıyor. O sırada,  yanına üç genç futbolcu geliyor. Susamış çocuklar. Sağlık Memuru’nun çantasının içinde de 50 cc’lik Çenesuyu etiketli pet şişeler var. Kan ter içindeki çocuklar sağlıkçıya, “Abi su içebilir miyiz?” diye soruyorlar. Sağlıkçı da “Alın için” diyor. Çocuklar çantadan Çenesuyu etiketli şişeleri alıyor, ağzını açıyor, dikiyorlar. Kana kana su içecekler. Ama o da ne, genizleri bir yanıyor ki, sormayın. Tabii tükürüyorlar ağızlarındaki sıvıyı. Ama bir kısmı da yutulmuş oluyor. 
Maç devre arasına giriyor. Sağlıkçı’nın çantasından su diye alınan şişelerdeki sıvının alkol olduğu anlaşılıyor. Bu nasıl bir sorumsuzluktur. Üstelik aynı çanta, o gün U-19 maçları öncesinde aynı statta ortaokul öğrencilerinin futbol maçlarında görevli sağlıkçı tarafından da kullanılmış. 
Şu bizim şehrimizin haline bakın ki,  gencecik çocukların maçlarında görevlendirilen sağlık memurunun çantasındaki Çenesuyu etiketli şişeye bile güvenilemiyor. Bir sorumsuzluktur, bir “Bananecilik”tir almış başını gidiyor. Çocukların birer yudum alkol içmelerinin çok büyük zararı olduğunu düşünmüyorum. Ama maazallah, bu alkol etil alkol olabilir. Saf alkol olabilir. Su diye başlarına dikip içen çocukların boğazı yanabilir, gözleri kör olabilir. 
İşin tuhaflığına bakın ki, U19 maçında saha kenarında görevli sağlıkçı, çantasındaki su şişelerine alkolü kimin koyduğunu bilmiyor. Sağlıkçı, çantasında ne var, kim koymuş, bunu bilmiyor.. 
Bu şehirde bir tesadüfen yaşıyoruz ki, sormayın.. Çenesuyu şişesinden alkol çıkarsa, neyin içinden ne çıkmaz,  gerisini siz düşünün artık. 

*Şimdi minibüsçü haksız mı?

Geçen yıl arka arkaya çok önemli seçimler yapılırken, hükümet sürpriz bir karar aldı. Bütün şehir içi toplu taşıma araçlarında 65 yaş üstü yolcuların bedava seyahat edebilecekleri açıklandı.
Böyle bir karar, aslında mantık dışıydı. Çünkü, örneğin ilimizde şehiriçi toplu taşımanın yükünü özel sektör çekiyordu. Minibüsçüler zaten maliyetlerden, para kazanamamaktan yakınıyorlardı. Neden 65 yaş üzerindeki herkesi arabalarında bedava taşışınlardı. 
Uygulama başladı. İlimizdeki minibüsçüler direndiler. 65 yaş üstü vatandaşları arabalarına ücretsiz almadılar. Büyük tartışmalar oldu. Minibüslere haksız cezalar kesildi. Sonunda konu Ankara’ya aktarıldı. Hükümet, özel minibüs sahiplerine hak verdi. Taşıdıkları 65 yaş üzeri bedava yolculara karşılık, her minibüse aylık 750 TL ödeme yapılmasına karar verildi. 
Kanun çıktı. Hükümet, 750 TL’lik ödemelerin ilk taksitini 6 Mart’ta minibüsçülerin hesaplarına yaktırmaya söz verdi. Bizim ilimizde de 65 yaş üstü bedava kartı olanları araçlar kabul etmeye başladılar. Ama para 6 Mart’ta yatmadı. Bir ay geçti. Hala minibüsçünün 750 T’si hesaplara yatmamış. Şimdi bu minibüsçüler, yeniden 65 yaş üstü yolcuları arabalarına ücretsiz almazlarsa, haklı olmazlar mı?. İstihkakını almayan müteahhit, inşaatı yapıyor mu?.. Madem 6 Mart’ta 750 TL ödeneceği açıklanmış, neden verilmiyor.. İlimizdeki minibüsçülerden yeni ve ciddi çıkışlar, eylemler bekliyorum. Bence artık ne yapsalar, haklıdırlar.

