1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Doğan doğru olanı yaptı
Doğan doğru olanı yaptı

Doğan doğru olanı yaptı

Cumartesi Pazarı, dün 60 yıldan beri kurulduğu alanda, Bağdat Caddesi'nde kurulmadı. İzmit Belediyesi kurdurmadı. Tabii bir süre bunun tartışmaları devam edecek. Pazarcılar bağıracak. Pazarc

A+A-

Cumartesi Pazarı, dün 60 yıldan beri kurulduğu alanda, Bağdat Caddesi'nde kurulmadı. İzmit Belediyesi kurdurmadı.

Tabii bir süre bunun tartışmaları devam edecek. Pazarcılar bağıracak. Pazarcılara mal satan kabzımallar kızacak, belki pazarın kurulduğu bölgedeki kimi esnaflar da isyan edecek.

Ama herkes gayet iyi biliyordu ki, Cumartesi Pazarı bir gün oradan kalkacaktı. İzmit'in göbeğinde, ana caddesi üzerinde artık pazar kurulmasının olanaksızlaştığını herkes kabul ediyordu.

İzmit Belediye Başkanı Doğan, hızlı bir karar adı. Bir hafta süre verdi. Bu bir haftalık süre içinde ortalık karıştı. Büyükşehir Belediye Başkanı Karaosmanoğlu pazarcılara popülist yaklaşımla taviz vermeye kalktı. Doğan geri adım atmadı, direndi.

Görürsünüz, bir iki hafta içinde bu sorun tamamen unutulur, Cumartesi Pazarı, Perşembe Pazarı alanında kurulmaya başlar. Bu arada Büyükşehir kesenin ağzını açacak, kamulaştırmaları bitirecek, Kadıköy Mahallesi'nde pazar yeri olarak ayrılan alanı kısa sürede tamamlayacaktır.

Dün Bağdat Caddesi üzerinde Cumartesi Pazarı yine kurulsa, İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan biterdi. Otoritesi, prestiji sıfıra inerdi. Doğan, buna izin vermedi. Bundan böyle, daha saygı duyulan, daha çok sözünü geçiren bir Belediye Başkanı olacaktır.

Başkan Karaosmanoğlu ise bir kaos yaratıp, Suriye'ye kaçmıştı. Bence bu Cumartesi Pazarı olayı ile ciddi prestij kaybına uğradı. Bu olay, bundan böyle Karaosmanoğlu'nun en azından AKP içindeki dokunulmazlığını, tartışılmaz liderliğini de sarsacaktır.

Gül, bu iradenin gereğini yapar

KOÜ'deki rektörlük seçiminde, mevcut rektör Prof. Dr. Sezer Komsuoğlu, çok iddialı şekilde ortalarda dolaşan rakiplerine büyük fark attı.

Seçimden Sezer Hoca'nın önde çıkacağını, rakiplerinin ittifakının da bir işe yaramayacağını hemen herkes öngörebiliyordu. Ama bu kadar büyük fark, sürpriz oldu.

Ortadaki bu sonuca rağmen hâlâ “Sezer hoca bu kadar fark attı. Ama Cumhurbaşkanı, ikinci sıradaki aday olan Abut'u Rektör atar” diyenler var.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, böyle bir şey yapmaz. Hani eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer olsa, ideolojik nedenlerle tercih yapabilir, eşinin başı örtülü bir rektör adayını, kendi üniversitesinde çok farklı kazansa da, atamada eleyebilirdi.

Gül böyle yapmaz. YÖK'ten büyük olasılıkla, Prof. Komsuoğlu, Prof. Abut ve Prof. Tarı'nın isimleri köşke gidecek. Cumhurbaşkanı, oylara bakacak. Komsuoğlu, zaten devletin her kademesinin tanıdığı, saygı duyup, güvendiği bir insan. Ortada bir de bu kadar ezici oy farkı varken, eminim Sayın Cumhurbaşkanı, hiç tereddüt göstermeden Prof. Dr. Sezer Komsuoğlu'nu yeniden KOÜ'nün rektörü olarak atayacaktır.

Doğru olan, şık olan da budur.

Öksüz Daniel, Türkiye'yi hatırlar mı?

Bazı insanları, Avrupalıları anlamak gerçekten çok zor. İzlanda, Avrupa'nın en kuzeyinde, Türkiye'ye çok uzak bir ülke. İki ülke insanlarının yaşam biçimi, kültürü birbirinden çok farklı.

Ama İzlandalı genç bir çift, üstelik yanlarına henüz yedi aylık bebeklerini de alıp, seyahat için Türkiye'ye geliyorlar. Bir turla gelirsin, her şey dahil bir otelde bir hafta kalıp, gidersin, bu da normal.

Ama İzlandalı genç çift öyle de yapmıyor. Kendi başlarına Türkiye'ye geliyor, bir otomobil kiralayıp, Türkiye'yi gezmeye kalkıyorlar. Muğla yakınlarında da kaza yapıyorlar. Sonrasını biliyorsunuz. Korkunç kazada genç çift hayatını kaybediyor, yedi aylık Daniel isimli bebekleri, bir çizik bile almadan kurtuluyor.

Daniel dünya tatlısı bir bebek. Gazetelerde o her şeyden habersiz masumluğuyla gülen yüzünün fotoğraflarını gören herkesin içini burktu. Muğla Devlet Hastanesi'nde hemşireler birkaç gün baktılar. Daha sonra İzlanda'dan dayısı ve yengesi geldi. Dayı ve yenge de en küçüğü 1. 5 yaşında beş çocuk sahibi. Daniel onlara teslim edildi.

İzlandalı minik Daniel, şimdi annesiz, babasız büyüyecek. Dayısı ve yengesi “Anlayacak yaşa geldiğinde” Daniel'e kazayı anlatacaklarını, “Sen bizim çocuğumuz değilsin. Annenle baban Türkiye'de bir trafik kazasında öldüler” diyeceklerini açıklamışlar.

Merak ediyorum. Şimdi yedi aylık olan İzlandalı Daniel de, kalkıp anne ve babasının kaza geçirip öldüğü ama kendisinin hayatta kaldığı kaza yerini görmek için 15-20 yıl sonra kalkıp Türkiye'ye gelir mi?..

Acaba Daniel'in önünde nasıl bir yaşam olacak?.. Acaba, yıllar sonra anne ve babasının öldüğü kaza yerine geldiğinde “Keşke kazada ben de ölseydim” diye mi düşünecek, yoksa “İyi ki ben yaşamışım” diye şükür mü edecek?

Hepimizin çizilmiş bir yaşam rotası var. Nerede, nasıl, ne zaman hangi virajlara gireceğimizi bilmiyoruz. Yolun mutluluğa mı, hüzüne mi doğru gittiğini bilmiyoruz. Bu bilinmezler içinde koştura koştura yaşamaya çalışıyoruz...

Bu haber toplam 845 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.