Detaylar

Detaylar

Sabah kalkmak zor geliyor artık, akşam kaçta yatarsam yatayım yine de zor geliyor! Yaşlanıyor muyum ne? Çevreme bakamıyorum, gözlemleyemiyorum nedense. Eskiden boş zamanlarımda kitap falan okurdum, şim

A+A-

Sabah kalkmak zor geliyor artık, akşam kaçta yatarsam yatayım yine de zor geliyor! Yaşlanıyor muyum ne?

Çevreme bakamıyorum, gözlemleyemiyorum nedense. Eskiden boş zamanlarımda kitap falan okurdum, şimdi kıvrılıp yatmaya çalışıyorum. Oysa sezon daha yeni başladı.

Yorgunum …

Sabahın köründe şehir merkezinde yeni düzenlenen tuvalete mecburi bir ziyaret gerçekleştirdim. Neden ‘hela’, yada ‘tuvalet’ denilmez de, ‘lavabo’ denilir hiç anlamıyorum!

Yani lavabo denilince aklıma, (tuvaletini lavaboya mı yapıyor) gelmiyor değil! “Lavabom geldi!”

Ne tuhaf !

Tuvaletçi belli ki çok erken kalmış, yüzünün kenarları yılların yorgunluğunu taşıyan kıvrımlarla dolu olsa da gülümsüyor o kokulu hayata. Bir baktım, televizyonda çizgi film izliyor, hem de o yaşta…

Pes yani helal olsun beyamca. ‘Sabah Tebessüm Madalyası’nı ilk olarak sana verdim.

Sabahları tanımadığım insanlara selam vermeyi ve tebessüm etmeyi severim.

Ama dikkatli olmak lazım, yanlış anlaşılabiliyorsunuz!

‘Sabah tanımadığınız üç insana selam verirseniz o gün güzel geçermiş’ derler. Adem ve Havva’yı düşünemiyorum. Herhalde, insanlık tarihinin ilk zamanlarında çok kötü günler geçirdiler!

Otobüsle giderken 120 kilometreden fazla yol yapacak olmam sıkmıyor artık canımı. Nasıl olsa koltuğu arkaya yaslar kestiririm biraz.

Sabah İstanbul’a giderken otobüsün sağ tarafında oturamıyorum. Güneş uykumu bölüyor ama Esenler Otogarı’na dönen virajda da güneş sol tarafa yerleşiyor. Aslında güneş bir yere gitmiyor, daireleri çizen otobüs ve izlediği güzergah oluyor. Ama nedense hep güneşe kızıyorum.

Gözümü açtım ışıklardayım, esmer 20’li yaşlarda spor giyimli bir delikanlı ve çevresinde yaşı 7-12 arası olan çocuklar var…

Yahu bu çocukların okulda olması gerekmiyor mu?

Hepsi ceplerindeki bozuk paraları bu delikanlıya veriyor. Yolun hemen kenarındaki kaldırımda 5-6 çocuk ve delikanlı…

Bazı çocukların kafasına hafifçe el darbesiyle vuruyor, bazılarının da okşuyor. Uyku sersemi anlam veremedim, gözümü ovuşturarak tekrar baktım. Çocukların ellerinde bir pet şişe, içinde deterjanlı su ve diğer ellerinde de cam silme çubuğu…

Durum anlaşıldı; cam silici çocuklar ve onların kazancını cebine indiren bir delikanlı! Mafya ruhu köşe başındaki kaldırımda başlamış da ses çıkaran yok.

Yazık!

Bu tür çocukları İstanbul trafiğinde ve her ışıklı kavşakta görmeniz mümkün. Yok mu buna engel olacak bir yasa? O çocuklar can taşımıyor mu? Kim kullanıyor onları ? Vızır vızır geçiyor otomobiller, ya bir kaza çıksa?

Yasa dedim de aklıma geldi, korsanın önüne bile geçemeyen bir düzendeyiz hala. Çıkarılan yasaların uygulamadan kaynaklanan boşluğu, hala haksız kazanç sağlayan korsacılara yarıyor.

Mevsim geldi, albümler çıkacak ama sanatçılar, prodüktörler ve yapımcılar mutsuz. Eskiden bir albüm resmi olarak ortalama 100 bin satıyorsa bu sayı 20 bine düşmüş, yani haksız yere 80 bin albümün geliri hakkı olana gitmiyor …

Yazık!

Bu haber toplam 1006 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.