1. HABERLER

  2. Delirten Reklamlar
Delirten Reklamlar

Delirten Reklamlar

Günlük hayatımızın vazgeçilmezleri arasında ilk sıralarda yer alan cep telefonlarını gereğinden fazla kullandığımızın farkındamıyız acaba? Sizleri bilmem ama ben gerçekten birey olarak GSM operatörleri

A+A-

Günlük hayatımızın vazgeçilmezleri arasında ilk sıralarda yer alan cep telefonlarını gereğinden fazla kullandığımızın farkındamıyız acaba? Sizleri bilmem ama ben gerçekten birey olarak GSM operatörlerinin artık insanları delirten reklamlarını duymaktan bıktım.

Ekranlarda ve gazete sayfalarında görsel panolarda çılgınca bir savaş içinde olan birbirleriyle yarışan bu firmalara dur diyecek bir kurum veya otorite yok mu bu ülkede? Birbirinden cazip sloganlarla ile tüketiciyi hedef alan reklamların da  artık dozu kaçıyor.

Eskiden cep telefonu yok iken insanlar daha mutluydu bence, birbirleri ile iletişim yine bir şekilde sağlanıyordu, mektup bayram kartları evlerimizde sabit telefonlar ile insanlar yine de birlerinden haberdar olup iletişim kurulabiliyordu.

Cep telefonları hayatımıza girince teknolojinin bu icadı insanları daha düzeyli daha mutlu ve sağlam  ilişkilerden uzaklaştırdı.

Yapay ve sadece teknolojiye körü körüne tutsak olan bir nesil ile karşı karşıyayız. Bacak kadar çocukların ellerinde aletler ile tık …tık..mesajlar garip garip dil kurallarını alt üst eden sözcükler ile çok farklı bir nesil ortaya  çıkıyor.

Ama bunun  tehlikelerini çözemeyenler nasıl bir tehdidin oluştuğunu görmeyen gözler acaba  iş hangi noktalar geldiğinden bu garipliğe dur diyecekler doğrusu çok merak ediyorum.

Gerçekten değerli okurlar elimizdeki insan sağlığını bile ciddi derecede tehdit eden bu aletleri kullanmak adına büyük bir yarış içinde olan cep telefonu firmalarının kapitalist dünyanın acımasız kuralları içinde hayatımızı işkenceye dönüştürdüklerini artık bilincinde olmalıyız.

Reklamlara harcanan paralar inanılmaz boyutlarda  insanları düşünen yok toplumda  varsa yoksa alın kullanın  anlayışı hakim olmuş. Bizleri gerçekten düşünen yok, Belki de dünyada bizim kadar tüketen her yeni cep telefonunu alıp belli bir süre kullandıktan sonra atan bir toplum da zannedersem  yoktur.

Böyle bilinçsiz bir  şekilde tüketen toplumu koruyacak olan mekanizmalarında  sistemimizin  içinde olması gerekir diye düşünüyorum.(Bu satırlar arasında duyarlı Bakanımız Nihat Ergün’ ün kulağını çınlatalım nede olsa kendileri siyasete girmeden önce bizim gazetemizde köşe yazarlığı yapıyordu belki bu isyanımızı duyar.)

Batının bizim kadar çılgınca bir tüketim açlığı içinde olduğunu düşünemiyorum. Ortadoğu ile batı arasında debelenen bir toplumun bireyleri olarak kendi ayaklarımız üzerinde bize yarar yerine zarar veren bu çılgınlığa toplum olarak tepki koymamız gerekir

Gerçekten insanı delirten bu reklam bombardımanı karşısında isyan etmemek elde değil?  Hadi bizler belli bir yaşta bilinç düzeyi ile bazı şeylere hayır diyebiliyoruz.

Ya yetişmekte olan genç nesil, tüketim çılgınlığına  adeta tutsak olmuş geleceğimizi kurtarmak adına bir şeyler yapmak zorunda olduğumuzu unutmayalım.

Bu kadar sorumsuz kontrolsuz sadece ceplerini doldurmak için çılgınca savaşanlara birilerinin dur demesi gerekiyor. Bu çılgınlıktan  toplumun nasıl olumsuz etkilendiğini de görmemek serbest piyasa ekonomisinin kurallarına tutsak olmak değil mi sizce?

BU SEFER DE TEĞET GEÇER Mİ?

Aslında ilk yazdığım yazı ile paralel olmuş olsa da tüketim çılgınlığı kontrol edilemez noktada olan bir toplumun, dünyanın içinde var olan ekonomi sarsıntılarına tepkisiz kalmaması da beklenemez.

Ben yazılarımda çoğu zaman eleştirmiş olsam da geçmiş dönemlerdeki derviş modelini uygulaması ile yaşanan ekonomi tsunamilerine dayanan bir iktidarın gelecekteki kötü senaryolara hazırlıklı olduğunu da düşünüyorum.

Her ne kadar sallamaları ile ünlü ekonomistlerimiz daha karamsar tablolar ile ortalıkta atıp tutsalar da bu iktidarın zaten ceplerinde harcayacak parası olmayan vatandaşları bir şekilde kolayca kontrol altında tutacağından kuşku duymuyorum. Ne de olsa en çok övündükleri konu  dolan havuzu iyi kontrol ediyorlar .

Gerçekten har vurup harman savurmuyorlar. Birde eşit sosyal adalete uygun hakça paylaşım modelini benimsemiş olsalar,inanın kaymaklı ekmek kadayıfı tadında olur ama işte bunu beceremiyorlar ne yazık ki?

GÜVERCİN’İ KURTARMAK

Küçük  bir teşekkür Büyükşehir in  itfaiye grup amirliğine, çok katlı bir binanın  daracık havalandırma boşluğuna düşen çırpınan  çaresiz bir güvercini kurtaran  İtfaiye grup amiri Haydar Yılmaz ve Mustafa Gümüş’e yaptıkları  özverili çalışmalarına tanık olduğum için bu köşeden teşekkür ediyorum. Duyarlılıklarından dolayı sağ olsunlar var olsunlar. Yaşamda bir canı kurtarmak çok önemli . Bunun görmenin mutluluğu inanın tarif edilemez.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.