1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Diktatörler kesenin ağzını açtı
Diktatörler kesenin ağzını açtı

Diktatörler kesenin ağzını açtı

2011'e ilginç bir giriş yaptık. Yıkılmaz denilen diktatörler yıkılıp tek tek tarihteki yerini alıyor. Yıllarca demir yumrukla ülkelerini yöneten, halk iradesini hiçe sayan, halkını fakir

A+A-

2011'e ilginç bir giriş yaptık. Yıkılmaz denilen diktatörler yıkılıp tek tek tarihteki yerini alıyor. Yıllarca demir yumrukla ülkelerini yöneten, halk iradesini hiçe sayan, halkını fakir bırakıp cebini dolduran diktatörler ve aileleri ülkelerinden kovuluyor. Önce Tunus'ta Bin Ali gitti, sonra Mısır'da Mübarek. Libya'da Kaddafi saatleri sayıyor.

Bu üç ülkedeki gelişmeler, benzer şekilde ülkelerini yöneten, halkı yok sayan diğer Arap ülkelerinin liderlerini de ürküttü. Şimdi hepsi kesenin ağzını açmaya, ülkelerinin zenginlik kaynağı olan petrolden elde edilen paralardan kendi halklarına daha fazla pay aktarmaya başladılar.

Bahreyn'de Kral El Halife, ülkesinin her vatandaşına fazladan 2. 650 Dolar dağıtacağını açıkladı.

Kuveyt Emiri El Sabah, ülkesinin vatandaşlarına fazladan 3. 500'er dolar dağıtıyor.

Suriye Devlet Başkanı Esat, 250 milyon Dolarlık sosyal yardım paketi hazırlayıp, ülkesinde gıda maddelerindeki vergileri kaldırmış.

Irak Başbakanı, ülkesinde elektriği bedava yapmış.

Umman'da Kral Sultan Kabus, ülkesindeki asgari ücrete yüzde 43 zam yapmış.

Fas Kralı Muhammed, gıda fiyatlarını düşürmek için 1. 9 milyar dolarlık sübvansiyon uygulanacağını açıklamış.

Ürdün'de Kral Abdullah, emekli maaşlarına zam yapıp, gıda fiyatlarını düşürmek için 500 milyon Dolarlık fonlama yapmış.

Cezayir'de Devlet Başkanı Buteferrika, ülkesinde 19 yıldır uyguladığı olağanüstü halin kalktığını açıklamış.

Arap ülkelerinin kralları, diktatörleri, halklarına rüşvet vererek koltuklarını korumaya çalışıyorlar. Ancak ok yaydan çıktı bir kere. Kısa bir zaman dilimi içersinde bu ülkelerin tamamında krallar, diktatörler devrilecek, en azından kısmi demokrasiye geçilecek. Bundan kurtuluş olmadığını düşünüyorum.

Küstah Fransız'a hak ettiği muamele

Hem Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hem de Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, dış ilişkilerde Türkiye'nin itibarına çok önem veriyorlar. Bu sayede diplomaside bir dönem düştüğümüz “Şamar oğlanı” pozisyonundan sıyrıldık.

Dış ilişkilerde “Dik duruş”a yeni bir örnek Sarkozy'nin önceki gün yaptığı Türkiye ziyareti sırasında yaşandı.

Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy gelecek yıl yapılacak seçimlerde yeniden aynı göreve seçilemeyecek. Kendi ülkesinde de sevilmiyor, başarısız bulunuyor. Sarkozy'nin Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkmasını çok önemsemiyorum. Bu bir görüştür, Fransa Cumhurbaşkanı kendisi ve ülkesi açısından haklı olabilir. Ama Sarkozy, Türkiye'ye karşı sürekli aşağılar tavır takınmasına sinir oluyorum. Geçen yıl Cumhurbaşkanı Gül Fransa'ya gittiğinde çok düşük seviyede protokol uygulanmıştı.

Fransa Cumhurbaşkanı Cuma günü 6 saatliğine Ankara'ya geldi. Türkiye, bu seviyedeki konuklarını Esenboğa'da en azından bir bakan seviyesinde karşılar. Ama Sarkozy'yi havaalanında Dışişleri Bakanlığından bir memur karşıladı. Türk yetkililer, konuğa mesafeli ve soğuk yaklaştı. Hoş Cumhurbaşkanı Gül, Çankaya'da önemli konuğuna Kayseri mutfağı menüsünden çok özel bir öğlen yemeği sunmuş ama artık adamı aç bırakacak da değildik.

Sarkozy, bu muameleden utanmıştır demiyorum. Küstah tavırlarını Ankara'da da sürdürdü. Başbakan Erdoğan'ın karşısındaki oturuş biçimi, söylediği sözler bunun kanıtıydı.

Ama Türkiye'nin de Fransa Cumhurbaşkanını böylesine alt seviyede karşılayıp, alt seviyede protokolle uğurlaması, benim yüreğime su serpti.

Uzun deniz yolculuğu

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Libya’daki vatandaşlarını tahliye etmek, savaş ortamından çıkartmak için olağanüstü gayret gösteriyor.

Libya’nın içinde bulunduğu durum nedeniyle tahliye çalışmaları havadan, karadan ve denizden sürdürülüyor. Bazı şehirlerde hava alanları işlemez duruma düştüğü, karayolları emniyetsiz olduğu için tahliyenin tek çaresi deniz yolu olarak gözüküyor.

Devletimiz bu konuda da hızlı davrandı. Yaklaşık 24 saatlik mesafedeki Libya kıyılarına feribotlarımızı, yolcu gemilerimizi yolladık. İlk olarak Bingazi’den iki feribotla 3 bin vatandaşımız Marmaris’e getirildi.

Hafta içinde gemilerin karşılanış görüntülerini hepiniz izlemişsinizdir. Yolcular perişan hâldeydi. Uzun deniz yolculukları alışık olmayanlar için kabusa dönüşebilir. Deniz tutması öyle uçaktakine, otobüstekine benzemez, insanı allak bullak eder.

Vatandaşlarımız Libya’daki savaş ortamında büyük sıkıntalar yaşadılar. Bunun üzerine bir de zorunlu olarak giriştikleri uzun deniz yolculuğunun getirdiği sorunlarla boğuşmuş olmalarına çok üzüldüm...

Bu haber toplam 877 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.