1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Demokrasi, burada nefes alıp veriyor
Demokrasi, burada nefes alıp veriyor

Demokrasi, burada nefes alıp veriyor

Çok hareketli geçti geçen hafta. Hemen her akşam eve gittiğimde fiziki olarak değil ama zihnen kendimi yorgun hissettim. Erkenden yatıp uyudum.

A+A-

Öyle sanıyorum ki, bu hafta ve gelecek hafta daha da hareketli geçecek. 
Kesinlikle şikayetçi değilim. Yeni insanlar tanıyorum. Eskiden az tanıdıklarımı, şimdi daha yakından tanıma fırsatı buluyorum. Hiç kimseye kendimi gizlemiyor, kimseye yalan söylemiyorum. Kimi heyetlerle görüşürken,  “Ben size oy vermeyeceğim. Ama şuna, şuna dikkat etmeniz gerekir” diyebiliyorum. 
AK Parti’li dostlar gelip gitti. CHP’den heyetler geldi, Muhip Kanko ile tanıştım. İYİ Parti’den kalabalık bir heyet geldi. Ali Türkşen ile tanıştım. Lütfü Türkkan’a, “Parti teşkilatında sıkıntılar var” dedim. 
Saadet Partililer geldi. HDP kalabalık bir heyetle geldi. Dr.Ömer Faruk Gergerlioğlu ve HDP yöneticileri ile enine boyuna siyaseti tartıştık. 
Adayların, partilerin teşkilatlarının çalışmaları hakkında fikir sahibi oluyorum. Bir tek, nedense MHP ile aramızda irtibat yok. Benden kaynaklanan bir sorun değil. Ama MHP’den kimsenin gelip gitmiyor olması da emin olun umurumda değil. 
ÖZGÜR KOCAELİ’nin çatısı altında demokrasi var. Siyaset, bir bakıma benim çalışma odamda nefes alıp veriyor. Herkesle her şeyi, açık yüreklilikle konuşabiliyorum. Bu durumu da kendi adıma büyük bir zenginlik olarak görüyorum. 
…………..
24 Haziran da gelip geçecek. Yine yüz yüze bakacağız. 24 Haziran’dan sonra bu şehirde hiç kimse, bana veya bu gazeteye  “Bize kötü davrandınız. Bize gazetede yer vermediniz” diyemeyecek. Çünkü her geleni, her söyleneni, herkesin topluma iletmek istediği mesajı vermeye çalıştık. En azından benim makale sütunlarımda herkes kendisini buldu. 
Hiç kimse, “Bana kötülük yaptınız” diyemeyeceği gibi, 25 Haziran’dan sonra hiç kimseden, “Teşekkür ederiz, Bizi çok desteklediniz” demesini de beklemiyorum. Bunu da kendi adıma zul sayarım. Çünkü kimseye köstek olmadığımız gibi, kimseye destek de olmuyoruz. 
Benim çalışma sistemimde, randevu falan yok. İsteyen, istediği zaman gelip, benimle görüşebilir. Bu nedenle zaman zaman farklı partilerden siyasetçiler de benim odamda karşılaşabiliyorlar. Hoş oluyor. Siyasetçilerin birbirine esprileri, birbirine nezaketi beni de çok keyiflendiriyor. 
İzmit’te yapılacak bütün mitingleri takip etmek, Perşembe Pazarı alanını kendim gözlemlemek istiyorum. Cumartesi günü Saadet Partisi’nin mitingine gittim. Erdoğan’ın, İnce’nin, Akşener’in mitinglerine de gideceğim. Gördüklerimi, duyduklarımı, konuştuklarımı yazıyorum. Perşembe akşamları bir de TV 41’de Sadun Çetin ile birlikte program yapıyoruz, yazdıklarımı orada da anlatıyorum. 

…………..
Aslında haziran başı itibariyle tatile çıkmak, bu siyaset ortamından uzaklaşıp, kafayı dinlemek niyetindeydim. Ama sonra buna hakkım olmadığını anladım. En azından bizim kentimizde ve şimdilik ortam çok rahatsız edici değil. Ben herkesle görüşebiliyor ve her şeyi yazabiliyorum. Siyaset yapanlar da benimle görüşmek istiyorlar. Kimi yoğun çalışmanın ardından benim yanımda dinleniyor, soluk alıyor. İçini açıyor, dertleşiyor. 
Ukalalık olarak almayın ama bu kentte böyle birilerine de ihtiyaç var. Hem herkesi dinleyecek, hem herkese güllabicilik yapmadan, sadece duymak istediklerini söylemeden içini açabilecek birine. 
Bu nedenle tatil planlarını -önümüzdeki günlerde kafamı bozacak bir şey olmaması halinde- seçim sonrasına bıraktım. Bizler, demokrasi aşıklarıyız. Herkese kapımız, gönlümüz açık. Herkesin sesi olmaya, herkesi toplum ile buluşturmaya hazır, bunu görev edinmiş insanlarız. 
Biliyorum, bu dönem siyaset genellikle iftar ile sahur arasında kızışıyor. O iftardan ötekine koşturmak, gece sabahlara kadar sokaklarda dolaşmak, işim değil. Ama 24 Haziran’a kadar sanırım siyasette daha fazla dost edineceğim. 
Emin olun, her siyasetçiye, her adaya kendi telefon numaramı, “Bana ihtiyacınız olursa bu numaradan bulursunuz” diye veriyorum. Ama bir tek siyasetçinin, adayın telefonunu bile kaydetmiyorum. Çünkü ne şimdi; ne ileride benim onlarla işim olmaz. Talebim olmaz. 
İşimizi doğru yapmak, bu şehirde herkesin her zaman güvenebildiği bir gazeteci olarak kalmak yegane hedefimdir. Çünkü demokraside seçimler bitmeyecek. 24 Haziran’dan sonra, gelecek mart ayında bir de yerel seçim var ki, inanın o seçimlerde hepimizin, özellikle biz gazetecilerin işi çok daha zor olacak. 
……………….
Bu kentte yerel basın çok yara aldı. Kaybolup gidenler de oldu. Belli olmaz, belki devran döner, yeniler de ortaya çıkar. Bizim de hatalarımız, eksiklerimiz mutlaka vardır. Ama her zaman bu kentin güveneceği, inanacağı bir şehir gazetesinin olması gerekiyor. Her zaman bu kentteki insanların istedikleri zaman ulaşıp, dertlerini anlatabilecekleri, kendilerini ifade edebilecekleri, güvendikleri gazetecilerin olması gerekiyor. 
Biz bu ömrü bunun için adadık. Bunun için buradayız, sizlerle birlikteyiz. Bir gün herkesin ÖZGÜR KOCAELİ gibi bir gazeteye, bizim gibi gazetecilere ihtiyacı olabilir. İşte o zaman dost-düşman ayırımı yapmadan kimseye kin tutmadan, herkesin yanında ve yardımcısı olacağımızı da göreceksiniz. 
Saygılar, sevgiler. Sağlık ve mutluluk dilerim. 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.