1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Daldan dala bir yazı
Daldan dala bir yazı

Daldan dala bir yazı

Daldan dala bir yazı Çok uzun yıllardan beri pazartesi günleri bu sütunlarda yazdığım bu yazıların artık bir anlamanın kalmadığını düşünüyorum. Gerçekten bir bahane bulup, bu pazartesi yazılarını sonla

A+A-

Daldan dala bir yazı

Çok uzun yıllardan beri pazartesi günleri bu sütunlarda yazdığım bu yazıların artık bir anlamanın kalmadığını düşünüyorum. Gerçekten bir bahane bulup, bu pazartesi yazılarını sonlandırmak da istiyorum.

Meslektaşların hatalarını, meslek adına işledikleri günahları yüzlerine vurmaktan bıktım. Dahası yoldan çıkmışları yola getiremeyeceğimin de artık farkındayım. Benim bu pazartesi yazılarımı taklit edenler, benim üzerimden kendilerini kamuoyuna gazeteci gibi tanıtmaya çalışıyorlar. Bu da hoşuma gitmiyor.

Mesleğim gereği gerektiğinde herkesi eleştirme hakkını kendinde bulan bir insanım. Doğal olarak, beni de yaptığım iş nedeniyle, tarzım nedeniyle eleştirenlere saygı duyarım. Kırılmam, alınmam. Ancak karakter ve insanlık kalitesi açısından tahlile girildiğinde beni kullanmaya kalkanların dikkatli olmasını tavsiye ederim.

Geçen hafta bir arkadaşım, içinde sık sık benim adamın geçtiği uzun bir yazı yazmış. Meslek anlayışı, karakter ve insanlık kalitesi konusunda kendisi ile beni, hatta rahmetli babamla beni kıyaslamaya kalkmış.

Hiç alınmadım, yazının her satırını doğru kabul ediyorum. Benim yakın çevremde, hatta ailemde benim hakkımda aynı şeyleri düşünenler var. Sık sık yüzüme de söylerler.

Eğer bir zaafsa, ben gerçekten insanlara koşulsuz inanırım. İhtiyacı olanlara dostluğumu ve desteğimi karşılıksız veririm. İnsanları kırmak, üzmek, insanları karalamak, onlardan çıkar sağlamanın hesabını yapmak, benim karakterimde yoktur. Bu işi, çok sevdiğim için değil, başka iş bilmediğim için yapıyorum. Esnaf olsam, dükkandaki her şeyi belki de insanlara bedelsiz verirdim.

Durduk yerde kendime düşman yaratmam. İş olsun diye dostluklar, gereksiz samimiyetler kurmam. Sevmediğim, selam vermediğim insanlar, bana kişisel zarar vermiş insanlar değildir. Memleket için, kent için hayırsız, zararlı olduğuna inandığım insanlarla selamı keserim. Böyle birkaç kişi var.  Zamanında dost bilip taşıdığım, oturup konuştuğum, sonra hiç yüzüne bakmadığım, telefonlarına çıkmadığım insanlar var. Kimileri,  “Aracı” koyup, yeniden diyalog kurmak ister, kabul etmem. Kimileri yeniden dostluk karşılığı avanta teklif eder, bunu da kabul etmem. Bir kere ipleri koparttığım insanlarla, bir daha bir araya gelmem. Ama onlara kötülük, haksızlık da yapmam, yapamam.

“Gel birleşelim, şunu dövelim” ya da “Gel birleşelim, şunu sevelim, söğüşleyelim” tarzı gazetecilik, benim kitabımda yazmaz. Zaten yapamam. Yapmacık, sahte davranamam. Bu mesleği, insanların inandığı, güvendiği yazılarımı çıkar ilişkilerine alet etmem.

Geçen gün bir dostum, şu güzel sözleri söyledi, gerçekten gururlandım:

“İnsanlar, başkaları tarafından üç nedenle sevilir. Birincisi, kimilerini insanlar korktukları için severler. Aman şerrine lanet, bana bulaşmasın diye sever görünürler. İkincisi, bazı insanlar başkalarına menfaat temin ederler, bu nedenle sevilirler. Üçüncüsü ise, karşılıksız sevilen, iyi insan olduğu için, kimseye zarar vermeyi düşünmediği için sevilen insanlardır. Biz seni bu kategoride seviyoruz” dedi.

Hiç kimsenin benden korkmasını istemem. Zaten korkutamam. Bu kentteki bütün valiler “Başvur sana silah ruhsatı vereyim” demiştir. Hiç gerek duymadım. Hakkım olduğu halde, hiçbir zaman bir silah ruhsatı bile almadım.

Maddi varlığı olan, el uzatan insanlara maddi destek verebilen, ihale dağıtan biri de değilim. Hiç kimse beni menfaat temin ettirdiğim için de sevmez. Zaten böyle sevilmeyi ret ederim. Ben korkulan, ya da yakınlarına menfaat sağlayan bir gazeteci olarak değil, dürüst, düzgün olduğu için, insanlara zarar vermeyi düşünmeden mesleğini yaptığı için sevilen gazeteci, insan olmayı tercih ederim. Yaşantım, bunun üzerine kurulmuştur. Kabul, rahmetli babam gibi değilim.

Başkaları gibi de değilim.

Son günlerde ulusal medyada, bizim sektörümüzle ilgili ilginç haberler var.

Misal, merkezi İstanbul’da bulunan, 85 yıldan beri Rumca yayın yapan  “Apoyevmatini” isimli bir gazetenin ekonomik sıkıntı içine girdiği, Rum azınlık tarafından artık okunmadığı, bu gazeteyi kurtarmak için devletin harekete geçtiği haberleri çıkıyor. Türkiye’de Rumca yayınlanan gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Mihail Vasiliadis, gerekli desteği bulamazlarsa, gazeteyi kapatacaklarını açıkladı. Hemen gazeteye yeni aboneler katıldı. Basın İlan Kurumu, yani devlet, bu gazeteye destek için arayışlara girdi.

Türkiye’de gerçekten gazetecilik, sadece gazetecilik yapıp da ayakta kalmaya başaran müessese sayısı çok azdır. Bunu başaran her kurum ve yöneticisi bence övgüyü hak eder.

Ama okur kaybettiği, buna bağlı olarak reklam gelirleri düştüğü için kapanma aşamasına gelmiş bir gazetenin, üstelik azınlık gazetesinin devlet desteğiyle kurtarılıp, ayakta kalmasını sağlamak, bence anlaşılabilir değildir. Devlet, tirajı 600’e kadar düştüğü, aboneleri terk ettiği için kapanma aşamasına gelen Rumca gazeteyi kurtarmayı bir vazife kabul ediyorsa, Türkiye’de can çekişen pek çok yerel gazeteye de aynı desteği vermek zorunda kalabilir.

Son günlerde dünya medyasında bir başka medya grubu ile ilgili çok yaygın haberler var. Dünyanın en büyük medya patronlarından, aynı zamanda pek çok farklı alanlarda da büyük yatırımları olan Rupert Murdoch’un sahibi olduğu, İngiltere’de haftalık olarak yayınlanan  “Wold of The News” isimli gazete, geçen pazar günü kendi kendisini kapattı.

Murdoch’un haftalık 6 milyon tirajlı gazetesinin, sırf özel, atlatma ve sansasyonel haber yapmak uğruna, özel dedektifler aracılığıyla bazı insanları takip ettirdiği, telefonlarını dinlettirdiği, özel hayatlarına girdiği ortaya çıktı.

Toplumun ve İngiltere’deki diğer medya organlarının yerden yere vurduğu World of The News, çaresiz kaldı, kendi kendisini kapattı.

Soruşturma derinleşince, aynı gazetenin İngiltere’de, hatta belki ABD’de de politikacıları aynı şekilde izlediği, dinlediği ortaya çıktı. İngiltere’de iktidar ve muhalefet birleşti, Murdroch’a, sahibi olduğu medya kuruluşlarına çok sert cephe aldı.

Büyük medya devi, İngiltere’de yeni yatırımlara hazırlanıyor, ülkedeki en büyük televizyon platformlarını da portföyüne katmak için milyarlarca dolar öneriyordu. Her şey tersine döndü. İngiltere siyaseti, “Ülkeyi, medya patronları yönetemez. Halkın seçtiği meclis yönetir” diyerek Murdoch’a cephe aldılar. Aynı şirketin şimdi ABD’deki gazete, televizyonları da inceleme altına alındı.

Basın sektöründe olmak, kimi zaman büyük sevgi ve saygıyı da size getirir. Ama yanlış yaparsanız, basının verdiği gücü kötüye kullanmaya kalkarsanız, işler birden bire tam tersine döner. O basın patronuna, ya da gazete-televizyon yöneticisine büyük itibarsızlık, toplumsal nefret getirir. Ne kadar büyük, ne kadar güçlü olursanız olun, bir anda çöker, önce itibarınızı, ardından elinizdeki her şeyi kaybedersiniz.

Atlatma haber, özel haber uğruna insanların özel hayatını girmekle suçlanan dünya medya devi Murdoch’un içine düştüğü durum, gazeteci geçinen herkes için ibretlik bir örnek olmalıdır.

Bu haftalık bu kadar. Saygılar, sevgiler.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.