• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli 2 °C

D-100’de iş, bayram tatiline kadar bitmeli

İsmet ÇİĞİT

Bitmedi, bitiremediler. İçime daral geldi. Her gün  D-100’de, Symbol Köprülü Kavşağı mevkiinde işkence çekenlerden biriyim..

80 milyon TL dediler. Hesabı bilmiyorum ama herhalde maliyet 100 milyon TL’yi geçmiştir. Symbol Köprülü Kavşağı bölgesindeki çalışmanın başlama tarihi ile,  Körfez Köprüsü (Osman Gazi Köprüsü)’nün başlama tarihi, birbirine çok yakındır. Kavşaktaki köprüyü, Kavanlar yaptırdı. Zamanında bitti. Sonra Büyükşehir Belediyesi, işin geri kalan kısmını Simge Yapı firmasına verdi. Aylar, yıllar geçti. Önce kavşak açıldı. Sonra kapandı. “22 Mayıs’ta iş bitecek” dediler. Haziran geldi, hala işin biteceği yok.

Önümüz Bayram tatili. Hemen hemen bizim bu kavşak inşaatı ile aynı tarihlerde başlayan Osmangazi Köprüsü’nün Ramazan Bayramı Tatili öncesinde hizmete açılacağı açıklandı. Bu bizim kavşak açılır mı?..

Biliyorsunuz, Bayram tatili resmen uzatıldı. 9 güne çıktı. İstanbul boşalacak. Bayrama kadar açılması beklenen Körfez Köprüsü,  trafiğin bir bölümünü çekecek. Ama D-100 yine aşırı yüklenecek. Tatilin başlangıcı 1 Temmuz Cuma.. İstanbul boşalmaya başlayacak. Anadolu’ya giden trafiğin bütün yükü, yine bizim şehrimizin üzerine yüklenecek.. Sonra 9-10 Temmuz günleri, tatile gidişin dönüşü başlayacak.

D-100 İzmit geçişinde, hem İstanbul yönüne, hem Ankara yönüne yol daraltılmış durumda. Her gün büyük sıkıntı var. Siz bayram tatilinde düşünün. Perişan oluruz. Bu kentte burnumuzu dışarı çıkartamayız. İnsanlar şehir içinde bir yerden bir yere gidemezler.

Büyükşehir yöneticilerimiz acaba bu gerçeği görebiliyor mu?.. Müteahhit Simge firmasını sıkıştırıyor, “Hadi artık, bu iş çok uzadı. Hiç değilse bayram tatili trafiği başlamadan bütün bu işleri bitirelim” diye  yükleniyorlar mı?.. Hiç sanmıyorum..D-100 bu halde kalırsa, bayram tatili trafiğinde bu şehrin başına gelebilecekleri düşününce çok korkuyorum.

İstiklal Caddesi müjde: PTT binamız tamamlanmış

“4 yıl” diyorlar.. Bence daha fazla. 5 veya 6 yıl olabilir. PTT’nin İzmit İstiklal Caddesi üzerindeki binası tadilata alındı. Bu tadilat işi başlarken yapılan açıklamaya göre iş “7 ay içinde bitecek, PTT İzmit Merkez binası dört dörtlük hale gelecek”ti.

İş başladı, ama bitmedi… Bu işte kaç müteahhit değişti?. Devletin kaç parası gitti doğrusu çok merak ediyorum.

Yıllarca İzmit İstiklal Caddesi toz toprak içinde kaldı. Çevredeki esnaf perişan oldu. PTT hizmetleri çok aksadı. Günümüz teknolojileri ile, bu tür binalar sıfırdan başlansa 5-6 ayda bitiriliyor. Bizim şehrimizde bir kamu kurumu olan PTT’nin binasındaki tadilat işi, 5 yıl sürdü. Ne yaptılar?.. Saray mı yaptılar? Merak ediyorum.

Sonunda PTT Başmüdürlüğü, binadaki tadilatın bittiğini, Gebze’deki Baş Müdürlük biriminin de buraya taşındığını açıkladı. İstiklal Caddesine müjde olsun. Sevimsiz, kocaman paravanlar kalktı.. İstiklal Caddesi’ne müjde olsun, toz toprak, inşaat hafriyatı sorunu bitti.

Bakalım, PTT yetkilileri, bir daha kaç yıl sonra bu binada yeniden tadilat başlatacaklar?.. İzmit’in bütün işleri neden böyle aksıyor?. Neden bu şehirde başlayan işler bir türlü zamanında bitmiyor?.. Şu PTT binasının 5 yıl süren tadilatı için kaç para harcandı, kaç müteahhit değişti?. İşini zamanında bitiremeyen müteahhite  ne kadar ceza kesildi?. Merak ediyorum, yanıt bekliyorum.

Elimizdeki tek önlem seçeneği bu mudur?

Şehir içi trafiğinde arabaları ile dolaşmak zorunda olanlar..

Akşam iftar vakti, İzmit’teki bir lokantada sofraya oturup, orucunu açmaya hazırlananlar.

İzmit Yürüyüş Yolu üzerinde, yürüyüş yapanlar.. Hepsi çok iyi biliyorlar. Bu şehirde bir de “Suriyeli mülteci çocukları” sorunu başladı. Zaten vardı. Ramazan ayı ile birlikte çok fazlalaştı.

Her yerde karşımıza çıkıyorlar. Ellerinde “Açız” pankartı. Önde, arabaların içinde minicik, sıska çocuklar.. Arkada, gözüken bir köşede  hırpani durumda gariban kadınlar.. Mutlaka onları yöneten, ortalıkta pek gözükmeyen, bu dilenecek çocukları dilenecekleri bölgelere dağıtıp, sonra topladıkları sadakaları ellerinden alan adamlar, kendi çapında bir çete organizasyonu var.

Müthiş bir istismar.. Ramazan’da bu çocuklara  para veren insanların sayısı da çok arttı. Önlem almak gerekiyor. Kenti, kent insanlarını korumak lazım.. Polis, geçen gün bu amaçla harekete geçti. Trafik polisleri,  arabalara, sürücülere broşür dağıtmışlar. Bu broşürlerde, “Devlet, Suriyeli mültecilerin ihtiyaçlarını karşılıyor. Sakın siz bu dilenen çocuklara para vermeyin. Para verirseniz onlar dilenmeye devam eder. Siz para vermezseniz, bu dilenciler de ortada kalkar..”

Bu mudur, bu şehrin önündeki yeni ve çok ciddi sorunu çözmek için ilimizdeki yönetimin elindeki tek çözüm formülü. El broşürü ile tanıtım sonuç verseydi, dershaneler, yabancı dil okulları insan almazdı. Ne yapar araç sürücüsü kendisine uzatılan broşürü. Polis verdiği için dikkate alır, şöyle bir göz atar. Sonra fırlatıp atar..

İzmit'te Suriyeli dilenci çocuk konusu ciddi bir toplumsal sorun haline geldi. Valiliğin, Emniyetin, Kaymakamlığın, Belediyelerin bu sorun karşısında çözüm planı olmalı. Tek çözüm planımız halka polis eliyle broşür dağıtmaksa, bu sorunun bu sayede çözüleceğine inanılıyorsa, eyvah halimize…

CHP sakin olmalı

Evet, yapılan eylem, kabul edilebilir gibi değil. Çok çirkin, çok vahim.. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, katıldığı şehit cenazesinde, Başbakan’ın, İçişleri Bakanının, polis müdürlerinin gözü önünde fiili saldırı yapılıyor. Üzerine mermi atılıyor..

Üstelik bunu yapanlar “Şehit yakını” falan değil. Sabıkalı kişiler. Gözaltına alınıyor, serbest bırakılıyorlar.

Kılıçdaroğlu, birkaç gün önce Ankara’daki bir şehit cenazesinde yumurtalı saldırıya hedef olmuştu. Arkasından İstanbul’daki bu saldırı geldi. Demokrasi adına, insanlık adına, bu ülkenin esenliği adına kabul edilemez.

………

Bir başka durum var. İktidar şimdi ağzına Kılıçdaroğlu’nun bir sözünü doladı. CHP Genel Başkanı, CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın programında CHP milletvekillerinin cezaevlerine gittiğini, hasta olan bütün hükümlüleri ziyaret ettiğini söyledi. İktidar bu durumu, “CHP lideri hastaneye gitti, yaralı PKK’lıları ziyaret etti” diye çevirip, anlatmaya çalışıyor.

Oysa CHP’liler, Meclis komisyonu olarak, AK Partililerle birlikte cezaevlerine gitmiş, hepsi birlikte cezaevlerindeki hasta mahkumları ziyaret edip, hatırını sormuştu.

……….

Ülke zaten gergin. Siyaset zaten gergin. Nerede bomba patlayacak, nerede insanlar ölecek belli değil. CHP’lilerin öfkesini ve tepkisini anlıyorum. Hak da veriyorum. Ama şimdi kitlesel eylemlerin zamanı değil. Şimdi ülke adına, bu millet adına “Soğukkanlılık” , “Sağduyu gösterme” zamanı. CHP’lilerin sokağa dökülmesi, bütün illerde kitlesel eylemlere kalkışması, ne CHP’ye, ne ülkeye fayda getirmez. Bu ülke, bu toplum yeteri kadar gerildi, yeteri kadar bölündü. Elbette iktidardan, ülke yönetiminden sorumlu olanlardan, CHP liderine şehit cenazesinde yapılanların hesabını sormalarını bekleyeceğiz. Ama CHP’nin de bu olayı fırsat bilip, ülkeyi daha da gerecek kitlesel eylemlere girişmesini mantıklı görmek imkansızdır. Böyle bir tavrın, bu toplumda siyasi karşılığının olacağını da hiç sanmıyorum.

Başkan Doğan’la arkadaş sohbeti

Düzlüğünü seviyorum. Delikanlı duruşunu, milletin parasından 5 kuruşu bile hassasiyetle kolladığını bildiğim için takdir ediyorum.

AK Parti’nin ilimizdeki kurucularından.. Ama AK Partide aktif siyasete başladığından beri, partide hep O’nunla uğraştılar. 2002 sonundaki seçimlerde ön seçim yapılmıştı. Birinci çıktı. 6 nc sıraya koydular. Çok çalıştı, kıl payı seçildi. Sonra CHP’nin kalesi İzmit’te Belediye Başkanı oldu. Parti teşkilatları hep O’nunla uğraştı. Ama yıkamadılar.

Çok sevmeyeni olduğunu da biliyorum. Çünkü, kimseye taviz vermiyor. Prensiplerinden ödün vermiyor. O’na kalsaydı, şimdiye kadar İzmit’te “Barlar sokağı” sorunu da, “Perşembe Pazarı “ sorunu da, daha pek çok sorun da çözülmüş olurdu.

Kendisi ile barışık. Her zaman şık. Bakımlı.  Karşısındaki insanlara saygı duyan bir tavrı var. İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan’dan söz ediyorum. Artık bir bakıma arkadaş gibi olduk. Zaman zaman uzun sohbetler yapıyoruz.

Başkan Doğan, geçen gün yine ziyarete geldi. Yaklaşık 1.5 saat, baş başa konuştuk. Tam bir arkadaş sohbeti. Zaten Başkan oruçlu, çay-kahve yok. Ben konuşmamız sırasında not da almadım. Çünkü,  hayli önemli şeyler konuşuldu. Bir bakıma bilgilendim. Bazı rahatsızlıkları var Başkan Doğan’ın.. Sanki, siyaset içinde kalmakla, kalmamak arasında ince bir çizgi üzerinde yürüyor gibi geldi bana. Dedim ki Doğan’a:

“- Bu kentte AK Parti iktidarının süresi çok uzadı. 2019’da değişmesini isterim. Bir CHP’li seçilsin isterim. Ama yine AK Parti kazanacaksa,  İzmit’te veya Büyükşehir’de sizin gibi bir AK Partili olsun isterim.”

Bu çok samimi kişisel görüşümdür. Pek çok yerde de söylüyorum. Bugün İzmit’in hali bence hiç iyi değil. Ama İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan’dan başka biri, bu kentteki ortalama AK Partililerden biri olsaydı-bir de her zaman Halil Vehbi Yenice’nin dürüstlüğünü ayrı tutarım- İzmit’in hali bugünkünden kötü olurdu.

Bunu söyledim. Bir bakıma, 2019 için tahrik etmek istedim. Doğan şöyle karşılık verdi:

“-Belediye’de vatandaşın şikayet ve dileklerini yazıp, attığı bir kutu var. Geçen gün, bu kutuya atılan mektuplar, mesajlar önüme geldi. Bir tanesini küçük kızım Ayşe Ceylin kaleme almış. (Baba, seni özledim. Hiç değilse bir hafta sonunda seninle birlikte olmak istiyorum) diye yazmış. Gözlerim doldu. Ben Belediye Başkanlığı makamına ihtiyaç duyan biri değilim. Siyasete girdikten sonra 3 gayrimenkulümü sattım. Zaten aile hayatımda zorluklar var. İyi bir Çocuk Doktoruyum. Siyaset dışında kalsam, çok daha mutlu yaşarım. “

Doğan,  akçeli konularda ne kadar hassas olduğunu da şöyle anlattı:

“-Benim ekibimde, faturası Belediye tarafından ödenen cep telefonu yoktur. Benim müdürlerimin altında belediyenin verdiği lüks arabalar yoktur. Benim için çok fazla yurt dışına gidiyor diyenler var. Çıkartılsın bütün evraklar. Belediye kasasından en az gezen Belediye Başkanı ben değilsem, bu işi bırakırım. Ben gezmeye gitmem. İş için giderim.”

Paralel yapıyı konuştuk. Konak Hastanesi’nde yaşananları konuştuk. Söz verdim, not almadım. Hepsi aklımda ama, yazmam. Doğan, 2019’dan önce bir kitap yazmayı bile düşünüyor. “Sefa Sirmen’in kitabını ben yazmıştım. Sizin kitabınızı da yazmaya talibim” dedim.

Söz, paralel yapı operasyonlarına geldiğinde, Doğan, KOTO Başkanı Murat Özdağ hakkında şunları söyledi:

“- Murat, vatanı, milleti seven, ilkeli, başarılı bir işadamı ve yöneticidir. Yaşadıklarına gerçekten üzüldüm. Hak etmediği muamele gördü. Paralel yapı konusunda 17-25 Aralık öncesine giderseniz, ortalıkta suçlanmayan insan kalmaz. Ama 17-25 Aralık girişiminin devlete yönelik bir darbe olduğunu görüp, tavrını değiştiren herkesi ayrı tutmak lazım. Bu bağlamda, Murat Özdağ’a yapılan muameleyi çok yadırgıyorum.”

Başkan Doğan’la İzmit’in sorunlarını konuşmaya bile fırsat bulamadık.  Basketbol için neler yapacağını soramadım. Ama benim açımdan çok faydalı bir sohbet oldu. İlimiz siyaseti ile ilgili pek çok konuyu, en azından Nevzat Doğan’ın penceresinden bildiğimi de dosta düşmana duyurmak isterim.

 

Bu yazı toplam 1697 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37