• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Kocaeli 6 °C

“Dersim katliamı/”isyanı” ve chp’nin çıkmazı”

M.Zeki CANŞİ
Türkiye’nin kültürel zenginliği olarak telakki edilmesi gereken farkındalıklar, ne yazık kimi zaman dış bükeyler (Harici) tarafından, kimi zaman da içbükeyler (dâhili) tarafından aktif fay hatları haline dönüştürülmektedir.
Türk-Kürt, Laik-antilaik, Alevi-Sünni ve Ermeni meselesi gibi Türkiye’nin yumuşak karnı durumundaki farkındalıkları yukarıda izah etmeye çalıştığım dâhili ve harici unsurlar tarafından konjonktürel olarak ayrışmayı tetikleyen birer unsur haline dönüştürülmesi pek müsait olabiliyor. Bu çerçevede, müesses nizamın sarsılmaz bekçileri tarafından  “Dersim İsyanı” olarak adlandırılan ve kimilerine göre de “Dersim Katliamı”, yeniden tartışma konusu olarak gündemimize bomba gibi düştü. Bomba gibi düştü diyorum, çünkü bu hadisenin CHP’nin tek başına siyasi aktör olduğu bir dönemde cereyan etmesi ve bu gün bu partinin genel başkan yardımcısı (Sezgin Tanrıkulu) tarafından kendisi ve partisi adına “Dersim Katliamı” için özür dilemesi son derece önemli ve şaşırtıcı olmuştur. Lakin bir şey vardır ki, o da ayrı bir garabeti ortaya koyuyor. O da şudur: Bir genel başkan yardımcısı zatın kendisi, partisi ve genel başkanı adına bu özrü beyan etmesi kendi içerisinde homojen bir yapıya sahip olmayan CHP içerisinde çatlak sesler çıkmasına sebebiyet vermiştir. Yani bu konuda CHP kendi içinde bir söz birliğine varamadıklarını verdikleri tepkilerle ortaya koymuştur. Onun da nedeni, CHP’nin kendi geçmişiyle yüzleşmek, hesaplaşmak istememesi ve dogmalarından sıyrılmak istemesi halinde kendi içinde ciddi bir dirençle karşılaşacağı korkusudur. 
CHP’nin içinde o kadar çok heterojen yapıya sahip siyasi düşünceye mensup gruplar vardır ki, her bir grubun söylem ve eylemi diğer grupları ciddi manada rahatsız edebiliyor. Milliyetçi reflekslerle hareket eden ve kendilerine “Türk Solu” adını veren gruptan tutun da, Ulusalcılık damarı kabarık olana ve Aleviliği farklı bir kulvar olarak gören gruba varıncaya kadar bir çok farklı grup mevcut ve bu gruplardan herhangi birisinin söylem ve eylemi bir diğer grubu/grupları fena halde rahatsız edebiliyor. Bir de buna Mehmet Bekâroğlu unsuru eklendiğinde, buradaki farkındalıkların sayısı bir hayli artmakta ve tam -evlere şenlik- bir manzara ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede Dersim olayları ele alındığı ve CHP içerisinde tebarüz eden görüş ve düşünceler peşin sıra seslendirildiği zaman, nasıl da mayınlı bir tarlada dolaştıklarını anlamak için kâhin olmaya gerek yok sanırım. 
CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun bizatihi kendisinin bir “Dersimli” olması ve ailesinden bir takım insanları bu katliamda yitirdiğini beyan etmesine rağmen işin ucunun Mustafa Kemal’e dayanacağı korkusu ve vehmine kapılarak bu konuya gerektiği gibi sahiplenmemesi hem ait olduğu sosyal çevre (Alevi) tarafından ve hem de partisi içindeki çatlak seslere karşı dalgakıran vazifesi görecek bir argümanının olmaması ayrıca kendisini ciddi bir biçimde çıkmaza sokmaktadır.
Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun Hacıbektaş’ta halka seslenirken: “Bizim için Kerbelâ neyse, Dersim de odur. Dersim modern bir Kerbelâ’dır” şeklindeki söylemi sadece CHP’yi değil; MHP’yi de rahatsız etti. Tıpkı zamanın başbakanı ve şimdiki cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bidayette (geçmişte) Dersim katliamı özrünü beyan etmesi gibi… Nitekim Sayın Bahçeli bu sözlerden duyduğu rahatsızlığı dillendirirken, bu hadisenin devlete karşı bir isyanın bastırılması hadisesi olduğunu, partisindeki tarihçi profesör bir milletvekili olan Sayın Yusuf Halaçoğlu’nun da: “bu hadisenin kabul görülmesi halinde, Mustafa Kemal’e “Yezit” yakıştırmasının yapılacağı endişeni taşıdıklarını” dillendirmesi, tartışmalara bambaşka bir boyut kazandırıyor. 
İlginçtir, Alevilerin temsilcilerinden önemli bir isim ve aynı zamanda bir Alevi dedesi olan Sayın Prof. Dr. İzzettin DOĞAN da bu konuların gündeme getirilmesinden rahatsızdır. O da, bu konuları gündeme getirilmekle Alevilerin Mustafa Kemal’e olan sevgilerinin azaltmaya sebebiyet vereceği endişesiyle konunun üstünün örtülmesinden yana. Yani anlayacağınız konunun bizatihi muhatapları başta olmak üzere, birçok kesim/kimse bu konuda samimi değil ve birçoğu hakikatleri perdelemenin gayreti içerisindeler. 
Elbette ki bu konunun tarafsız bir takım tarihçiler tarafından bütün çıplaklığıyla araştırılması önemlidir. Ancak Meclis tarafından da ve ucu kime dokunursa dokunsun mutlaka araştırılması gerektiği kanaatini taşıyorum. Zira halının altına süpürülen sorunlar, zaman ilerledikçe daha da girift halde karşımıza çıkacaktır. Bir an önce sorunlarımızla yüzleşmeliyiz ve gerçeklerin ortaya çıkmasından korkmamalıyız.
Bu yazı toplam 159 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37