1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Deniz Som da çekip gitti...
Deniz Som da çekip gitti...

Deniz Som da çekip gitti...

Cumhuriyet gazetesi yazarlarından, TGC üyesi, Sürekli Basın Kartı sahibi Deniz Som’u da yitirdik... Daha 57 yaşındaydı. 17 yıl daha yaşasaydı, benim yaşıma ulaşacaktı... Yaşasaydı, kitapları

A+A-

Cumhuriyet gazetesi yazarlarından, TGC üyesi, Sürekli Basın Kartı sahibi Deniz Som’u da yitirdik... Daha 57 yaşındaydı. 17 yıl daha yaşasaydı, benim yaşıma ulaşacaktı... Yaşasaydı, kitaplarına kitaplar katacak, dostlarını da belki ikiye katlayacaktı...

Bence, en zor yazı, dostların ve arkadaşların ardından yazılan yazıdır... Anlatırsınız, ama gene de bir şeyler eksik kalır... ve bir yazar ‘sona doğru gidişini’ nasıl anlatır? Anlatabilir mi? Deniz Som, 9 Eylül 2010 tarihli Cumhuriyet’teki “Vaziyet” köşesinde, sona doğru gidişini  şöyle hikâye etmişti:

“2009 yılının mayıs sonunda tanışmıştım sol akciğerimin sağ üstüne yerleşen kanser hücresiyle. Doktorlar ‘küçük hücreli’ dediği için biraz da küçümsedim, ‘mikrop ise ben daha büyük mikrobum’ demiştim. Bilimin ışığında önce kemoterapi sonra radyoterapi gördüm.

İlaçla ve ışınla tedavi kürleri bittiğinde bir de genel kontrolden geçtim. Mikrobu yenmişim. Sizlerden izin istersen mikrobu ringe serdiğimi fakat tek yumrukta nakavt yapamadığımı yazdım. Sırada ikinci raunda hazırlanmak olduğunu söyledim.

Fakat ikinci raunt, herkesin tahminlerinin ötesinde çok ağır geçti. Bunları ilk kez yazıyorum. 25 kilo verdim. Ringden düşeceğim, maçı bırakacağım anlar oldu ama 12 seans kemoterapiyi, 30 seans radyoterapiyi, maçtan ihraç edilmeden bitirdim.

Bunun sonucuna da ‘iyi’ dediler fakat son üç aydır göğsümde süregelen ağrıya çare bulunamadı. Son tahlilde akciğerin dış zarı ile kaburganın dış zarı arasında sıvı birikebileceğini düşündüler ve buldular.

Gördüm; su gibi, kahverengi. Maceranın bundan sonraki bölümüne katılabilmek için izninizi istiyorum.

Kısa bir izin. Süreyi doktorlar da bilmiyor.

Önce ‘hayır’  oyumu kullanayım, gerisi kolay!”

Deniz Som,  geride bir sevgi, bir dostluk, çevrecilik yumağı bırakarak, nasıl ‘adam’ gibi yaşamışsa, işte öyle, ‘adam’ gibi çekip gitti... Yazımı,  Cihan Demirci’nin 15 Ekim 2010 tarihinde yazdığı şiirle noktalıyorum.

‘Deniz Son’

Datça’da, Alanya’da, / Marmaris’te, Foça’da / Hâlâ sürüyor / İstanbul’da ise / Her zamanki gibi / Gene erken bitti / DENİZ MEVSİMİ..

Deniz mevsimi / Erken bitmiş / VAZİYET dersen perişan / Üstelik hayat ülkesi / Şili’de de değiliz /  ‘Ölüm güzeli’ ülkesindeyiz

Gözyaşlarım / Yağmur sularına karışıyor / Sele kapılıp gidiyor / ÇİZİYET çizgilerim

Ben “DENİZ SOM” diyorum / Bir acı ses bana: / “DENİZ SON” diyor

Perdede çıkan yazıya bakıyorum: / “DENİZ SON” yazıyor / Jenerik niyetine akıyor / Gözyaşlarım...

Bu haber toplam 725 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.