1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Değirmendere’de “II. Uluslararası Nakışlı Kırkyama Festivali”
Değirmendere’de “II. Uluslararası Nakışlı Kırkyama Festivali”

Değirmendere’de “II. Uluslararası Nakışlı Kırkyama Festivali”

Gölcük’ün Değirmendere semtinde (ki bu semtin eskiden belediyesi olan bir belde olduğunu her defasında üzülerek belirtmekte yarar var) 24 Haziran, Cuma günü saat 14. 30’da açılışı yapılan II.

A+A-

Gölcük’ün Değirmendere semtinde (ki bu semtin eskiden belediyesi olan bir belde olduğunu her defasında üzülerek belirtmekte yarar var) 24 Haziran, Cuma günü saat 14. 30’da açılışı yapılan II. Uluslararası Nakışlı Kırkyama Festivali, yöreye canlılık getirdi. Açılış konuşmasında bu festivalin anlam ve önemine değinen Gölcük Belediye Başkanı Mehmet Ellibeş, Değirmenderelilere önemli bir müjde verdi. Uluslararası Zühtü Müridoğlu Ahşap Heykel Sempozyumunun Gölcük Belediyesince sahiplenildiğini belirten Ellibeş, uzunca bir süre alkışlandı.

Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık’ın seçim bildirgesinde “Sahipsiz kalan festivaller ve sanat etkinlikleri Çankaya’da can bulacak, ta ki yeniden vatanına dönene kadar” demişti. İki yıl Çankaya’da gerçekleştirilen Uluslararası Zühtü Müridoğlu Ahşap Heykel Sempozyumu, Değirmenderelilerin ısrarı üzerine, Gölcük Belediyesi kararıyla gerçek vatanına dönmüş oldu. Sayın Ellibeş’e verdiği bu müjde nedeniyle, bir sanatsever olarak, teşekkürlerimi iletmek istiyorum.

Festivale birçok yabancı ülkenin ödüllü kırkyama sanatçıları ve grupları, Dünya El Sanatları Komitesine üye çeşitli ülkelerin delegeleri, Türkiye’nin çeşitli il ve ilçelerinden ve yurtdışından birçok kırkyama ustası katıldı. Geçen yıl Değirmendereli esnafın haklı tepkisine yol açan yiyecek stantları bu yıl yoktu.

Üç güren süren festival, 26 Haziran, Pazar günü akşamı son buldu.

Tatile Çıkıyorum

Tatile çıkıp dinlenmek önemli bir gereksinmedir. Değil tatile çıkmak, düşlerimizi süsleyen tatil hayali bile huzur veriyor insana.

Tatil günlerimde sizlerden uzak kalmanın yalnızlığını yaşayacağım. Bu köşenin okurlarına, ilgilerinden dolayı teşekkürlerimi iletmek istiyorum öncelikle.

Yine bu köşede karşılaşmak umuduyla, saygı ve sevgilerimi iletiyorum hepinize. Sağlık, mutluluk ve sevgiyle kalın.

İl Sağlık Müdürlüğünün Dikkatine

Sağlıkta önemli yenilikler olduğu düşüncesini ben de taşıyorum. Bu yeniliklerden biri, sıra numaramız ile adımızın yer aldığı doktor kapısında bulunan cihazlardır. Bunlara bakarak sıramızın gelip gelmediğini, önümüzde kaç kişi olduğunu anlayabiliyoruz. Teknolojik olanaklardan yararlanarak insanımızı rahatlatmak bir hizmettir kuşkusuz.

Bu konuda şikâyetler başlamıştır. Neden mi? Bazı doktorlar sıraya dikkat etmeden hasta almakta, belirttiğim cihaz bir işe yaramamaktadır. Ben de tanığım buna. Olur mu böyle? Bir yeniliği keyfi uygulamayla iptal etmek hakkına kimse sahip değildir. Kapılarda yığılma ve tartışma, bu doktorların umurunda bile olmamaktadır. Ortada bir yanlış vardır ve düzeltilmesi gerekmektedir.

Bir kamu hizmetinde bulunmak amacıyla, İl Sağlık Müdürlüğüne durumu aktarıyorum. Hasta, adı üstünde hastadır zaten. Doktor kapısında tartışma yapacak hali yoktur birçok hastanın.

Bu şikâyetin ciddiye alınacağını umuyorum. Konunun takipçisi olacağım.

Süreyya Güven’den “Ten Nadası”

Geçen hafta sonu okuduğum Ten Nadası (Sone Yayınları, 72 sayfa, Ocak 2011) Güven’in ikinci kitabı. Şair ilk şiir kitabı Sel Düğümleri’ni 2009 yılında, 39 yaşındayken çıkarmış. İlk kitap için, ileri bir yaş sayılabilir. 1970 yılında Erzurum’da doğan Güven, öğretmenlik yaptığı Bursa’da yaşamını sürdürüyor. Eliz Edebiyat, Patikalar, Deliler Teknesi ve Temren dergilerinde şiirleri yayımlanmış, yayımlanmakta.

İlk kitabını okumadığım için, Süreyya Güven’in şiir sanatında nereden nereye geldiğini bilemiyorum. İkinci kitabı Ten Nadası’ndaki şiirlerinden anladığım kadarıyla, ileride adından sıkça söz ettirebilecek bir şairle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilirim. Şu kısacık şiiri okuyanlar bana hak vereceklerdir sanırım:

“gel” de

gelirsem

bir ırmak deviririm

çölündeki seraba

kumlarını bana savur

kavrulsun

dudaklarımda açtığın vaha (70. s.)

Nitelikli şiir okumak, besliyor ruhumuzu.

Şiir örgüsünde, bazı sözcükler öne çıkıyor şairin. Her şair için geçerlidir bu. İşte birkaçı: kadın, ten, köz, çöl, sözcük, giz, şiir, kuş, nehir, dudak, güz, su, kum, güneş, yağmur.

Ne imgeden vazgeçiyor ne de yalınlıktan. En iyisini yapıyor. Akıp giden bir şeylerin ardında kalmanın hüznüyle şiirlerini yazıyor Süreyya Güven. Nitelikli şiirleri nedeniyle şairi kutluyor, üçüncü kitabını merakla bekliyorum.

Güven’le iletişim kurmak isteyenler, elektronik adresine ([email protected]) yazabilirler.

Fıkra

İki yaşlı, parkta güvercinlere yem atıyorlardı. Birinci yaşlı :    - Şu güvercinlere ne zaman yem atsam, siyasetçileri hatırlıyorum, dedi.    Diğer yaşlı:    - Neden?    - Yerde dolaşırlarken elimizden yiyorlar, havalanınca kafamıza ediyorlar.

Bir gün aslan ile tilki bir ağacın gölgesinde oturuyorlarmış. Canları sıkılmaya başlamış. O sırada bir tavşan zıplaya zıplaya oradan geçiyormuş. Tilkinin aklına hemen bir şey gelmiş ve bu konuda aslanla konuşmaya başlamış:

- Gel, şu tavşanı dövelim. Bizim de canımızın sıkıntısı geçer.

- Nedeni olmadan ayıp olmaz mı?

- Senin niye şapkan yok deriz ve döveriz.

- Tamam.

Tavşanı bir güzel dövmüşler.

Ertesi gün tilki ile aslan yine ağacın altında otururken, tavşan oradan geçmek üzereymiş.

Tilkinin aklına yine aynı şey gelmiş ve aslanla konuşmaya başlamış:

- Gel şunu yine dövelim.

- Bu sefer bahane ne olacak?

- Bize bir paket sigara al deyip bakkala göndeririz. Filtreli alırsa, neden filtreli aldın diye;   filtresiz alırsa, neden filtresiz aldın diye döveriz.

- Tamam.

Tilki, tavşana isteklerini söylemiş. Tavşan ürkek bir sesle:

- Filtreli mi, yoksa filtresiz mi?

Bunu duyan tilki, aslana dönerek:

- Görüyor musun abi, yine şapkası yok?

Sağlık

Zeytinyağının yaşlılarda beyin kanaması geçirme riskini azaltabileceği belirtildi.    Fransa’da, bilim adamlarının 5 yıl süren araştırmasına, 65 yaş ve üzeri 7 bin 625 Fransız katıldı. Katılımcılar, zeytinyağı tüketmeyenler ve tüketenler olarak iki gruba ayrıldı.    Araştırma sırasında katılımcılardan 148’i beyin kanaması geçirdi.

Bilim adamları, devamlı zeytinyağı tüketenlerin beyin kanaması geçirme riskinin diğerlerinden yüzde 41 az olduğunu gözlemledi.    Araştırmaya imza atanlardan Cecilia Samieri, bu sonuçların, 65 yaşındaki ve üzerindekilerde beyin kanamasının önlenmesi için bazı yeni beslenme tavsiyelerinin verilmesi gerektiğini gösterdiğini belirtti.    Yaşlılarda beyin kanamasına sık rastlandığını ifade eden Samieri, zeytinyağının kanama riskini önlemede hem az masraflı, hem de basit bir yöntem olduğunu vurguladı.  Araştırma, Amerikan “Neurology” dergisinde yayımlandı.

(Kaynak: www.habercem.com, 24 Haziran 2011)

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.