• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Kocaeli 18 °C

DİN GÖREVLİSİ İMAMLARIMIZ TOPLUMSAL HUZURUN TEMİNATIDIR

Mehmet SÖNMEZOĞLU

Din görevlisi, nebevî bir görevi yani kutsal din hizmetini yürüten kimsedir. Zira ilk peygamber Hz. Adem’den peygamberlik zincirinin son halkası olan Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’e kadar Allah’ın insanlığa gönderdiği tüm kutlu elçileri insanlara kurtuluş yollarını göstermek üzere rehberlik yapmışlardır. 

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de kendisine verilen insanların hem dünya hem de ahiret mutluluğunu hedefleyen İslam dinini tebliğ görevini (Mâide, 5/99; Ra’d, 13/40) türlü sıkıntılara maruz kalmasına rağmen en güzel şekilde yerine getirmiştir. O (s.a.s.), mihrapta imam, kürsüde vaiz, suffede muallim, halkın içinde bir öğüt verici olarak daima insanlara Allah’ın dinini anlatmış, yaşayışıyla da onlara en güzel örnek olmuştur. Allah Resûlü (s.a.s.) bizzat kendisi bu kutsal görevi canla başla yerine getirirken bir taraftan da çevre beldelere gönderdiği sahabeleri aracılığıyla İslam’ı her yana yaymaya çalışıyordu. 

Hz. Peygamber (s.a.s.)’den sonra bu kutsal vazife ilk önce ashab-ı kirama, onlardan sonra da sırasıyla her devirdeki Müslümanlara geçmiştir. Başta ümmetin âlimleri olmak üzere her bir Müslüman İslam’a, Kur’an’a hizmet etmekle yükümlüdür. 

Bugün bu güzel ülkemizde din konusunda halkımızı aydınlatmak, vatandaşlarımıza din hizmeti sunmak Diyanet İşleri Başkanlığımızın uhdesine verilmiştir. Başkanlığımız bu hizmeti en başta Sayın Başkanımız olmak üzere Müftülerimizle, camilerimizde vaizlerimiz, imam-hatip ve müezzin-kayyımlarımızla, Kur’an Kurslarımızda Kur’an Kursu öğreticilerimiz ve her kademedeki idari personeliyle yerine getirme gayreti içerisindedir. Başkanlığımız bugüne kadar yaptığı özellikle de son dönemlerde yurt içinde ve yurt dışında ifa ettiği birbirinden güzel hizmetleriyle ve ülkemiz için hayati önem taşıyan toplumsal hadiseler karşısında takındığı tavırlarıyla halkımızın teveccühünü ve takdirini kazanmıştır. 

Din hizmetinin merkezinde cami hizmetlerinin dolayısıyla mihrap, minber ve kürsünün bulunduğu herkesin malumudur. Din görevlilerimiz bir yandan mihrapta imam, minarede müezzin olarak Müslüman halkımızın ibadetlerini en iyi şekilde yerine getirmelerine rehberlik ederken, bir yandan da Allah Resûlü (s.a.s.)’in, “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir” (Buharî, Fezâilü’l-Kur’an, 21) iltifatına nail olabilmek için çocuk, genç, yaşlı, kadın-erkek demeden her yaştan insana Allah’ın kitabı Kur’an’ı öğretiyorlar.

Yine onlar minberde hatip, kürsüde vaiz olarak da Allah’ın, “Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır” (Nahl, 16/125) emrini yerine getiriyor, insanlara dinimizin ilkelerini, güzelliklerini anlatıyorlar. Hutbe ve vaazlarıyla kardeşliğimizin pekiştirilmesine, fitne ve bozgunculuğun önlenmesine, toplumsal barış ve huzurun tesisine önemli katkı sağlıyorlar. Böylece Allah’ın evi kabul edilen Kâbe’nin yeryüzündeki birer şubesi olan camilerimiz, bağımsızlığımızın, kardeşliğimizin, birlik ve beraberliğimizin sembolü haline gelmektedir.

Tarihin hiçbir döneminde camilerimiz kargaşa, şiddet ve terörün, ihanetin, fitne ve fesadın kaynağı olmamıştır. Bu kutsal mekanlarda görev yapan imamlarımız, müezzinlerimiz de bu tür hain eylemlere alet olmamışlar, hiçbir zaman bozguncuların yanında yer almamış, ihanet çetelerine destek ve yardımda bulunmamışlardır. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s.)’in emanetini yüklenmiş olan değerli hocalarımız Kur’an’ın, “…Yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez” (Kasas, 28/77) buyruğunun ne anlama geldiğinin idrakindedirler. Yine onlar fitnenin, anarşi ve zulmün ne kadar ağır bir vebal ve günah olduğunu herkesten daha iyi bilmektedirler.

Din gönüllüsü imamlarımız, “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men edersiniz…” (Âl-i İmrân, 3/110) ayetinin hükmü gereğince insanların iyiliği için çırpınırlar. Nerede insanlığın zararına bir kötülük görseler onu önlemeyi insanî ve dinî bir görev bilirler. İnsanları kötülükten alıkoymaya çalışan bu fedakâr insanların kendilerinin aynı yanlışlıklara düşmesi elbette ki beklenemez. 

Ama maalesef günümüzde bir takım çevreler nasıl barış ve huzur dini olan İslam’ı terör dini gibi göstermeye çalışıyorlarsa, bu yüce dinin fedakâr ve cefakâr hadimleri olan din görevlilerimizi, imamlarımızı da terör yandaşı ve destekçisi gibi gösterme gayreti içindeler.  Bu tür yanlış tavırlar içinde olanlar bilmeli ki; şefkat, merhamet, barış ve huzur dini olan İslam’ı terör gibi insanlık dışı bir facia ile özdeşleştirmeyi asla başaramayacakları gibi, imam ve müezzinlerimizi, vaizlerimizi, Kur’an Kursu Öğretmenlerimizi hasılı tüm din görevlilerimizi böylesi çirkin bir suçla karalamayı da hiçbir surette başaramayacakladır. 

Çünkü milletimizin basireti açık, firaseti fevkalade yüksektir.  Bu aziz millet, beşikten mezara kadar, yani doğumda çocuğun isminin konmasından, ölümünde cenazenin yıkanıp kefenlenmesi, cenaze namazının kıldırılması ve defin işlerine, hatta sonrasında ölenin arkasından Kur’an okuyup dua edilmesine kadar hayatının her safhasında yanında bulunan; iyi, kötü her anlarında yanlarında hazır olan, onların dertleriyle dertlenen, sevinçleriyle sevinen; çocuklarına Allah kelamını öğreten imamlarımızı herkesten daha iyi tanıyorlar. Yaptıkları hizmetleri takdir ediyor ve onları Allah için seviyorlar.

Bu yazı toplam 1003 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37