• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Kocaeli 2 °C

Cumhurbaşkanı yalvarıyor ama burada anlayan yok

İsmet ÇİĞİT

“Kentsel dönüşüm”. Bu konuda kaç yazı yazdığımı artık bilmiyorum. Bu yasa, en çok bizim ilimiz için hazırlanmış ve çıkartılmıştı. Çünkü bu bölge deprem bölgesi. Bu bölge 17 Ağustos 1999 büyük felaketini yaşadı. Bu bölgede, bu kentte 3 binden fazla hala “deprem hasarlı” bina bulunduğu biliniyor. Deprem hasarlı olmasa da “yorgun” pek çok bina da var.

Kentsel Dönüşüm, bu binaların sahiplerini maddi kayba uğratmadan yenilemeyi hedefliyor. Eski bina yıkılıp, yenisi inşa edilirken, o binada oturanlara devlet kira yardımı bile yapıyor. Kuşkusuz Kentsel Dönüşüm Yasası’ndan yararlanmak için bazı yasal formaliteleri tamamlamak lazım.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün İstanbul’daki bir konuşmasında adeta yalvardı, “Şu Kentsel Dönüşümü uygulayın. Yasanın getirdiği avantajları kullanın. Biran önce şehri yenilememiz gerekiyor. Geçmişteki hataları telafi etmemiz gerekiyor” dedi.

İstanbul’da “Kentsel Dönüşüm” çatır çatır yapılıyor. Başka illerde de öyle. Bizim burada “Kentsel Dönüşüm” sadece şehir merkezindeki birkaç “Rant hesabı” yıkılıp, yenilenen bina ile sınırlı kaldı. Gölcük Belediyesi ile İzmit Belediyesi, bazı bölgeler için Kentsel Dönüşüm kararı aldı ama hala formalitelerle uğraşılıyor. Hasarlı, yorgun binalar için hala adım atılmadı.

Oysa, periyod doldu. Yeni depremler yakın. İstanbul bölgesinde, Adalar’da, Marmara’nın ortasında, Yalova bölgesinde her an şiddetli deprem olabilir. Böyle bir olası depremin bölgemizde neden olacağı yıkım, belki de 17 Ağustos 1999’dan beter olacak. Ama kimse umursamıyor. Biz hala ufak tefek formalitelerle uğraşıyoruz. Hala, Gölcük Denizevler’deki sorunu bile çözemedik.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yalvarıyor; “Gelin şu Kentsel Dönüşüm’ü uygulayın. İstanbul’u yenileyin” diyor.. Bizim buradakiler, Cumhurbaşkanı’nı bile duymuyor. 

Çok büyük gaflet

Cuma günü saat 15.30-16.00 arası, SEKA Devlet Hastanesi’nde çok büyük, çok ilginç bir olay yaşandı. Uyuşturucu işleri de yapan Ankara merkezli büyük bir suç çetesinin lideri olduğu bilinen ilimizdeki F Tipi Cezaevi’nde tutuklu olarak kalan Arif Ötleş isimli şahıs, hastaneden adamlarının girdiği silahlı çatışma sonucu firar etti.

Söz konusu sanık,  Ankara’da, İzmir’de cezaevinde yatarken firar girişimlerinde bulunmuş, kaçmayı başardıktan sonra yakalanmış. Bu tür bir sanıkla ilgili hastaneye sevk işlerinde çok daha fazla dikkatli olmak gerekmez miydi?

Belli ki, bu firar planlanmış. SEKA Devlet Hastanesi’ne sevk edilen azılı suçlu ile ilgili yeterli önlem alınmayınca,  hastane önüne lüks araçlar ve bir motosikletle gelen adamları, SEKA Devlet Hastanesi’nin içinde adeta terör estirerek firarı gerçekleştirmişler. Sonra da, kaçak yakalanamamış.

Büyük bir zafiyet.. Çok büyük bir gaflet. Olayı,  SEKA Devlet Hastanesi’nde yaşayan bazı kişilerden dinledim. Açıkça, hastane içinde silahlı çatışma yaşanmış. Çatışma, hastane dışında da bir süre devam etmiş. Sonra kovalamaca falan. Ama organize işlermiş.. Böyle bir sanık, cezaevinden hastaneye getiriliyorsa, çok daha etkili ve geniş güvenlik önlemleri almak gerekmez miydi? Bizim ilimizde güvenlik konularında bir zafiyet olduğunu düşünüyorum. Kalp rahatsızlığı nedeniyle hastaneye sevk edilen Sefa Sirmen gibi biri için çok daha geniş güvenlik önlemleri, firara yönelik tedbirler alınırken, bir organize suç çetesi lideri ve daha önce birkaç kez firar girişiminde bulunmuş suçlu için böyle bir zafiyetin gösterilmesi de manidardır. 

Silah sıkanların yakasına yapışın

Mübarek Ramazan bitiyor. Salı sabahı Bayram.. Salı günü sabahı Bayram Namazı kılındıktan sonra, bu şehirde binlerce, belki de on binlerce mermi havaya sıkılacak.

Otomatik tabancalar, otomatik tüfekler, pompalılar sıkılacak. İlimizin özellikle bazı bölgelerinde, adeta savaş çıkmış gibi bir durum ortaya çıkacak. Meskun mahallerde havaya gelişigüzel silah sıkılması çok tehlikeli bir olaydır ve çok ciddi bir suçtur. Ama bizim şehrimizde bu iş açık açık yapılıyor ve suç işleyenlere yönelik bir yaptırım uygulanmıyor. Kocaeli Polisi, bayram öncesi gelişigüzel silah sıkılmasını önlemek için, uyarıcı afişler yapıştırmaya başlamış. Magandalara, “Lütfen havaya silah sıkmayın” diye ricada bulunuyorlar.

Oysa, bayram sabahı etkili önlemler almak lazım. Vatandaş, “Benim evimin dibinde havaya silah sıkılıyor” diye ihbarda bulununca, polisin çok kısa süre içinde ihbarın geldiği bölgeye gidip, suçluyu silahı ile birlikte alması lazım. İlimizde bu konuda bir çalışmanın yapıldığını hiç sanmıyorum. Magandalara yönelik, “Lütfen havaya silah sıkmayın” afişlerinin ne kadar işe yarayacağını da bayram sabahı hep birlikte göreceğiz. 

D-130 hemen rahatladı

İzmit Körfezi üzerindeki Osmangazi Köprüsü’nün Bayram tatili öncesi hizmete açılması, Türkiye için gerçekten önemli ve sevindirici bir olaydı. Bazı kişiler, bu köprünün açılmasıyla birlikte, bayram trafiğinin ilimizdeki sıkıntılarının da azalmasını bekliyorlardı. Osmangazi Köprüsü, gerçekten D-130 Karayolu’nda, İzmit-Karamürsel arasını rahatlattı.

Önceki gün D-100’deki olağanüstü trafikten çıkıp, D-130’dan Karamürsel’e giden bir yakınım telefonla aradı. “Bu yolu hiç bu kadar tenha, hiç bu kadar rahat görmemiştim. Keyifle araba kullanıyorum” dedi. Osmangazi Köprüsü’nün İzmit-Karamürsel arasında yarattığı rahatlığı, bayram tatili dönüşünde de hissedeceğiz.

Ancak beklendiği gibi, D-100 ve TEM Otoyolu trafiğinde herhangi bir rahatlama olmadı. Bu bayram, sanki önceki uzun tatil dönemlerinden daha fazla araç İstanbul’u terk ediyor. Cuma gününden beri,  D-100 ve TEM otoyolunun ilimiz sınırları içindeki bölümünde olağanüstü bir trafik var. Tabii, her zamanki gibi, bizim ilimizde de yeterli önlemler alınmamış durumda.

