• BIST 84.208
  • Altın 147,192
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Kocaeli 4 °C

Daha fazla oyalamadan AKP ile MHP kursun

İsmet ÇİĞİT
7 Haziran seçimlerinin sonuçları toplumun önüne ilk konulduğunda toplumun büyük bölümü, bu sonuçları iyi okuyamadı. AKP’nin iktidardan düştüğünü, 13 yıllık dönemin bittiğini düşünenler çoğunluktaydı. Oysa, AKP güç kaybetmişti ama hala birinci partiydi ve ipleri elinde tutuyordu.
Elbette ortaya çıkan yeni Meclis aritmetiği, AKP’siz bir hükümeti mümkün kılıyordu. Ama bu sadece matematiksel bir gerçekti. Zaten seçim sonrasındaki ilk günlerde MHP tavrını ortaya koydu. Diğer üç partinin bir araya geleceği, AKP’yi muhalefette bırakacak bir hükümetin kurulamayacağı çok kısa süre içinde ortaya çıktı. 
Daha sonra, Türkiye’de çok belirgin bir rüzgar estirildi. MHP, 550 milletvekilli mecliste 80 sandalyeye sahip olmasına rağmen, her türlü formülün dışında bırakıldı. Oysa, HDP ile barışı, demokrasiyi öne çıkartan bir koalisyon kurulabilirdi. AKP için, 80 milletvekiline sahip MHP ile ortaklık kurmak nasıl mümkünse, aynı şekilde 80 milletvekili bulunan HDP ile de kurabilirlerdi. Bu seçenek de çok kısa süre içinde elendi. 
……….
Geriye hükümet formülü olarak AKP-CHP ve AKP-MHP kaldı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, nedense 8 Haziran sabahından itibaren çok net bir tavır ortaya koydu:
“-Biz hükümet ortağı olmayacağız. Halk bize ana muhalefet görevi verdi. Biz bu görevi üstleneceğiz” dedi. Koalisyon hükümeti için görünen tek seçenek, “AKP-CHP” ortaklığı olarak kalmıştı. 
Bu konuda başta Ahmet Davutoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, her iki partinin içinde de samimi olan, bu koalisyonu kurmak isteyen aklı başında pek çok insan var. Ama hem AKP, hem CHP içinde, bu koalisyonu baltalamak, kurulmasını engellemek için çaba harcayan daha fazla insan olduğu da açık gerçektir. Bu nedenle, AKP-CHP görüşmelerinden bir sorucun çıkmasını beklemek, hayalperestlik gibi gözüküyor. 
Aslında seçmenin 7 Haziran’daki en net mesajı bence buydu. Türkiye’de 1991 yılındaki DYP-SHP ortaklığı gibi “Büyük ortaklık” kurulması halkın isteğiydi. Türkiye’yi bugün içinde bulunduğu sorunların temel nedeni olan kutuplaşmadan böyle bir koalisyon kurtarabilir, siyasi görüşleri tamamen birbirinden farklı olan, tamamen farklı çizgideki iki büyük parti ülke sorumluluğunu paylaşarak çok önemli işler yapabilirdi. Meclis’teki iki büyük partinin kuracağı “Büyük koalisyon”, Türkiye’yi 4 yıl değil de 2 yıl bile yönetse, çok sağlıklı bir seçime götürebilirdi. 
Ne yazık ki, Türkiye için çok önemli bir fırsat olan bu seçenek de engelleniyor. 
Artık daha fazla vakit kaybetmeden, ülkeyi çok daha fazla germek ve çok daha fazla kan dökülmesine yol açmak dışında bir netice getirmeyecek çok erken seçimi tek seçenek olarak bırakmak, ülkemiz için en kötü sonuç olacaktır. 
……….
Şimdi MHP, AKP ile bir koalisyona göz kırpmaya başladı. Aslında 8 Haziran’dan beri MHP lideri her fırsatta “Biz hükümet ortağı olmayacağız” dese de, AKP lideri Davutoğlu bu seçeneğe kapıları hiçbir zaman tamamen kapatmamıştı. 
MHP ise, hem “Biz AKP ile ortak olmayız” diyor, hem 7 Haziran’dan buyana hep AKP ile açık işbirliği yapıyordu. 
Meclis Başkanlığı seçiminde AKP’li İsmet Yılmaz’ın seçilmesini MHP sağladı. 
Ardından, yine Meclis’te RTÜK üyelikleri için seçim yapıldı. AKP ile MHP birlikte hareket ettiler. 
Bir süre önce Meclis Başkanlık Divanı, Cumhurbaşkanı’nı Saray’da ziyaret etti. Meclis Başkanlık divanının CHP ve HDP’li üyeleri Saray’a gitmediler. AKP ve MHP’li  milletvekilleri birlikte Saray’a gitti, Cumhurbaşkanı’na saygı sundu, gayet güzel görüştüler.. 
Son olarak geçen Çarşamba günü, CHP’nin çağrısı ile Meclis’te yapılan olağanüstü toplantıda da MHP, AKP ile birlikte hareket etti. Terör olaylarının her yönü ile araştırılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulması önerisini birlikte reddettiler. 
Artık ülke siyasetinde, özellikle Meclis tablosu içinde çok açık bir bölünmüşlük vardır:
Birinci ve büyük blok AKP-MHP bloğu; ikinci ve küçük blok CHP-HDP bloğudur. Bu iki bloktan biri için “Savaş”, diğeri için “Barış” bloğu da diyebiliriz. 
Bir yandan AKP-CHP heyetleri arasında koalisyon pazarlığı sürüyor. Pek gerçekleşecek gibi gözükmüyor. Keşke gerçekleşse ama Cumhurbaşkanı’nın da istemediği konuşuluyor.
Bu tablo içinde daha fazla vakit yitirmeden, AKP-MHP koalisyonunun kurulması gerekecektir. Terörle mücadele konusunda bu iki partinin bakış açıları birbirine yakındır. Belki bir koalisyon kurulması halinde, MHP’nin AKP’den isteyeceği Bakanlık sayısı, taviz CHP’nin taleplerinden biraz daha fazla olabilir. Çünkü Bahçeli bu konuda yeterince nazlanarak biraz elini güçlendirmiş görünüyor.
Ama Türkiye için en kötü sonuç, bir süre daha hükümetsiz kalması ve bu tablo içinde kasım ayında seçime gitmesidir. Ülkenin bütün dengeleri bozulur. Sağlıklı bir seçim yapılamaz. Katılma oranı çok düşük seçimden ortaya çıkacak tablo, hiç kimsenin işine yaramaz. 
Türkiye, eski Türkiye değil.. Türkiye’de herkes şehit haberleri ile sarsılıyor. Herkes, terörü lanetliyor. Ama bu ülkede eskiye oranla çok daha fazla insan, “terörü savaşla, bombayla değil, barışla konuşarak çözmek” seçeneğini tercih ediyor. Çok erken seçime gidiş konusundaki temel hedef, “Bu terör olayları ile biz HDP’yi yıprattık. Artış barajı geçemezler” öngörüsüne dayanıyorsa, yanlış tepebilir. 
Öncelik, Türkiye’nin biran önce Meclis’ten güvenoyu alacak bir hükümete kavuşması olmalıdır. Size göre doğru, bize göre yanlış olsa da AKP ile MHP arasında, terörü önleme modeli de dahil pek çok konuda görüş birliği vardır, ya da görüşler birbirine hayli yakındır. O halde MHP’nin nazlanmayı bırakıp, biran önce AKP ile koalisyonu kurması gerekir. 
CHP ile HDP de muhalefet görevini üstlenir.
Bu yazı toplam 171 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37