1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Değişim tabi... Ama!...
Değişim tabi... Ama!...

Değişim tabi... Ama!...

Canlı cansız,insan eşya, kâinattaki yaratılmışların hemen tamamı için değişim kaçınılmaz bir süreç. Eşya ve hadiseler değişiyor,canlı cansız yaratılmışlar değişiyor, insan değişiyor sahip

A+A-

Canlı cansız,insan eşya, kâinattaki yaratılmışların hemen tamamı için değişim kaçınılmaz bir süreç. Eşya ve hadiseler değişiyor,canlı cansız yaratılmışlar değişiyor, insan değişiyor sahip olduğu bazı özellikleri itibariyle. Ama gariptir bu değişim süreci genelde ve  anlaşılmaz bir biçimde başkalaşma yönünde işliyor.  Güzel haslet ve alışkanlıklar bazıları tarafından zor kazanılıyor da, kolayca terk edilebiliyor değişim adı altına gizlenmiş enfüsî duygu ve düşüncelerle. Ve sonra da “zaman sana uymuyorsa sen zamana uyacaksın”  zırhına bürünüyor sinsice.  Bir değirmen mîsali öğütüyor bir çok değeri değişim söyleminin arkasında ustaca kamufle edilmiş hak ve hakikate karşı gayr-i ciddilik ve laubalilik. Gözlerimizin önünde oluyor bu. Oluyor da, bir kısmı inanç değerlerimizden,bir kısmı tarihî derinliğimizden kazanım hasletlerimiz yok oluyor.  Gelişme yönündeki değişime elbette evet.  Ama aksi yöndekine hayır.

Sivil toplum kuruluşları bu konuda güzel örnekler olabilir.  Şahsen ben sivil toplum kuruluşlarını itfaiyecilere ve yaptıkları işi de yangın söndürme ve enkaz soğutmaya benzetirim.  Ne kadar doğru bir benzetmedir tartışılabilir. Ancak çok daha doğru ve isabetli benzetmeye de saygı duyarız. Neden itfaiyeciler ve neden enkaz soğutma benzetmesi denirse!. Sivil toplum kuruluşunda gönüllülük vardır fedakarlık,birlikte başarma vardır iyi,güzel ve hayırlı işleri. Kimi yüreğini koyar en samimi ve sıcacık haliyle,kimi kaynak ve imkanlarıyla destekler,kimi de zaman ayırır başkaları şurada burada zaman öldürürken.  Himmetler ve gayretler bir araya gelince de, birlikte başarma adına ilk hareket sağlanmış olur tabi.  Bir sosyal dayanışmadır sivil toplum kuruluşları.  Tek başına çare bulunamayan dertler, sıkıntı ve sorunlar bu dayanışma ile kolayca halledilir.  Şirket-i hayriye’dir yani sivil toplum kuruluşları.  Manen, görev alanlar ayrı kazanır,destek olanlar ayrı, elinden bir şey gelmese de yüreğiyle destek olanlar ayrı.  Ama bütün bunlar mes’uliyetini müdrik olanlar için tabi.  Ya çeşitli iftira ve fücurla köstek olanlara yada köstek olmaya çalışanlara bilerek yada bilmeyerek destek olanlara ne demeli?.  Hayatı sadece cismaniyetini yaşamaktan ibaret olanlara bir diyeceğimiz olamaz.  Aslında olmalı da!. Bütün bunlar yapılırken minnet mihnet ilişkisini netice verecek duygu ve düşüncelerden de kaçınmalı tabi.  Ama olmuyor, yüreği büyük ve geniş olanlar bu konularda ne kadar iyi ve güzel örnekse, dibinde olduğu çukurda ayaklarının altındaki çakılın üzerinde olduğunu hissedip büyüklük taslayanları anlamak gerçekten zor.  Her iyi,güzel ve hayırlı işte bir “neden ?. ” arıyorlar. İnsan,bir arada yaşadığı ailesine,topluma ve milletine hatta büyük insanlık ailesine karşı bir sorumluluk hissetmeli.  Ve bunun gereğini yapmalı. Yapamıyorsa da yapanların şevklerini kıracak söz,tavır ve davranışlardan sakınmalı.  Nerede bir yangın görse yada hissetse bir itfaiyeci mîsal koşturmalı canla başla. Önce o yangın söndürülmeli el birliği ile.  Sonra da, enkaz soğutmaya devam etmeli.  Her iş yada ilişkiyi,her gayret ve fedakarlığı kârlılık oranıyla değerlendirerek nereye kadar?! Allah bu milletin içinde,iyilik,güzellik ve hayır adına yeşermiş ve yeşermeye devam eden hasletleri,bu hasletleri yaşamaya ve yaşatmaya çalışanları muhafaza etsin. Fikir cücesi fazilet fukarası nadanlar anlayamasa da, yüreklerinin güzelliği ve sıcaklığı ile, örnek olmuş büyükleri muhafaza etsin. Himmetlerini devam ettirsin.

Bu haber toplam 839 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.