*Verilen vadeyi sayarım

Bizim şehrimizdeki yerel yöneticiler benden çok şikayet ederler. Herhangi bir proje için vade verildiğinde, bunu mutlaka takip ederim. Misal; bir işe başlamışlar. Şu kadar günde bitecek demişler. O süre içinde bitmemişse, sürekli başlarına kakarım.
Şimdi, nihayet Büyükşehir Belediyesi, D-100 karayolu üzerinde Valilik binası önündeki yürüyen merdivenli Necmettin Erbakan Yaya Köprüsü’nü bitirdi. Bu köprü bitince, aynı bölgede bulunan, çok eskiyen, dökülen eski yaya köprüsünü yıkmaya sıra geldi.
1 Nisan itibariyle, bu eski köprünün yıkımına başlandı. Büyükşehir iyi bir şey yaptı. Eski köprünün yıkımı geceleri saat 22.00’den sonra yapılacak. Yani gündüz D-100 kapatılmayacak. Tabii geceleri de sıkıntı olacak. Ama gündüz kadar olmaz. Dün sabah hususi buradan geçtim. Gerçekten 1 Nisan gecesi eski köprünün yıkımı başlamış. Büyükşehir, bu yıkım işinin “22 günde” biteceğini taahhüt etti. Tabii bu köprüyü yıkmak için uzun bir süre. Ama trafiği aksatmasınlar, kaza bela çıkartmasınlar da 22 günde bitsin. Ama bakalım, 22 günde bitecek mi?..1 Nisan’da iş başladı. Süre 22 Nisan’da dolacak. Ben de takipçisiyim. 
Bu arada, Tramvay yolu inşaatı nedeniyle Şehit Rafet Karacan Bulvarı’nın bir kısmı kapatıldı. Büyükşehir, bu konuda yaptığı resmi açıklamada, Bulvarın 5 Nisan’a kadar kapalı kalacağını açıklamıştı. 5 Nisan Salı. Takipteyim bakalım,  çalışma bu bölgede bitecek, Salı günü Şehit Rafet Karacan Bulvarı yeniden açılacak mı?

*Başbakan inandırıcıydı

Bir gün önce, bombalı araç patlatıldı. 7 polis memuru şehit oldu. Belli ki, ertesi gün Başbakan’ın Diyarbakır’a yapacağı ziyaretin iptali hedefleniyordu.
Ahmet Davutoğlu, programını bozmadı. Diyarbakır’a gitti. Cuma namazını Diyarbakır’da kıldı. Halkın arasına karıştı. Sonra, Diyarbakır’ın terörle mücadele sırasında harap olan tarihi bölgesi Sur ile ilgili hükümet planını açıkladı. 
Sur, sadece Diyarbakır için değil, Türkiye için, dünya için önemli bir bölge. Hükümet,  binaların harap olduğu bu bölgeyi yeni baştan inşa edecek. Ancak, HDP’nin direnişi var. Bölge insanına, “Mallarınızı devlet elinizden alacak. Sur’da insan bırakılmayacak” diye propaganda yapıyor. Bu nedenle, Sur projesi konusunda bölgede tereddütler var. 
Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Sur’da açık açık söz verdi. Bu bölgeyi yeniden inşa edeceklerini, yapılacak her işin belediyelerin imar planına uygun olacağını, kimsenin malına, mülküne el konulmayacağını söyledi. Başbakan bütün konuşmasını “Diyarbakır” demeden, “Diyarbekir” diyerek sürdürdü. Bir Başbakan halka bu kadar açık, net söz veriyorsa, buna inanmak gerekir. Davutoğlu’nun Sur’da yürekten konuştuğuna ve inandıklarını söylediğine, doğrusu ben ikna oldum.

*Bu reklamların parası da çıkacak

Gözümüz aydın.. Perşembe günü gece yarısı iletişimde 4.5 G teknolojisine geçtik. Boyumuz mu büyüdü, karnımız mı doydu anlamıyorum. Evde ve işte,  bırakın 4.5 G’yi;  1 G ile bile alakası olmayan, çok eski model cep telefonunu sadece zorunlu konuşmalar için kullanan tek kişi benim. Ayda 29 TL para ödüyorum. Önümüzdeki ay bu ücretin artacağı, faturanın daha yüksek geleceği konusunda ise hiç kaygım yok.
Ama pekçok kişi, hem elinden cep telefonunu düşürmüyor, hem kendi kendine “Acaba önümüzdeki ay ne kadar fatura gelecek?” diye korkuyor. 4.5 G’ye geçiş nedeniyle, cep telefonu operatörleri arasındaki rekabet de alabildiğine kızıştı. Müthiş reklam kampanyaları yaptılar. Türk Telekom dünyanın en ünlü futbolcusu Ronaldo’yu reklamlarında robot olarak kullandı. Bırakın televizyonlardaki, gazetelerdeki reklamlara ödenen paraları. Sadece Türk Telekom reklamında oynatılan Ronaldo’ya 2.5 milyon Euro(8 milyon TL) para ödenmiş. 
Bu paraları elbette bir yerden çıkartacak şirketler. Elbette elinden cep telefonunu düşürmeyen, sürekli internette abuk sabuk konulara takip edenlerin faturası yükselecek. Umarım, benim gibi bu işlere hiç bulaşmayanlara bir bedel çıkartılmaz.  Hiç internet kullanmadığım, cep telefonunu gerekli konuşmalar dışında-ki bunları da çok kısa tutarım-  hiç kullanmadığım halde, bu 4.5 G yüzünden benim ödediğim fatura da yükselirse, işte o zaman bu teknolojinin tamamen dışına kendimi atmaktan da hiç tereddüt etmeyeceğim.

 

Bu yazı toplam 133318 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37