1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Devlet bana hesap sordu
Devlet bana hesap sordu

Devlet bana hesap sordu

Yanlış hatırlamıyorsam, şimdilerde İzmir Milletvekili olan Zekeriya Temizel’in Maliye Bakanlığı döneminde, yıllar önce  “3628 sayılı Mal Bildiriminde...

A+A-
Yanlış hatırlamıyorsam, şimdilerde İzmir Milletvekili olan Zekeriya Temizel’in Maliye Bakanlığı döneminde, yıllar önce  “3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanunu” çıkartıldı.
Bu kanun, siyasetçiler(bakan, milletvekili, belediye başkanı vs.), üst düzey kamu görevlileri ile birlikte, basın yayın organlarının sahipleri ve yöneticilerine de 5 yılda bir “Mal bildiriminde bulunma” zorunluluğu getirdi. 
Ben, devlete mal beyanı vermekten hiç muzdarip olmadım. Öyle sanıyorum ki, bugüne dek 4-5 kez de mal bildirimi belgesini doldurup, Kocaeli Valiliğine teslim ettim. Mal bildirimi vermekten gocunacağım bir şey yoktu. Kazandığını ailesiyle birlikte hiç biriktirmeden yiyen, lükste, gösterişte hiçbir zaman gözü olmayan bir adamım. Benim üzerime kayıtlı gayrimenkul hiçbir zaman olmadı.  1.4 cc’den yüksek motor hacimli bir arabam, lüks evim, yazlığım, yatım da hiç olmadı. 
5 yılda bir, mal bildirimi belgemi saklayacak, gocunacak hiçbir şeyim olmadığı için aslanlar gibi hazırlayıp, devletime verdim. Açıkçası,  bu ülkede yolsuzluk, hortumculuk, vergisiz büyük paralar kazanma olayları hiçbir dönemde bitmediği, önlenemediği için de bu mal bildirimi belgelerini açıp birilerinin kontrol ettiğine en küçük bir ihtimal vermiyordum.
…………
Geçenlerde Valiliğe davet edildim. Gittim.  Bir tebligat var dediler, sarı devlet zarfı uzattılar. Tebligatı aldığıma dair imza attım. Açıp okudum; yüce devletim, benim 2010 yılında verdiğim mal beyanım ile, 2015 yılında verdiğim mal beyanımı karşılaştırmış. Belgelerde benim üzerime kayıtlı çöp bile yok. Ama eşimin, çocuklarımın üzerine kayıtlı olanları da belgeye yazıyorum. Yüce devletim, önceki mal bildirimi ile, son mal bildirimi arasında, “Bir mesken” fazlalığı tespit etmiş. Benden,  bu malımdaki fazlalaşmanın izahı soruluyor. 
Güldüm kendi kendime.  Evet, 2010 yılındaki beyanda, halen ailemle oturduğum Alikahya Kavanium Sitesindeki bir daire-eşimin üzerinedir- görünüyordu. 2015 yılındaki bildirimde, bunun dışında bir de oğlum üzerine kayıtlı Uzunçiftik Nuh Çimento Park evlerindeki konut eklenmişti. 
Devlet, bunu nasıl aldığımı, son 5 yıllık dönemde fazladan bir vergi ödememiş olmama rağmen, nasıl bir eve daha sahip olduğumu merak ediyor. Bazı arkadaşlarım, “Bir avukata danış. Bunlar ciddi işler, başına iş almayasın” falan dedi. Ben gazetedeki masama oturdum, iki dakikada bir yanıt hazırladım. Bu kentte, sağır sultan bile, 2013 yılında büyük ortaklarından biri olduğum KOGA Gazetecilik A.Ş. hisselerini Haldız Grup’a devrettiğimizi, sattığımızı biliyordu. Ama devlet, belli ki siyasetçilerin, kimi belediye başkanlarının, kimi bürokratların mal beyanlarını değil de benimkini merak etmiş. Yazdığım iki satırlık yanıta,  (2 Ekim 2013 tarih-8417 sayılı)  Türkiye Ticaret Sicil gazetesinin 5 nci sayfasının fotokopisini ekledim. Burada KOGA A.Ş.’ye ait 4 milyon adet 20 bin TL nominal değeri bulunan hisselerimi, bir miktar para ve Nuh Çimento Park sitesindeki bir mesken karşılığında Recep Haldız’a devrettiğim açıkça yazılı. İki mal beyanı arasındaki bir mesken fazlalığı da işte bu hisse devri sırasında Haldız’lardan bana devredilen konuttur. 
…………
Umarım devlet, herkesin mal beyanını inceliyor, karşılaştırıyordur. Ben sarı zarfı alırken, aynı dosyanın içinde birkaç sarı zarf daha vardı. Bunlar kimindir diye merak ettim de, sormadım. Kendimden en ufak bir kuşkum yok.  İyi yaşadım, kaliteli yaşadım. Kazandığımı hep harcadım. Hatta, gazetenin hisselerinin satışından gelenleri de yedim. 2020’de hala gazetenin genel yayın müdürüysem ve mal beyanı vereceksem, her halde,  listede bir tek oturduğumuz ev bulunacaktır. 
Çok fırsatlar geçti elime. 1990’lı yıllarda, Seka’ya ait fidanlık arazisinin Ford fabrikası için bedelsiz tahsisine bir tek ben karşı çıktım. Dönemin Cumhurbaşkanı, “Bana kalsa Çankaya Köşkü’nün bahçesini bedava verirdim” demişti. Ben Ford fabrikasına karşı çıkmadım. Seka’nın arazisinin bedelinin alınmasını- o dönemlerde 60 milyon Dolardı- bu para ile Seka’nın kurtarılmasını istiyordum. Tabii, bizi kim dinler. Arazi bedava verildi, oraya fabrika yapıldı. Ama o dönemlerde benim tek başıma muhalefetim kafaları karıştırmıştı. Bana; o Ford fabrikasının inşaat müteahhitliği teklif edildi. “Ben anlamam” dedim. İşin en tepesindeki kişi, “Akrabaların içinde müteahhit yok mu?. Dayın, amcan, bacanağın, tanıdığım bir müteahhit dostun yok mu?. Kime istiyorsan, inşaatı ona verelim” dedi. Ben her defasında, “Seka’nın arazisini bedava almayın. Arazinin parasını Seka’ya ödeyin” dedim. 
Son yıllarda seçim dönemlerinde çanta çanta paraları götürebilirdim. Bir tek İsmet Çiğit imzalı makalede partisinden milletvekili adayı, ya da belediye başkan adayı olmak isteyen kişiyi öveyim, “Bu adama milletvekilliği- ya da Belediye Başkanlığı yakışır- diye yazı yazayım diye çantayla para getirenler oldu. 
Seka İzmit fabrikası çalışıp, kağıt üretirken, yıllar önce işçiler greve gidiyordu. Pazarlık kopmuştu. Pazartesi günü grev başlayacak, fabrika duracaktı. Seka’da grev başlayınca, kağıt karaborsaya düşecekti. Grev bitince de maliyet artacağı için, kağıda büyük zam gelecekti. Pazartesi günü grev başlayacak, Cuma günü bana Seka’dan tanıdığım bir yönetici telefon etti. “Oğlum İsmet, başkaları  kağıt stokluyor. Sen ne kadar kağıt istiyorsan, hemen tahsis edeyim. Bir depoya istifle. Büyük para kazanırsın” dedi. 
Küfür ettim bunu teklif edene. Ben greve çıkmaya hazırlanan Seka işçisini destekliyorum. Nasıl grevi fırsat bilip, karaborsacılık yaparım. Sen beni ne sanıyorsun diye kavga ettim. 
Kendimi bildim bileli bu işi yapıyorum. İyi yaptığımı biliyorum. Bu işten prestij, saygınlık kazandım. Biliyorum ki bu şehirde beni seven, güvenen çok insan var. Bu işten, kimseye muhtaç olmayacak kadar para da kazandım. Ama kursağımdan, ailemin kursağından bir kuruş haram para geçirmedim. 
Şimdi bu devlet bana mal beyanımın hesabını soruyor. Onu da verdim., Hiç gocunmadan, en küçük bir kaygı taşımadan verdim. Ama merak ediyorum; benim mal beyanımı inceleyen bu devlet, bu şehirde 3-5 yıl içinde  birkaç kez köşeyi dönenlerin, lüks içinde yaşayıp, arabalar, villalar sahibi olanların, bu kentin en zenginleri arasına girenlerin de mal beyanlarını takip ediyor mu?.. Bana verilen sarı zarftan onlara da verildi mi?.. Hoş, yasayla mal beyanı vermek zorunda olan hiç kimsenin bu bildirimleri benim kadar dürüst, şeffaf şekilde verdiklerini de sanmıyorum. 
Başıma bu geldi, bunu da sizinle paylaşıyorum. 
Hiçbir zaman mal-mülk zengini olmayacağım. Çok yaşamak gibi bir hırsım da hiç olmadı. Aman çoluk çocuğa arkamdan mal mülk bırakayım gibi bir derdim hiç olmadı. Okuttum onları. Kendi başlarının çaresine baksınlar. Benim tek derdim, ölene kadar bu kentte siz değerli okurlarımın sevgisini, güvenini kaybetmemektir. İsmet Çiğit imzalı her yazının, en küçük bir çıkar beklentisi taşımadan yazıldığına güveniyor olmanızdır. Bu yaşa gelene kadar balya ile para kazanmak konusunda pekçok fırsat elime geçti, hepsini elimin tersiyle geri çevirdim. Bundan sonra adıma zarar verir miyim? 
Sağlıklı, mutlu, bereketli bir hafta dilerim. Saygılarımla.
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum