1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Demek ki…
Demek ki…

Demek ki…

“Açlıktan söz ediyorsun Demek ki sen Komünistsin…” Orhan Veli’nin dizelerine denk düşen günlerden geçiyoruz. Öyle görünüyor ki,zaman içinde “açlıktan söz ediyorsun” dizeleri çok daha geniş

A+A-

“Açlıktan söz ediyorsun

Demek ki sen Komünistsin…”

Orhan Veli’nin dizelerine denk düşen günlerden geçiyoruz.

Öyle görünüyor ki,zaman içinde “açlıktan söz ediyorsun” dizeleri çok daha geniş bir alanı kapsayacak.

Ergenekon davası bir yargılama davası olarak ilerlemiyor.

Sonuç itibarıyla, muhalifleri tutuklama aracına ve tamamlanamayan yargı süreci nedeniyle fiilen, tutuklanmış muhalifleri cezalandırma aracına dönüştü.

Daha kötüsü, bir çıkış da görünmüyor.

Dosyalara konu edilmiş ayrıntılar ve delillerin niteliği itibarıyla da, yargı sürecinin tutukluların olağan yaşam süreleri içinde tamamlanabilmesi mümkün görünmüyor.

Burada “konu yargıda” demek ucuz demagoji.

Başka bir anlamı yok.

Bir inandırıcılığı da yok.

Peki bütün bunlar siyasi iktidarın umurunda mı?

Değil.

Siyasi iktidar hep bu sürecin bir parçasıydı.

12 Eylül referandumunda dayattığı anayasa değişiklikleri çerçevesinde yargıyı büyük ölçüde emri altına alınca oyun bütünüyle kontrolüne geçti.

Ahmet Şık’ın avukatının ifadesine göre, özel yetkili savcı, “polis talep ediyor biz tutuklama emri yazıyoruz” diyor.

Ardından bu taleplerin arkasındaki emniyet müdür yardımcısı ile başbakanın düzenli görüştüğü öğreniliyor.

Daha sonra özel yetkili savcı, avukatın dediğini yalanlıyor.

Ama bir yandan tutuklanan son iki gazetecinin kimlikleri, diğer yandan o emniyet müdürünün görevden alınması, işin doğrusunun ne olduğu konusunda bir fikir veriyor.

Süreç, ta başından beri açık biçimde muhaliflere yönelik bir “av” süreciydi.

Ama son dönemde işin aldığı renk, konuyu başından beri belirli bir mesafeden izleyenler için bile  görünür hale getirdi.

Geldiğimiz yer  hiç iç açıcı değil.

Orhan Veli’den mülhem söylersek , vaziyeti ahval şöyle :

Cumhuriyet mitinglerine katılmışsın, demek ki sen darbecisin

Danıştayı basan da sen, Cumhuriyeti bombalayan da

Laiklikten söz ediyorsun, demek ki sen darbecisin.

Danıştayı basan da sen, Cumhuriyeti bombalayan da.

Cemaate tepkilisin, demek ki sen darbecisin,

Danıştayı basan da sen, Cumhuriyeti bombalayan da,

Hilmi Özkök’ü beğenmiyorsun, demek ki sen darbecisin

Danıştayı basan da sen, Cumhuriyeti bombalayan da

Referandumda hayır dedin demek ki sen darbecisin

Danıştayı basan da sen, Cumhuriyeti bombalayan da

İzmirlisin demek ki sen darbecisin,

Danıştayı basan da sen, Cumhuriyeti bombalayan da

Atatürkçüsün demek ki sen darbecisin,

Danıştayı basan da sen, Cumhuriyeti bombalayan da

İçki içiyorsun demek ki sen darbecisin

Danıştayı basan da sen, Cumhuriyeti bombalayan da

Siyasi iktidarı beğenmiyorsun demek ki sen darbecisin

Danıştayı basan da sen, Cumhuriyeti bombalayan da

Böyle yazılar yazıyorsun demek ki sen darbecisin

Danıştayı basan da sen, Cumhuriyeti bombalayan da

Bunun sonu yok değerli okurlar.

Ama bu mücadelenin de sonu yok.

Özgürlük ve demokrasi mücadelesi,  bu nevi iktidarların kucağında değil, “bilhassa bu nevi iktidarlara karşı” verilen, verilmesi gereken ve ağır bedeller ödenen bir mücadeledir.

Yine öyle olacak.

Yarın tarih hepimizi, bu mücadelede, nerede saf tuttuğumuza göre yargılayacak.

Geleceğimiz, inançlı olduğumuz kadar, cesur olduğumuz kadar, kararlı olduğumuz kadar erken aydınlanacak.

Bu topraklar, kolay topraklar değil.

Zamanın ruhu, çağlardan çağlara, dize dize şiirlerle taşınıyor.

Orhan Veli’yle başladık, Pir Sultan Abdal’la bitirelim:

“Yorulan yorulsun, ben  yorulmazam/ Derviş makamından ben ayrılmazam/ Dünya kadısına ben sorulmazam/ Kalsın benim davam, divana kalsın…”

Bu haber toplam 1123 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.