1. YAZARLAR

  2. Cemalettin Öztürk

  3. Deprem’i tamamen unuttuk!
Cemalettin Öztürk

Cemalettin Öztürk

Yazarın Tüm Yazıları >

Deprem’i tamamen unuttuk!

A+A-

Merkez üssü Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de meydana gelen ve yaklaşık 45 saniye süren 7,4 büyüklüğündeki depremin üzerinden 20 yıl geçti.

Kocaeli, Gölcük, Düzce, Sakarya, İstanbul’un Avcılar bölgesi ve Yalova’da büyük can ve mal kaybı yaşandı. 2010 yılında yayınlanan Meclis Araştırması Raporu’na göre 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti. 48 bin 901 kişi ise yaralandı.

*
Marmara Depremi’nden en çok etkilenen ilimiz oldu.

*
Depremin Merkez üssü Gölcük’tü.
Deprem yüzeye yakın meydana geldiği için şiddeti ve yıkımı fazla oldu...
Depremin sarsıntısında ve yıkımında 5 il etkilendi. Hayatını kaybedenlerin toplam sayısı 18 bin 373 kişi olarak açıklandı.
Bu sayının 9 bin 477 kişi Kocaeli il sınırları içeresinde hayatını kaybetti. 9 bin 881 kişi yaralandı...
Bu sayılar, devletin açıkladığı resmi rakamlar...


*
Depremin yarattığı maddi hasar da büyüktü...

5 ilde depremde, 35 bin 180 konut, 5 bin 770 iş yeri yıkıldı ya da ağır hasar gördü.
40 bin 757 konut, 6 bin 57 iş yeri orta, 45 bin 86 konut ve 6 bin 128 iş yeri de hafif hasarlı olarak kayıtlara geçti.
 

*
20 yıl önce yaşanan o korkunç geceyi yaşamış biriyim...
Oturduğum evde deprem anında sağa sola düşe kalka nasıl savrulduğumu, annem, kız kardeşim ve 5 yaşındaki yeğenimi binadan çıkarttığımı dün gibi hatırlıyorum...

*
Korkunç bir geceydi...
Kentin dış dünya ile iletişimi tamamen kesildi...
Devletin üst yöneticileriyle irtibat kesildi...
Kentin yıkıldığını, insanların enkaz altında kaldığını o dakikalarda devlete duyuramadık...
Dönemin Başbakanı merhum Bülent Ecevit ve hükümet ancak 24 saat sonra Kocaeli’nde deprem olduğunu, kentin yıkıldığını ve TÜPRAŞ’ın yandığını öğrenebildi...

 

*
Depremin ağır yükü altında çaresizliği yaşarken bir de üstüne TÜPRAŞ’ın yanmaya başlaması korkularımızı daha da arttırdı...
Şehirden çıkamaz olduk...
Kente giriş ve çıkış yolları yıkılan bina enkazlarıyla kapanmıştı...
Vatandaşlar, çaresizlikten kentin kuzey ve güney kesimlerindeki ormanlık alanlara, dağlara ve tepelere kaçmak zorunda kaldı...


*
Depremin üzerinde iki gün geçtikten ve ne olduğunu anladıktan sonra o günlerde kenti saran tek bir ses duyuluyordu...
“Sesimi duyan var mı?”
Hala kulaklarımda çınlayan bir ses...

Peki, depremin ilk anında neler yaşandı?

Tanık olduğum o günleri, yarına ders olsun diye anlatmak istiyorum...

Depremin ilk anlarında devlet uyuyordu...
Saat 03,02’den sonrada uyanamadı...
İletişim alt yapısı, göçtü...
Kimse kimseyi ne arayabildi, ne sorabildi...
Çok övündüğümüz iletişim şebekeleri, alternatifleri olmadığı için uzun süre sustu...
Binalar çöktü...
İş bilmez, gözünü para bürünmüş ellerde deniz kumundan yapılan mukavemetsiz binalar bir bir yıkıldı...
Nice canlar vardı...
Kimisi enkaz altında hayatını kaybetti, kimisi enkaz altında kurtularak hayata tutundu...
O günün yaşattığı büyük acıyı yüreklerine hapsederek hayatlarına devam etti...
İnsanlara mezar olan binaları yapanlar...
Bazılarının davası zaman aşımına uğradı, bazıları tazminatla yırttı, bazısı da kısa ve indirimli ceza süresini doldurup cezaevinden çıktı...

*
Kızılay sınıfta kaldı...
Köhnemiş, su alan çadırları ve çürümüş teçhizatlarıyla yardıma muhtaçtı...
Saatler, her birine umut bağlandı...
Geçen her saatle umut arasında şiddetli bir mücadele yaşandı...
Enkaz altından sağ salım çıkan her can umutları yeşertti...
“Sesimi duyan var mı” nidaları her yerde yankılandı...
Kulaklar beton ve moloz yığınlarına dalandı...
O anlarda etraftaki tüm insanlar, makineler sustu...
 

*
Korkunç depremden sonra dünya
ülkeleri ilimize yığınca yiyecek, giyecek ve deprem malzemesi ile hükümete deprem bölgesinde kullanılmak üzere nakit para gönderdi...
Akıbetleri, ne kadarının hizmet için harcandığı hiç bir zaman bilinemedi...
O dönem 8 milyar TL’den söz ediliyordu( 8 katrilyon)
O dönem büyük bir paraydı...
Ancak hükümet hiçbir zaman bu kadar paranın yardım olarak ülkeye bağışlandığını açıklamadı...
 

Gözyaşları, sel olup aktı...
Ben ağladım, sen ağladın, biz ağladık, herkes ağladı...
Zaman, acıları unutturmak için çabaladı.
Bizlere unutturmadı...
Lakin deprem konusunda ders ve önlem alması gereken kişilere, unutulmaması gereken şeyleri bir bir unutturdu...
 

*
Aradan tam 20 yıl geçti...
Bugün kent olarak depreme ne kadar hazırlıklıyız hala tartışılıyor...
Olası bir korkunç depremde 2 milyon Kocaelili ne yapacak?
Mesela evlerimiz yıkılırsa dışarıda kalacak kadar stoklarımızda çadırlarımız var mı?
Kaçış yollarımız var mı?
Toplanacak alanlarımız var mı?

Varsa, kent yöneticileri bizlere söylesin de bilelim...
AFAD Kocaeli İl Başkanı Salim Tekoğul ile görüştüm. Deprem olursa stoklarımızda kaç tane çadırımızın var? Dedim...
‘3 bin civarında çadırımız var” dedi...
Gerisini siz düşünün...

Bu yazı toplam 1121 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum