• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Kocaeli -3 °C

DEVLETİ YÖNETEN, YÖNETMEYE TALİP OLAN,TOPLUMU YÖNLENDİREN KİŞİLERE ARZ OLUNUR

Alaattin KÖKSAL

Millet adına yazmaya çalıştığım bu makaleyi,  öncelikle anayasa gereği devletimizin Başkomutanı olan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Sayın Başbakan Binali Yıldırım’a, hükümet erkânına ve illerdeki temsilcilerine, valisinden kaymakamına,  iktidar ve muhalefet partilerinin milletvekillerine ve genel başkanlarına arz ediyorum.  Saniyen Genelkurmay başkanımıza, kuvvet komutanlarına, Anayasa mahkemesi başkanlığına, yargı mensuplarına, halkın sözcülüğünü yapan medya patronlarına, sendikalara, sivil toplum örgüt temsilcilerine, kanaat önderlerine takdim etmek istiyorum.

Milleti yöneten, toplumu yönlendiren bu önemli şahsiyetler ve kurumlar, azami müşterekler de birleşerek, tabandan tavana kadar, toplumdan yükselen sesleri dikkatle takip ederek ve gereğini yaparak, devlet millet kaynaşmasında yapıcı bir rol üstlenmelidirler. Basit siyasi getiriler uğruna,  fütursuzca yapılan konuşmalarla, devlet otoritesinin zayıflatılmasına, milletin milli ve manevi değerlerini hafife alarak, sosyal dokunun bozulmasına sebep olmamalıdırlar.

Siyasi partiler,  devletin üst yöneticileri, resmi ve sivil bürokratları,  sivil toplum örgüt temsilcileri, kararlarında isabetli olmak istiyorlarsa, devletin yönetim mekanizmalarında,   görev almayan sıradan insanların fikir ve düşüncelerini istişare etmelidirler.

 Şura suresinin 38. Ayetinde yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor. “Onlar Rablerinin emirlerine icabet ederler,  namazı kılarlar, aralarında istişare ederler, infakta bulunurlar” Devleti yönetenler,  her vilayetin kanaat önderlerini, eski yeni siyasi il başkanlarını, milletvekillerini, belediye başkanlarını,  aydın ve yazarlarını davet ederek, fikirleri alınmak suretiyle istişarelerini genişletmelidirler  

 Kur’an ve sünnete başvurmadan, büyüklerimizin tecrübelerinden istifade etmeden, söyledikleri sözlere kulak vermeden, tarihten gerekli dersleri çıkarmadan yapılacak istişareler ve alınacak tedbirler eksik olacaktır ve milleti tatmin etmeyecektir. Unutmayalım ki, “Akıl akıldan üstündür”.

Devleti yönetenler, yönetmeye talip olanlar ve milleti yönlendirmeye çalışanlar, konuşurlarken kullandıkları kelime ve kavramları doğru kullanmazlarsa, kaş yapalım derken göz çıkarmaya sebep olabilirler. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü yerine “Söz milletin, hâkimiyet Yüce Allah’ındır” 15 Temmuz 2016 darbe girişimine direnerek şehit düşen kardeşlerimize, demokrasi şehidi demenin yerine “ Vatan şehidi”  demek daha isabetlidir.  İlçelerimize en iyi kaymakamlarımızı göndereceğiz cümlesi yerine, en tecrübeli bürokratlarımızı tayın edeceğiz cümlesi kullanılmalıdır.

Toplumu yöneten devletin üst yöneticileri ve sivil toplum örgüt temsilcileri, milletin haklı isteklerine cevap verirlerken adalet ilkelerinden ayrılmamalıdırlar.  İmtiyaza, çıkara, kuvvete, makama, mevkie, menfaate, rütbeye, zenginliğe, siyasi güce, yandaşa, yoldaşa ve arkadaşa göre hareket etmekten sakınarak, hakkı üstün tutmanın gayreti içinde olmalıdırlar. Eğer bu ilkelere riayet edilmezse, hainler, menfaatperestler, kindarlar, hasetçiler, kıskançlar ve utanmazlar durumdan vazife çıkararak,  At iziyle, it izini birbirine karıştırmak suretiyle,  ülkenin siyasi ve ekonomik istikrarının bozulmasına sebep olabilirler.

 Dış baskılara ve içimizden çıkan hain teröristlerle rağmen, ülkenin ve milletin milli çıkarları için, ölümüne mücadele eden Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı,  iç ve dış baskıların tesirinde kalarak, yeni kapı ruhundan çark ederek, ağza yakışmayacak kelimelerle haksız bir şekilde suçlayanlar, millet ve tarih önünde hesap veremezler. 

15-Temmuz-2016 darbe girişimi,  milletin tarihi imtihanı olmuştur. Bu imtihanı kazananlar olduğu gibi kaybedenler de olmuştur.  Darbe girişiminin başarısızlığına üzülen iç ve dış çevreler, kaybettiklerini açıkça söylemeseler de, milletimiz her şeyi çok net olarak görmüştür.   Darbe girişimine karşı kimlerin direndiğine, kimlerin direniyormuş gibi yaptığına, kimlerin rüzgâra göre hareket ettiğine şahit oldular ve oluyorlar.   Halka tepeden bakan, milletin aklıyla alay etmeye çalışan, sözde okumuş köle ruhlu beylerin, televizyon ekranlarından, gazete köşelerinden tutarsız ve fütursuz sözlerle iktidarı eleştirmeye çalışmalarını milletimiz ibretle izlerken, köle ruhlu beylerin aymazlık ve utanmazlıkları, okumamış sokak kabadayıların aymazlığı ve utanmazlığından çok daha vahim olduğunu da biliyor.

İsim vermek âdetim olmadığı için, yazdıklarımdan “yarası olmayan gocunmaz” misali, herkes payına düşeni almalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımız, Lozan istenildiği anlamda bir zafer değildir, sözünden alınanların kimler olduğunu, milletçe iyice düşünmeliyiz. Lozan meselesini gündeme getirmenin doğru olmadığını söyleyenlerde, yaşadığımız olayları derinden ve yeniden düşünerek beyanat vermeleri, ülke ve millet yararına çok daha faydalı olur.

Sayın Erdoğan; “  Sevr’i gösterip Lozan’a razı ettiler” sözüne karşılık ağza alınmayacak sözler söyleyenlerin tarihi bilgilerinin olmadığı net olarak ortaya çıkmıştır. Lozan anlaşması yapılırken, misak’ı milli hudutlarımızın nereye uzandığını,  masada kimlerin oturduğunu,  anlaşmanın gizli maddelerinin neler olduğunu, Lozan anlaşmasıyla neleri kaybettiğimizi ve ne kazandığımızı bilmeyenler veya düşünmeyenler, ülkeye istenilen manada hizmet yapamazlar.  15-Temmuz-2016 tarihli darbe kalkışmasına engel olunmasaydı Türkiye’nin neler kaybedeceğini hesap edemeyenler,  40 yılı aşkın bir zamandır yaşadığımız iç ve dış terör olaylarıyla, şer güçlerin bizlere ne dayatmak istediklerini anlayamazlar.

Sevr’i kabul etmeyen ve onaylamayan Sultan Vahdettin’e vatan haini, Sultan Abdülhamit Han’a kızıl sultan diyenlerin, milli ve yerli düşünenlere gerici ve rejim düşmanı hatta ihanetle suçlayanların kimlerin olduğunu, yeniden sorgulayarak, tarihi bilgisi olmayanlar tarihi bilgilerini geliştirerek siyaset yapmalıdırlar.

 15 –Temmuz 2016 darbe kalkışmasını Yüce Allah’ın izniyle, milletiyle, milli ordusuyla ve emniyet güçleriyle birlikte dik durarak önleyen Sayın cumhurbaşkanımızın, Lozan üzerinden kimlere ne mesaj verdiğini, dış şer güçler ve içteki hain odaklar anladığı halde, bazı siyasilerin ve sözde aydın ve yazarların anlamaması manidardır. Sayın Erdoğan, Lozan üzerinden ülkemiz üzerinde hain emelleri olan şer güçlere açık bir şekilde şunu söylemeye çalışmıştır. Bundan böyle Türkiye cumhuriyeti devletine, ne Serv nede Lozan gibi bir anlaşma dayatamazsınız ve dayatamayacaksınız demiştir.

15-Temmuz-2016 darbe girişiminin ön ve arka planını milletçe çok iyi okuyarak, birbirimizi ötekileştirmeden, siyasi mülahazalarımızı ve ön yargılarımızı geri plana atarak,  vatan, din, devlet, millet ve bayrak gibi milli ve manevi değerlerimize sahip çıkarak, bu değerlerimizle samimi olarak barışmalıyız.  

15-Temmuz 2016 tarihi, herkes için yeni bir başlangıç ve yeni bir sayfanın açılmasına imkân verdiğini düşünerek hareket edersek, hep birlikte kazançlı çıkarız. Ülkenin siyasi istikrarına ve kalkınmasına zarar veren, milletin sosyal dokusunu bozan, siyasi gerilimlere yol açan, dini ve milli konuları sulandırmaya yönelik her türlü fikir ve düşünceleri gözden geçirmeliyiz. Bundan sonra Hakka hak, Batıla batıl diyerek, Batıldan uzaklaşarak, Hakkın yanından yer almak suretiyle, Yeniden Büyük Türkiye kurmak zor olmayacaktır.

10-Ekim-2016

Bu yazı toplam 883 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37