1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Diyarbakırlı mı olsaydık?
Diyarbakırlı mı olsaydık?

Diyarbakırlı mı olsaydık?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki gün Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda yaptığı mitingi televizyonlardan büyük bir dikkatle takip ettim. AKP’nin mitingi, aynı alanda bir gün önce ve çok

A+A-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki gün Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda yaptığı mitingi televizyonlardan büyük bir dikkatle takip ettim.

AKP’nin mitingi, aynı alanda bir gün önce ve çok uzun yıllar sonra miting düzenleyen CHP’ye göre çok daha coşkulu ve güzeldi. Kabul etmek gerekir ki, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun bölge halkına verdiği mesajlara nazaran, Başbakan’ın konuşması ve bölgeye mesajları çok daha sahici, çok daha dolu ve inandırıcıydı.

Diyarbakır İstasyon Meydanında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 2005 yılında çıkıp konuşana kadar, biz Türkiye’nin Güneydoğu’sunda sadece “Terör sorunu” var diye bilirdik.

İlk kez Erdoğan, üstelik Diyarbakır’da sorunun adını “Kürt sorunu” olarak değiştirdi. Türkiye “Kürt” diyemezdi, demeye başladı. Kürtler “Ben Kürtüm “ diyemezdi, demeye başladı.

Başbakan’dan öğrendik ki, yıllar içinde derinleşip, kangren haline gelen terörün büyümesinde devletin yaptığı hataların, izlediği politikaların önemli payı vardı. Ülkemizdeki katı milliyetçiler dışında hemen herkes, sorunun çözümü için “Açılım” gerektiği konusunda Başbakan’a hak vermeye başladı. Bu terörden beslenen insanların-devlet içinde ve bölgede- olduğu ve bunların derin devlet mekanizması içinde kendi örgütlerini kurduğu tezine de inanmaya başladık.

Bizim elektrik faturaları ile birlikte ödediğimiz paralarla ayakta duran TRT’nin, tamamen Kürtçe yayın yapan bir kanal kurmasını, artık cemiyetlerde, konserlerde Kürtçe şarkılar söylenmesini, hatta hem bölgede hem yurdun diğer yerlerinde siyasi konuşmalarda zaman zaman Kürtçe kullanılmasını da içimize sindirdik.

Hala dağdan inen teröristlerin Silopi’den devlete kafa tutar gibi yurda girmesi sırasındaki görüntüleri içimize sindirebilmiş değiliz ama; yine Başbakan’ın anlattıkları ile, devletin yeri geldiğinde İmralı’daki terör örgütü başkanı ile görüşmesinin de mantıklı olabileceğini kabul edebilir hale geldik.

Bütün bunları Başbakan Erdoğan yaptı. Her seçime “Beni engelliyorlar” dediği bir gücün karşısında kendisini mazlum gibi göstererek giren ve zafer kazanan Erdoğan’ın, 12 Haziran seçimleri öncesinde artık Asker’e, Yargı’ya, Medya’ya, İşdünyası’na bu manada söyleyecek lafı kalmayınca Kürt siyasetinin temsilcilerinin kendilerine saldırarak mazluma düşmüş gözükme çabasını bu nedenle çok mantıksız buluyorum.

Değerli dostlar, biz Kocaelililer olarak şapkayı önümüze koyup, çok ciddi biçimde düşünmeli, kentin geleceğini şekillendirmeliyiz. Kocaeli’nin bu ülkede artık siyaseten de değeri ve önemi kalmadı. Bizim kentimiz sadece Koreli, Amerikalı ya da başka ülkelerden gelen yatırımcılara, İstanbul’dan kovulan çevre düşmanı pis sanayicilere altın tepsi içinde sunulan bir şehir haline geldi. Her genel seçimde hepimiz, “Biz dışarıdan ithal aday istemiyoruz” diye bağırdık. Bu dönem ithal aday yok. Kocaeli siyaseti sen-ben-bizim oğlan üçgeninde gidiyor.

Türkiye siyasetinde Diyarbakır’ın adı var. Bizim kentimiz 11 milletvekili çıkartıyor.

2 milletvekili çıkartan Tunceli, hergün ulusal medyada. Batman, Van, Siirt, Hakkari siyasetinin heyecanı, Türkiye’nin ilgisi bizden çok daha yüksek. İstanbul, Ankara, İzmir’i kenara koyun. Bursa, Mersin, Antalya, Trabzon, Rize, Artvin, Edirne, Tekirdağ, Eskişehir siyasetinin Türkiye’de uyandırdığı heyecan yüksek. Kocaeli kimsenin umurunda değil. Hatta, yerel basın bile siyaset dışı manşet arar hale geldi.

Keşke, AKP’nin önemli bakanlarından biri- Bülent Arınç, Binali Yıldırım veya Ertuğrul Günay gibi biri- Kocaeli’den aday olsaydı.

Biz hep kaybeden taraftayız. Giderek tahttan silinen kent durumundayız.

Bu bağlamda yeniden Başbakan’ın Diyarbakır mitingine dönüyorum. Sayın Başbakan malum, İzmit’e gelemedi, Gebze’ye gitti. Her gittiği ilde-Diyarbakır dahil- boynuna o kentin futbol takımının kaşkolunu sardı.  Ama Gebze’de boynunda Yeşil-Siyah kaşkol yoktu. Olsun, Körfez Belediye(Kırmızı-Beyaz), Gölcükspor(Kırmızı-Siyah), Gebzespor(Mor-Beyaz), Darıcaspor(Sarı-Yeşil) kaşkolu olsaydı. Bu da yoktu.

Başbakan Gebze’de Kocaelispor için tek kelime etmedi.

Ama Diyarbakır İstasyon Meydanında bu kent için vaatlerini sıraladı, “Tabii Diyarbakırspor’u da Süper Lig’te görmek istiyoruz” dedi.

Bu cümle yeter. Başbakan bizim ilimizde sadece bu kadar söylese, “Şu Kocaelispor’u toparlayın artık” dese, başta Karaosmanoğlu ile Ergün olmak üzere, bütün AKP’liler ne yapacaklarını şaşırırdı.

Kabahat Başbakan Erdoğan’da değil. AKP’nin bu kentteki temsilcileri, bu kente hep kaybettiriyor. Başbakan Diyarbakır’da “Diyarbakırspor Süper Lige gelmeli” dedi. Diyarbakır’da yeni, modern stat sözü verdi. Aynı gün aynı saatlerde Bülent Arınç, Bursa’da  “Timsah Arena” adı verilen yeni, muhteşem stadın temelini atıyordu.

Biz kaybediyoruz. Bizim kentimiz, siyaseten, sportif yönden, sanatta, kültürde, yaşam standartlarında sürekli geriliyor. Giderek, “Türkiye’nin umursamadığı, sadece vergi alırken sağmal inek” gibi gördüğü bir kent haline geliyoruz.

Başbakan’ın Diyarbakırspor’u Süper Lig’de görme talebini kınamıyorum. Çok doğru da buluyorum. Ama neredeyse Diyarbakır’da yaşayan kadar Kürt kökenli vatandaşımız da bizim kentimizde yaşıyor.

Başbakan Kocaelispor atkısını neden boynuna takmaz, neden Kocaeli mitinginde, “Ayıptır yahu, şu Kocaelispor’u kapatma çabasını bırakın da yerden kaldırın” demez?..

Ne yapsak?.. Biz de buraları bırakıp, Diyarbakır’a mı yerleşsek?

Bu haber toplam 1392 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.