KÖSEKÖY IŞIKLARI SÜRESİ AYARLANMALI

D-100 ilimiz geçişinde en büyük sıkıntı, Köseköy Işıklı Kavşağı’nda yaşanıyor. Aslında bu kavşakta yıllar önce “battı çıktı” yapılmalıydı. Biz hala yapacağız.

Ankara’ya gidiş yönünde,  Köseköy Işıklı Kavşakları’ndaki duraklama nedeniyle, arkadaki araç kuyruğu İzmit girişine kadar uzanıyor. Köseköy Işıklı Kavşağı’nda çok fazla yönden araç giriş çıkışı var. Bu nedenle, D-100’e kırmızı ışık yandığında, uzun süre ana yol durduruluyor. Trafik çok yoğun olunca da,  araç kuyrukları uzuyor. Bir formül bulmak lazım. Köseköy Kavşağı’nda ana yolun kırmızı ışıkla durdurulması süresini azaltmak, kısaltmak lazım.

Bayram trafiğinin gidiş bölümü artık tamamlandı. Ama bunun bir de dönüşü var. Tatil bitiminde, İstanbul yönüne gidecek araçlar için, D-100’de kırmızı ışıkla duruş süresini mutlaka kısaltmak gerekiyor. Tabii, bir de Yahya Kaptan Kavşağı’nda yayaların geçişi için ana yoldaki trafiği durduran ışıklar var.. Ahh benim güzel şehrim ahhh.. Bunca zaman D-100 üzerinde Yahya Kaptan Kavşağı’nda bir yaya üst geçidi bile yapama.

İlimizden olimpiyata kaç sporcu gidecek?

Bizim kentimizin, bunca imkana, bunca tesise ve çok büyük potansiyeline rağmen spor konusundaki fukaralığı benim içimi sızlatıyor.

Kocaeli’de futbol, basketbol, voleybol yok. Türkiye’nin bütün diğer illeri, bizi bu alanda geçti. Bizim yöneticilerimiz, “Amatör spora yatırım yapıyoruz” diyorlar.

Ağustos ayının başında Brezilya’nın Rio kentinde 2016 Olimpiyat Oyunları başlayacak. 2005 yılında SEKA kapatılıp, yıkıldıktan sonra, Kağıtspor Kulübü de Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne geçmişti. Kocaeli kenti sporda sürekli gerilerken, ben buna isyan ettikçe, Büyükşehir Yöneticileri, “Biz Büyükşehir Belediyesi Kağıtspor Kulübü ile amatör spora yatarım yapıyoruz” diyorlardı. Ama Kağıtspor’un Kadın Basketbol Takımı’nı bile yok ettiler.

2005’den sonra, uzun süre Büyükşehir Belediyesi Kağıtspor Kulübü’nün Başkanlığı’nı, halen Birlikspor Başkanı olan Fahrettin Kandemir yaptı. Yıllar önce bir gün, gazetenin eski binasında Sayın Kandemir ile ilimiz sporunu tartışıyorduk. O dönemlerde Büyükşehir Belediyesi Kağıtspor’un çok büyük bütçesi vardı. Kandemir, “Dünya çapında sporcular yetiştiriyoruz” diyordu. Çok net hatırlıyorum, “2016 Olimpiyatlarına Kağıtspor Kulübü, kaç sporcu gönderecek?” diye sormuştum.

Kandemir, bir rakam söylemişti. Şimdi tam hatırlamıyorum. Ama 10’dan çok daha fazla Kağıtsporlu lisanslı sporcunun olimpiyata gideceğini, bütün hedeflerinin 2016 Rio olduğunu söylemişti.

Rio Olimpiyatları, Ağustos başında başlıyor. Merak ediyorum, Kağıtspor Kulübü’nden kaç lisanslı sporcu Türk Milli Takımı formasıyla Olimpiyat’ta yarışacak?

Kağıtspor Kulübü, çok sömürüldü, kullanıldı, istismar edildi. Halterde, güreşte büyük maaşlar karşılığı Kağıtspor’a alınan sporcuların büyük bölümü dopingli çıktı. Buz pateninde Kanada’da yaşayan bir kadın Türk sporcu Kağıtspor’a alınmıştı. O’nun sayesinde kulüp yöneticileri dünyaya gezdiler. O sporcu sözde dünya şampiyonu olacaktı. Kağıtspor’un paralarını aldı, sonra hiçbir başarı elde edemeden sporu bırakıp gitti.

Sayın Kandemir, yıllar önce 2016 Olimpiyatları’na yönelik aramızdaki iddiayı mutlaka hatırlayacaktır.  2005’den bu yana Büyükşehir Belediyesi Kağıtspor Kulübünün, sadece dopingli sporcular için harcadığı paranın yarısı ile Kocaelispor Süper Lig’de olurdu. Bu kentin basketbol, voleybol liglerinde Avrupa kupalarında mücadele eden takımları olurdu.

Bir rakam bekliyorum. Kağıtspor Kulübü’nden kaç lisanslı sporcu, halterci, güreşçi, boksör, judocu, karateci fark etmez. Toplamda kaç Kağıtsporlu sporcu Rio Olimpiyatları’na gidiyor? Bu kulüp adına harcanan paralar ne kadar işe yaradı? Bir yanıt istiyorum.

Başkan Dikili’de inceleme yaptırmış

Geçen gün bu sütunlarda Kandıra Babalı Dikili bölgesinden arayan bir yaşlı bayan okurumun  “Başkanımız Karaosmanoğlu’nu davet ediyorum. Gelip, Dikili’nin halini bir görsün. Çok kaçak yapı yapılıyor. Dikili’ye yazık oluyor” şeklindeki feryadını yazmıştım.

O yazının çıktığı gün, Başkan Karaosmanoğlu Dikili’ye bir teknik ekip göndermiş sahil denetlenmiş. Yeni yapılan binaların ruhsatları tek tek incelenmiş. Beni, Dikili Muhtarı aradı. “Benim bölgemde iddia edildiği gibi bir olumsuzluk yok. Zaten Büyükşehir ekipleri de gözleriyle gördüler” dedi.

Başkan İbrahim Karaosmanoğlu’na teşekkür ediyorum.  Kandıra sahilleri ile çok yakından ilgilendiğini, en küçük bir olumsuzluğa izin vermeyeceğini zaten biliyordum. Dikili de sahipsiz değilmiş.

Çocuk parkına hayvan yemliği

İzmit sevdalısı bir okurum var. Her gün şehri yürüyerek dolaşır, gördüğü aksaklıkları, eksiklikleri bana anlatır. İzmit Merkez Çocuk Parkı bölgesindeki bir sıkıntıyı anlattı. Şunları söyledi:

“-Merkez Cumhuriyet Parkı bölgesinde sokak hayvanlarını, kuşları beslemek için insanlar ekmek kırıntıları, yiyecekler bırakıyorlar. Ancak bu nimetler ortalıkta kalıyor. Park çevresinde yürüyen insanların ayakları altında eziliyor. Çocuk Parkı önünde, içinde, sokak hayvanlarına yiyecek bırakmak isteyenler için özel kutular yapılabilir. Kısa sürede hayvanlar da alışır. Böyle ulu orta nimetlerin yere saçılması yerine, hayvan yiyeceklerinin belli noktalarda toplanması sağlanabilir.”

Bence çok yerinde bir öneri. Pek çok kentte yeşil alanlar içinde ve çevresinde hayvanlar için böyle yemlikler var. İzmit Belediyesi’nin dikkatine sunarım. 

 

Bu yazı toplam 2233 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37