• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Kocaeli 4 °C

D vitamini kullanımında aşırı artış: Ne kadar ihtiyaç? Ne kadar “Sağlık

Şükrü HATUN
Geçen hafta gazetelerde “ D vitamini ilacı bulunamıyor” başlığı ile verilen haberlerden ülkemizde başta D vitamini ampulü (1 ampulde 300.000 ünite D vitamini vardır) olmak üzere D vitamini ilaçlarının kullanımında artış olduğunu,  tek  üretici firma olması ve ilacın çok ucuz olması gibi nedenlerle de üretimin ihtiyacı karşılamadığını öğreniyoruz (http://t24.com.tr/haber/d-vitamini-ilaci-bulunamiyor,286991). Esas çarpıcı olan ise  bir eczacının “...bu yıl çocuk yaşlı fark etmeksizin doktorlar daha çok  D vitamini yazmaya başladı. Bu kış, grip ilaçları kadar devit-3 sattığımı söyleyebilirim”  şeklindeki sözleri. Uzun süredir D vitamini eksikliğinin önlenmesine emek veren bir öğretim üyesi/hekim olarak D vitamininin “popüler”  bir vitamin haline geldiğini, otizm, kanser, diyabet, obezite gibi bir çok hastalıkla  D vitamini eksikliği arasında abartılı bir ilişki kurulduğunu, rutin izlemde D vitamini düzeyi bakmanın  bir “sağlık trendi” haline geldiğini biliyordum ama grip ilaçları kadar sık satılması bana da sürpriz oldu. Bu haberin gerçeği yansıttığını, bir çok konuda olduğu gibi D vitamini eksikliği tanısı koymada ve buna bağlı olarak D vitamini kullanımında abartılı bir artış olduğunu, bunun da daha önceki yazılarda değindiğimiz sağlıkla ilgili bilgi karmaşası ve yüzeysel/ticari sağlık hizmeti/hekimlik uygulamalarına bağlı olduğunu söyleyebiliriz. Bu haberle ilgili olarak aradığım Sakarya’da çalışan bir eczacı arkadaşım kendisinin de ayda bir tane D vitamini ampulü içtiğini, özellikle fizik tedavi hekimlerinin, “kemik erimesini” önlemek amacıyla bir çok sağlıklı kişiye bu tedaviyi  önerdiklerini, benzer şekilde Ankara’da çalışan başka bir eczacı arkadaşım ise “ Son aylarda D vitamini damlası ve ampulütaleplerine yetişemez hale geldiğini” söyledi.
Öte yandanülkemiz son yıllarda özellikle bebeklik döneminde D vitamini eksikliğinin önlenmesi ve gebelerde D vitamini desteği konusunda başarılı  programlar yürüten bir ülke.  Bu yazıda D vitamini ile ilgili bilgileri özetleyerek, konuyu gerçek boyutları ile anlatmaya çalışacağız.
D vitamini  nasıl bir vitamindir?
Vitaminlerin hemen hepsi besinlerle alınır ve kan yapımından, enfeksiyonlardan korunmaya; büyüme ve gelişmeden, pıhtılaşma faktörlerinin sentezine kadar bir çok işlevi sessizce yerine getirirler. Genel olarak vitaminlerinşiddetli eksikliği durumlarında biraz eski zamanlarda kalan (Skorbüt, Beriberi gibi) hastalık tabloları oluşur. Öte yandan, sanıldığının aksine, vitaminlerin gereğinden fazla alınmasının insan sağlığına ek bir yararı yoktur.
Vitaminler içinde D vitamini özel bir yere sahiptir; çünkü D vitamini ihtiyacı büyük ölçüdeultraviyole ışınları etkisi ile deride sentez edilerek karşılanır. Deride sentez edilen D vitamini, karaciğer ve böbreklerde arka arkaya iki kez işlemden geçerek (“hidroksillenerek”) aktif hale gelir. Bu arada ise sentez edilen D vitamininin bir kısmı başta yağ dokusunda olmak üzere depolanır. Genel olarak insanın 3-4 ay yetecek kadar D vitamini depolayabildiği bilinmektedir. 
D vitamini ile insan sağlığı arasındaki ilişki, 1900’lerin başında “raşitizm” diye bilinen kemik hastalığınıntedavisinde  D vitamininden zengin balık yağının etkili olduğunun gözlenmesi ile kurulmuştur.Raşitizm, büyümenin en hızlı olduğu ilk 1 yaşta daha çok görülen ve kemiklerin çimentosunu oluşturan kalsiyum ve fosforun eksik olmasına bağlı bir hastalıktır. D vitamini bağırsaklardan kalsiyum ve fosfor emilimi için gerekli olduğundan eksikliğinde çocuklarda “raşitizm”, erişkinlerde ise “osteomalazi meydana gelir.Raşitizm, “İngiliz hastalığı” olarak da bilinir; çünkü sanayi devrimi sırasında bol yağışlı (güneşsiz) İngiltere iklimine hava kirliliğinin eklenmesi ile çocuklarda “raşitizm” yaygın bir hastalık haline gelmiştir.Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere bir çok ülke bu yüzyılın başından itibaren ekmek, süt gibi besinleri D vitamini ile zenginleştirerek ve güneşlenmeyi teşvik ederek raşitizm hastalığını sorun olmaktan çıkarmıştır.
D vitamini son yıllarda niçin “popüler” oldu?
Son yıllarda D vitamininin “popüler” olması, raşitizm sıklığındaki yeni bir artıştan değil, D vitaminininkemik dışı etkilerine olan ilginin artmasından kaynaklanmıştır. D vitamininin esas etki yeri olan bağırsaklar yanında  meme, kemik iliği, sinir hücreleri, bağışıklık sistemi gibi  bir çok dokuda reseptörü vardır ve bazı çalışmalarda 230 civarında genin çalışmasında D vitamininin rolü olduğu  gösterilmiştir. Son yıllarda dikkatler D vitamininin kemik dışı etkilerine yoğunlaşmış ve kanser başta olmak üzere bir çok hastalık ile D vitamini arasında ilişki kuran çok sayıda araştırma adeta tıp dergilerini “istila etmiştir”. Bunun yanında erişkinler ve çocuklar için yetersizlik, eksiklik ve normal  D vitamini düzeyi için “eşik değerler” konusunda da  tartışmalar yoğunlaşmıştır.
Özellikle ABD’de bazı araştırmacılar (bunların başında Dr.Michael F.Holick gelmektedir), D vitamini eksikliğinin ağır formlarında raşitizm gibi kemik hastalıklarının ortaya çıktığını, daha hafif eksikliklerinde ise kemik dışı dokularda hastalıklara eğilimin arttığını ileri sürmektedir. Bu tür yayınlar, D vitamini düzeyi 30 ng/ml altına düşünce risklerin başladığını sıklıkla vurgulayaraktoplumda endişe yaratmışlar ve sağlıklı kişileri D vitamini düzeylerini izlemeye ve yüksek doz D vitamini kullanmaya teşvik etmişlerdir. Bu hekimler,yazılarında başta bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi olmak üzere  D vitaminin “ her derde deva” olduğu izlenimi vermektedir (http://vitamindhealth.org/). Benzer konuşmaların daha yaygın bir şekilde ülkemizde de yapıldığını biliyoruz.Bu tür konuşmalar ülkemizde de  son 5-6 yılda  “D vitamini düzeyi baktırma” ve “ D vitamini ampulü” içmemodasına ön ayak olmuştur(https://www.youtube.com/watch?v=fQABYAy3vXk).
D vitamininin kemik dışındaki etkileri için  yüksek dozlarda D vitamini almaya gerek var mı?
ABD’de günlük olarak alınması gereken besin ögeleri ve vitamin miktarlarını belirleyen ve çok güvenilir bir kurum olanInstitute of Medicine (IOM)’ye göre kemik sağlığı açısından D vitamini düzeyini 20 ng/ml civarında tutmak yeterlidir.Bunun için ilk 1 yaşta günde 400 IU,1-71 yaş arasında 600, >71 yaşlarda 800 IU D vitamini gereklidir.Kanser, kalp damar hastalıkları, diyabet gibi iskelet dışı hastalıklar ile D vitamini arasında ilişki kuran araştırmaların sonuçları birbirini tutmamaktadır ve neden-sonuç ilişkisi ölçütlerini karşılamamaktadır.Bu hastalıklar için ayrı bir D vitamini düzeyi belirlemeye veya daha fazla D vitamini almaya gerek yoktur. Buna karşın Amerikan Endokrin Birliği, önerilen dozlarla iskelet dışı etkilerin sağlanıp sağlanamayacağı bilinmediğini, D vitamini düzeyini>30 ng/ml tutmak için >1000 IU/gün D vitamini almak ve obez çocuk ve erişkinlere iseen az 2-3 kat daha fazla  D vitamini vermek gerektiği üzerinde durmaktadır. D vitamini kullanımın abartılı artışında medyanın bu konuyu işleyen yayınları kadar Amerikan Endokrin Birliği’nin önerileri de etkili olmuştur.
IOM uzmanları,yakın zamanda ve bir kez daha,D vitamini düzeyini >20 ng üzerine çıkarmanın ek  bir yararının olmadığını, çünkü 12-16 ng/ml arasında kemik sağlığı  ile ilgili etkilerin plato çizdiğini, D vitamini<20 ng/ml olan bütün vakaları eksiklik olarak kabul etmeye gerek olmadığını,  D vitamini>30 ng/ml değerini “arzulanan” eşik değer olarak belirtmenin doğru olmadığını ve son olarak obezlere ve diğer risk altındaki gruplara daha yüksek D vitamini vermeye gerek  olmadığını ısrarla vurgulamaktadır.Dünyada D vitamini konusuna bilimsel veriler ışığında yaklaşan uzmanların hemen hepsi, IOM ile benzer düşüncelere sahiptir ve D vitamini düzeyini 20 ng/ml üzerine yükseltmek için yüksek dozda D vitamini vermeye gerek  olmadığını savunmaktadır. Yine son yıllarda çok sayıda araştırmanın verilerinin analizine dayanan yayınlarda (“meta-analiz çalışmaları”) D vitamini desteğinin ileri yaşlarda  kemik kırığı sıklığında  bir azalma sağlamadığı veya D vitamini ile örneğin Tip 2 diyabet gibi hastalıkların gelişimi arasında bir ilişki olmadığı da gösterilmiştir.
Bu yazı toplam 254 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37