1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Demir’in açıklaması tatmin etmedi
Demir’in açıklaması tatmin etmedi

Demir’in açıklaması tatmin etmedi

Türkiye bugüne kadar çok skandal gördü. Soyuldu, hortumlandı, siyasi krizler yaşadı. Darbeler oldu. Haksızlıklar yapıldı. Ama önümüzde duran, ÖSYM'nin elinde patlayan son YGS olayı, Türkiye'nin

A+A-

Türkiye bugüne kadar çok skandal gördü. Soyuldu, hortumlandı, siyasi krizler yaşadı. Darbeler oldu. Haksızlıklar yapıldı.

Ama önümüzde duran, ÖSYM'nin elinde patlayan son YGS olayı, Türkiye'nin bugüne kadar gördüğü en büyük skandal olabilir. İddialar doğru çıkarsa, Türkiye'de en çok insanı etkileyen, en çok insana karşı yapılmış haksızlıktır.

KPSS skandalından sonra işin çok sıkı tutulduğu bu tür şaibelerin olmayacağı düşünülüyordu. Ama şifre skandalı patladı. İddiaların çok ciddi dayanakları vardı. Bu iddialara yanıt vermek üzere ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir Pazar günü basın toplantısı düzenledi. ÖSYM Başkanını basın toplantısı sırasında çok şaşkın ve dağınık hâlde gördüm. Sürekli kitapçık hazırlama işleminin kapalı devre gerçekleştiğini, dışarıdan hiç kimsenin soruların ve yanıtların tamamını bilemeyeceğini öne sürdü.

Sonuçlar açıklandığında, en yüksek puan tutturan öğrencilerin cevap kağıtlarının açıklanıp, inceleneceğini anlattı.

Sınavda en yüksek puanı alan, sorulara yüzde 100 doğru yanıt veren öğrencilerin bu kumpasın içinde olduğunu hiç sanmıyorum.

Bu şifreleme işinden aslında bu sınavı kazanma şansı hiç olmayan, bu formülü bilerek sınavda geçerli not almaya yetecek kadar soru çözen öğrencilerin yararlanmış olabileceğini düşünüyorum.

Soru çok basit: ÖSYM, bir tek kitapçıkta bile olsa, neden böyle bir şifrelemeye ihtiyaç duydu?.. Bunun amacı neydi?.. ÖSYM Başkanı buna yanıt veremediği sürece, 2011-YGS'de çok büyük dolaplar döndüğü, artık ÖSYM'ye güvenilemeyeceği şüphesi ortada kalacaktır.

Samimi bir ittifak başarı getirebilir

Seçimlerde siyasi partiler arasında ittifaklar yapmak, çağdaş ve düzenli işleyen demokrasilerde çok yaygın bir yöntem.

Türkiye nedense koalisyonlardan bile korkuyor. Siyasi partiler, seçimlerin yaklaştığı dönemlerde, birden bire kendilerini dev aynasında görmeye başlıyor, tek başına iktidar şarkıları söylüyorlar. Türkiye, bugüne kadar hiçbir seçimde doğru dürüst bir ittifak görmedi. Yüzde 10 gibi çok yüksek bir seçim barajının bulunduğu ülkemizde samimiyetle yapılmış, üzerinde iyi çalışılmış ittifaklar önemli işler yapabilir.

Bir-iki aydan beri 12 Haziran seçimleri için de ittifaklar çok konuşuluyor. Ama adım atılamıyor. DP Genel Başkanı Zeybek'in MHP'ye yönelik çağrısını bu aşamada önemli görüyorum. Kabul etmek gerekir ki, MHP 3 ncü parti ve barajı geçebilecek durumda. Dahası, MHP son zamanlarda marjinal sağ parti görüntüsünden çıkıp, merkez sağ parti görünümüne geçti.

MHP barajı tek başına aşacağına inanmakta haklı olmakla birlikte, DP, Saadet Partisi, BBP, Has Parti gibi potansiyeli olan partilerle sağlam ve samimi ittifak yaparsa, bu partilerin nispeten iyi göründüğü yerlerde listelerine bu partilerin adaylarını koyarsa, böyle bir ittifakın mecliste çok daha güçlü bir grup kurma olasılığı var.

Tabi MHP çatısı altına girmeyi kabul eden partilerin çok fazla uçmaması gerekir. MHP'nin potansiyeline saygı göstererek genel başkanları ile birlikte üç yada beş tane garanti yerin üzerinde talebi olmamalı…

11 Nisan'a az süre kalmış olmasına rağmen hâlâ zaman tükenmiş değil. Bu yönde çalışmalar devam ederse, eminim AKP'nin de etekleri tutuşacaktır. Çünkü böyle bir ittifak, en çok AKP'yi sıkıntıya sokar.

17 yılda 132 milyon adet ithal cep telefonu

Türkiye halkı, cep telefonunu, mobil iletişimi çok sevdi. Cep telefonu kullanımı ülkemizde 1994 yılında başladı. Resmi rakamlara göre, aradan geçen 17 yıl içinde Türkiye'ye yurt dışından 132 milyon adet cep telefonu ithal edildi. Bu cep telefonları için Türkiye'den üretici ülkelere 20 milyar dolar para gitmiş.

Düşünün 70 milyonluk ülke. 17 yılda 132 milyon adet cep telefonu ithal ediyor. Türkiye'nin cep telefonu ithalatına ödediği para, otomobil ithalatına ödediği parayı geçmiş. İstatistiklere göre, Türkiye'de insanlar, 9 ayda bir telefonlarını yeniliyorlarmış. Bu müthiş bir rakam.

Çoluğun çocuğun, en yoksulun bile cebinde cep telefonu var. Üstelik biraz modası geçince, yenisiyle değiştiriyor. Türkiye aynı zamanda cep telefonu hurdalığı hâline geliyor. 17 yılda resmen ithal edilen 132 milyon cep telefonunun yanı sıra, kaçak girenler var. Yurt dışına, Dubai'ye, Avrupa'ya gidip, oralarda kendisine, yakınlarına üç-beş yeni telefon alıp, bavulunda getirenleri de hesap ederseniz, rakam 150 milyonu da bulabilir.

Cep telefonu canavarı olan, müthiş tüketen Türkiye, hâlâ cep telefonu üretemiyor. Bu alanda yerli üretime teşvik yok.

Türkiye'nin biran önce cep telefonu üreten tesisler kurması lazım. Böylece, yabancı ülkelere cep telefonu alalım diye oluk gibi para akıtmaktan biraz olsun kurtulabiliriz.

Bu haber toplam 1158 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.