1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. Damarlara çizik atmak ve mecrasından saptırmak!
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

Damarlara çizik atmak ve mecrasından saptırmak!

A+A-
Ülkemiz gariplikler ülkesi olmaya her geçen gün daha yaklaşıyor. Bunun da ana nedeni bazı kimselerin ve sosyal çevrelerin toplumun ve yasaların kendilerine biçilen rolü oynamaları yerine, güç zehirlenmesine müptela olmaları ve hadlerini ve sınırlarını aşmalarıdır. Böyle olunca da ameliyatlar mukadder oluyor. 
Eğer kan damarlarda dolaşamıyorsa, birileri çizik atarak vücutta kanamalara sebebiyet veriyorsa, kanallarında akması gereken sular mecrasından saptırılıp seller oluşmasına sebebiyet veriyorsa ve en basitinden sol şeritte seyretmesi gereken ağır vasıtalar şerit ihlali yaparak hafif vasıtaların yollarını işgal edip trafik terörüne davetiye çıkarıyorsa, anarşi doğar ve kazalar ile birlikte trafik canavarların türemesi de mukadder olur. O vakit kanun koyucular, milletin kendilerine yönetme emanetini tevdi ettikleri kurum ve kuruluşlar, asayişi ve trafiği tanzim eden güçler de devreye girer ve had ve hududu aşanlara haddini bildirir. Bu da onların görevidir. 
Bildiğiniz gibi son bir yıldan beridir kendilerine ümmetin evlatlarını irşad etme görevini tevdi ettiği cemaat yapılanmasının üstlendiği ve toplumun kendilerinden beklediği görevlerini bir kenara bırakarak ümmetin kendisine verdiği desteği suiistimal edip edindiği gücü kendilerini var etmek için çaba sarf eden meşru hükumete karşı kullanmaya çalışması, hükumetin ve diğer kamu kuruluşlarının kendilerini koruma refleksiyle hareket etmesi ve meşru müdafaa hakkını kendisine temsil yetkisini veren millet adına kullanması son derece doğaldır. 
Hiçbir hukuk devleti böylesi kalkışmalara seyirci kalınmasını hoşgörü ile karşılayamaz. Hele hele Said-i Nursi Hazretlerinin “Euzu billahi mineş-şeytani ve mines-siyaseti”  Türkçesi:” Şeytandan ve siyasetten Allah’a sığınırım” sözünün kendilerinin varlık nedeni ve esin kaynağı olduğunu iddia eden ve bunu yüksek perdeden deklare eden Fethullah Gülen’in daha da ileri gidip “Hz. Cebrail parti kursa yine desteklemem”  sözünden sonra bizzat siyasi aktör olma sevdası, öncelikle ait olduğu çevre tarafından bile hüsn-ü kabul görmez. 
İslam tarihinde hiçbir âlim, yöneticilerle dirsek temasında bulunmamış; bilakis mümkün mertebe uzak durmuşlardır. Bunu herkesten çok Sayın Gülen bilmektedir. Buna rağmen dâhili ve harici bir takım organizasyonlarla işbirliği yaparak ülkenin adli, idari ve güvenlik birimlerine nüfuz etmek suretiyle meşru hükumeti devirmeye kalkışması, bu misyonsa taban tabana zıttır. 
Emekli maaşının bir bölümünü, ticari kazancının önemli bir kısmını ve işini, eşini ve aşını terk edip ta Tanzanya’ya kadar gidip bu çatı altında İslam’a hizmet etmek adına gayret eden o müstesna insanlara karşı azıcık bir sorumlulukları varsa, bu insanlardan özür dilemeliler. 
Acizane tavsiyem, intikam yemini edeceklerine, bir an önce tevbe etmeleri, kendilerine İslami hassasiyet adına destek veren sosyal çevresinden özür dilemeleri ve kendilerinden beklenen İslami çalışmalara geri dönmeleridir. Tabi eğer İslam’a hizmet gibi bir gaileleri, dertleri ve niyetleri varsa? Bana sorarsanız kendilerinin (yavan yapılanmasının) hiç te böyle bir niyetleri ve dertleri de yoktur! 
Bu yazı toplam 269 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.