1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. DEVE  KUŞU MU OLALIM?
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

DEVE  KUŞU MU OLALIM?

A+A-

Deve  kuşunun  kafasını  kuma  gömdüğünü  biliyorsunuzdur  sanırım.. Bunu  neden  yaptığını  bilemiyorum  ama,  acaba  diyorum  etrafında  olanları  görmezden  gelmek  için  uyguladığı  bir  taktik mi  bu  canlının..  Çok  akıllıymış  vallahi.. Oh  sok  kafayı  kuma,  etrafında  olan  biteni  görme,  duyma..
  Geçen  gün  bir  toplantıda  gazeteci  arkadaşımız  birkaç  kişinin  eleştirisine  maruz  kaldı.. Bu  durum  zaman  zaman  hepimizin  başına da  gelmiyor  değil.. 
Arkadaş  kendisini  savunma  ve  doğruyu  yazdığını  anlatmaya  çabalarken  karşı  taraftan  gelen  tepki  onu  adeta  pes  ettirmeye  karalı  görünüyordu..  Neyse  araya  tatlı  bir  kaç  sözle    girerek  gerginliği  azalttık.. Sonra  arkadaşla  konuştuk.. Kadın  baştan  ayağa  haklı.. Ama  suçu  doğruyu  yazması  olmuş.. Gelgelelim  olayın  aslı  buuu.. Hatır  için  haber  değiştirilemez ki.. Bu  ne  gazetecilik  etiğine,  ne  ilkesine,  ne de  dürüstlüğe  uyar.. Dahası  yazan  veya  haber  yapan  kişinin  onur  ve  haysiyetini  yok  eder.. Kendisine  olan  inancını  zedeler.. Başka  ne  işe  yarar ki.. Ancak,  gel de  bu  düşünceyi  taşıyan  zihniyete  anlat..
  Adam  havalandıktan  sonra,  birden  gök  kararmış,  yağmur  ve  fırtına  başlamıştı..                    Ne  çare  saatler  sonra  toprağı  görebilmiş.. O  sırada da  aşağıda  bir  adam  duruyormuş.
Hemen  adama  seslenmiş.
-Heyyyy  arkadaşşş,  ben  neredeyimmm? 
Adam  cevap  vermiş.
-Havadasınnnn..
Balondan  sarkarak  aşağıdaki  adama,
-Sen  gazetecisin  galiba?
-Evet  nereden  anladın..
-Söylediğin  doğru da,  hiç  bir  işe  yaramıyor…
Bu  küçük,  ancak  anlamı  oldukça  büyük  kıssadan  hisseyi  değerli  emekçi  arkadaşlarıma  olan  bakış  açısını  gayet  iyi  bildiğim  için  yazmak  istedim.. Aslında  bunları  düşününce  tebessüm  ettirecek  tirajı komik,  realist  bir  espri  gerekiyor  gibi  geldi  bana..
Bir  bilseler,  onlarsız  olmayacağını,  onların  haberlerinin  en  güçlü  iletişim  gücü  olduğunu  unutmasalar  bunların  ve  bu  yersiz  çıkışların  hiç  birisi  olmaz.
Bakınız,  örneğin  en  ufak  bir  etkinliklerinde  bile  basın  veya  medya  mensubunun  bulunmasını  çok  isterler. Adeta  gözleri  muhabir  yada  kamera  arar.
Eğer  göremezlerse  bizlere  sitem  ederler  veya  gönül  koyarlar.
Anlayacağınız  içinden  çıkılmaz  bir  bilmece.. Toplumun  ağzı,  dili,  gözü,  kulağı  olan  cefakar  basın..  Gördüğünüz  gibi..  Ne  seninle..  Ne   sensiz..
Basın.. Eğer  etiğine  dikkat  edilerek  ve  irdeleyip,  inceleyip  yapılırsa  mükemmel  bir  haber  iletici  güçtür. Eğer  doğruyu  tam  hakkıyla  gündeme  getiriyorsan  ne  mutlu  sana.. Ancakkk.. Kimisinin  hoşuna  gitse,  bir  diğerini  memnun  edemiyorsun.. Öyle  insanlarla  karşılaşıyorsun ki  doğruyu  bilmesine  ve  yazılanın  tam  hakikat  olduğunun  bilincinde  olmasına  rağmen,  doğrusunu  duymak  istemiyor.. Hatta  sizi  hiç  sevmiyor.. Onun  düşmanı  olduğunuzu  zannediyor.. Anlatamıyor,  asla  izah  edemiyorsun..
Hele de  bizim  ülkemizde  gazeteci  olmak,  mesleğin  zirvesine  çıkmak  ve  tarafsızca  kanayan  yaralara  parmak  basmak.. Zor  çok  zor.. Eh  o  zaman  ne  yapmalı  bir  gazeteci..
İşte  tam da  burada,  aynı  deve  kuşu  gibi  tedbir  alarak,  yani  kafayı  kuma  gömerek,  kendisini  hoş  gösterip  kandırmalı mı  bir  gazeteci..
İyimser  olsa  bir  türlü..  Kötümser  olsa  başka  türlü.. Çok  çelişkiler  içinde  kalabilir..
Ammaaa  herkes  bunu  yapamaz ki.. Bu  şekilde  gazeteci  olmak  iyimserliğin  göstergesi mi?   Ne  demişler “İçi  bomboş  iyimserlik,  hak  edilmiş  bir  mutluluğun  anahtarı  olamaz”.. Yersiz  bir  karamsarlıksa  “Doğru  gidebilecek  işi  bile  bozabilir”..  
Son  çare  şunu da  düşünebilir  kararsız  ve  çelişkiler  içindeki  gazeteci..
“ Yahu  kendimi  kandırmak,  başkasını  kandırmaktan  evladır”..
Belki  deve  kuşunun  kafasını  kuma  gömme  nedeni de  budur..
Fakat  ben  adım  gibi  eminim ki,  basın  adına  yaşanan  tüm  olumsuzluklara  rağmen, toplantıda  doğru  yazdığı  için  azar  işiten  gazeteci  kardeşimde  dahil,  gazete  veya  televizyonlarda   ülkesi  ve  halkı  adına  ter  dökmeye  özen  gösteren  fedakar,  cefakar                  tüm  basın  mensubu  arkadaşlarımın  çok  iyi  bildiği  bir  şey  var ki;
“Dürüstlüğün  artık  prim  yapmadığı  bir  dünya da  yaşıyor  olmamızdır.”

Bu yazı toplam 1134 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
2 Yorum