1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. DEPREM CAN ALICI BİR AFET MİDİR ?
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

DEPREM CAN ALICI BİR AFET MİDİR ?

A+A-

    Son  aylarda  yine  ülkemiz   deprem  korkusuyla  kaynayıp  duruyor.. Çünkü  yurdun  belli  bölgeleri  belirli  aralıklarla  sallanıyor.. Hiç  itirazsız,  tabi ki   deprem   insanları  son  derece   tedirgin  eden  ve  hayatı  karartan  korkunç   bir  doğa  olayıdır.. Tamam da,  ille de  ölümle  sonuçlanması  olmazsa  olmaz  bir  durum mu.?  17 Ağustos   yüzyılın  felaketini  yaşayan  ve  bir  çok  dost  ve  arkadaşını  kaybeden    kişi  olarak  ben,  bunu  sormak  istiyorum..Ölümleri  ortaya  koyan  deprem mi,   insanlar mı.?   Bir  kere  “DEPREM”  nedir  sevgili  okurlar.. Gerçekten  bir  doğa  olayı mı.?    Ölüm  makinesi mi.?  Binlerce  insanımızı  kaybetmemize  rağmen  halen  depremin  ne  olduğunu  bildiğimize  emin  değilim.. Emin  olmak  için  sadece  deli  gibi  korkmak,  kaçmak  değil,  son  derece  etkili  önlemler  almak  gerekmez  mi.?  Amacım  sizlere  depremle  ilgili  ders  vermek  değil  mutlaka.. Ancak   içinde  beşik   gibi  sarsılmamıza  rağmen,   depremi  sadece  dualarla  ve  tevekkel  olarak  atlatmaya  çalışıyoruz..  Dünyanın  dualar  üzerinde  durduğuna  inananlardan  olmama  rağmen,   bizlerin   deprem  konusundaki  duyarsızlığına  inanamıyorum.. Kusura  bakmayınız  ama,  o  nedenle de  bu  hafta  olayın  biraz  bilimsel  tarafını  işlemek  istiyorum.. Belki,   yaşamınızı  zehir  eden   doğa mı,  kendimiz miyiz.? Bunu   bir  kez  daha  düşünebileceğimizi   umut  ediyorum..

   Evet  “DEPREM  NEDİR”..  Deprem ( ya da  diğer adıyla,  yer  sarsıntısı  veya zelzele)  yer  kabuğunda  beklenmedik  bir  anda  ortaya  çıkan   enerji  sonucunda  meydana  gelen  sismik  dalgalar  ve  bu  dalgaların  yer  yüzünü  sarsması  sonucudur.. Dünya  oluştuğu  günden  bu  yana da  yaşanan  gayet  normal  bir  doğa  olayıdır..Tabiatıyla   bu  durum  sadece  bizim  ülkemize  has  bir  şey  değildir.. Tüm  dünya  zaman  içinde  doğal  afetlerle  sarsılmaktadır.. Gün  geçmiyor ki  televizyonlarda  bir  doğal  afet  haberine  rastlamayalım.. Sadece  deprem mi.?  Hayır..  Sel  felaketleri,  kasırgalar, toprak  kaymaları  en  sık  rastlanan  haberler  arsında..  

   Bizim  ülkemizde  kendisini  sık  sık  hatırlatansa  “ DEPREM ”  ne  yazık ki.. Bütün  bunların  karşısında  bilhassa  17  Ağustos  1999 depreminden  sonra  konu  iyice  gündeme  oturdu.. Farklı  farklı  tespitler  üzerinde  tartışmış  olsalar da,  ülkemizdeki  bilim  adamları  televizyonlardan  uzunca  bir  süre  bizlere  depremle  ilgili  bilgiler  verdiler.. Her  şeyi  bir  yana  atıp  konunun  ana  damarını  yakalayamamamız  mümkün  değil.. Her  vatandaş  kendi  kapasitesi  çerçevesinde  depremle  ilgili  önemli  bilgilerin  neler  olduğuna  dair  öğrenme  olasılığı  buldu.. Yani  anlaşılması  gereken   ve  bizi  bilgilendirenlerin  ısrarla  üzerinde  durduğu  “ Ülkemiz  çok  önemli  deprem  kuşaklarından  birinin  içinde  olduğu  idi”..

Ve,  ne  çare ki  buna  karşın  deprem  konusunda  donanımsal  bilgilere  hiç  bir  şekilde  sahip  olmayışımız   endişe  veren  esaslı  bir  tehlike  idi..İşte  söylemek  istediğim  tam da  bu  dostlar..  Yıllardır  anlatılan,  bilgilenmemiz  için  bir  çok  yollar  öne  sürülen   deprem  hakkında  adeta  hiç  bir  şey  öğrenmemiş  gibiyiz.. Tam  tersine  bu  konuda  bizi  bilgilendirmek  isteyen  ehil  kişilerin  söylemlerine  kulak  tıkamamalıydık..Tam  aksine  daha  dikkatli  dinlemeli, izlemeli,  bu  bilgilerin  hayati  bilgiler  olduğu  gerçeğini  kabul  etmeliydik..Sonra da  kendimizi  masaya  yatırmalı,  oluşan  yıkıcı  depremlerde  ve  yitirilen  canlarda  ne  derece  payımız  olup  olmadığını  bulmalıydık..Ancak  gördüğüm  kadarıyla   bizler    sadece  korkuyoruz.. Örneğin  son  depremi  ve  küçük  bir  Tsunami yi   Muğla,  Bodrum  çevresi  yaşadı.. Üzüldük ,   orada  olan  arkadaşlarımız  için  endişelendik.. Derhal  telefonlara   sarılarak  aramalara  başladık..  Veee,  çok  şükürler  olsun ki  can  kaybıyla  karşılaşmadık. 

  Neden..?  Çünkü  deprem  gerçeğini  bilen  ve   saygı  gösteren  yöneticiler  70 ‘ li  yıllarda  Bodrum  evlerinin   düzenlenen    imar  planına  göre,  kat  sınırına  tabi  tutularak  yapılması  kararı  aldılar..Ve  kimse de  bu  kat  sınırını  delmedi..Haydi  bakalım  gel de  yazma.. Bizlerse  sanki  depremle  inatlaşır  gibi  daha la  kocaman  binalarla  coşuyor da  coşuyoruz.. 17 Ağustosta  ilimize  gelen  onlarca  Jeofizik   uzmanı  oldu.. Bende  pek  çoğunla  TV Programı  yaptım.. Hocaların  arasında  beni  çok  etkileyen  iki  bilim  adamı  olmuştu.. Bir  tanesi  Rahmetli  Prof. Ahmet  Mete  Işıkara..  Diğeri  Doç.Dr.  Oğuz  Gündoğdu  idi..Ahmet   Mete   Işıkara’nın    anlattığına  göre  yıllar  önce  Gölcük’e   geldiğinde  bir  kaç  yüksek  binayı  görmüş   ve   o  günkü  idarecileri  çok  ciddi  uyarmış.. Vatandaşlarla  konuşmuş..   “Sakın  haa.. Arkadaşlar  yapmayın  bu  binaları,  bakınız  bu  toprak  bunu  kaldırmaz.. Altınızdan  fay  hattı  geçiyor.. Bir  gün  kötü  bir  felaket  sonucu  buraya  gelmek  istemem.. Çok  ölüm  olur  çokk”  demiş.. Hoca  sonunda  yaşanan  bu  felakete  o  derece  üzülmüştü ki ,  anlatamam..                                Konuşmasının  sonunu  şöyle  bitirmişti “ Sevcan  hanım,  inanınız ki  bu  binlerce  ölüme  deprem  değil,  burada  yaşayan  aç  gözlü  ve  parayı  candan  daha  önde  gören  insanlar  neden  oldu”..

 Evet,  aynen  böyle  demişti.. Gözlerinde ki  buğulu  bakışsa  çok  şeyi  anlatıyordu.. Oguz  Gündoğdu  hocam  ise  bu  bina  rezaletiyle  çok  mücadele  etti.. Çok  kere  geldi  İstanbul’dan televizyonuma.. Çok  kez  dertleştik  kendisiyle.. Şu  anda da  aynı  mücadele  içinde  biliyorum  ve  kendisine  saygılarımı   gönderiyorum.. Hoca  bir  programda  bana  “ Ya  Sevcan  hanım  biliyor musunuz,  ben  bu  duyarsız  idareciler   ve   onarılmış   yalanlarıyla  insanlara  hasarlı  evleri   satan  veya  kiraya  veren   canavarlar  yüzünden  şeker  hastası  oldum..Artık  yapılan  adam  sendeciliğe  dayanamıyorum.. Öldürecekler  bunlar  beni”  sözlerini  ve  gözlerinde  çakan  şimşekleri   asla  unutamıyorum..

  Efendim  nereye  giderseniz  gidin  DEPREM  gerçeğinden  kaçamazsınız.. Bence  kaçmak  yerine kendinizin   ve   geleceğinizin  daha  sağlıklı  yaşaması  adına   bu  tür  duyarsızlarla  mücadele etmeyi  daha  uygun  bulmuyor  musunuz.? .. Depremle  inatlaşmak   korkumuzu   yok  etmez,  büyütür  unutmayalım.. Sonuçta..  Deprem  öldürmez,  kendi  duyarsızlığımız  ve adamsendeciliğimiz  öldürür..

Bu yazı toplam 2343 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum