1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Doğan: “İki dönem yeter”
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Doğan: “İki dönem yeter”

A+A-

İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan ile aramızda özel bir hukuk var. Doğan, kendisi de biliyor. Sevmeyeni çok. Çünkü esnek değil. Hiçbir konuda akçeli işlerle alakası yok. Belediye’nin 5 kuruşunun boşa gitmemesine özen gösteriyor.

Bazen çok katı olabiliyor. Bazen eleştiriye tahammülsüz. Ama kent adına iş yaparken kalp kırmaktan korkmuyor. Bu şehir, çok uzun yıllar hep esnek davranan,  genellikle nabza göre şerbet veren Belediye Başkanları gördü. Ben hep, “İzmit’e biraz eli sopalı Belediye Başkanı lazım” demişimdir. Doğan, bazen elindeki sopayı gerekenden sert kullanabiliyor. Ama benim ölçülerimde düzgün adam. Eğilip, bükülmeyen adam..

Başkan Doğan ile bu yakınlığımızı çok yanlış anlayanlar da var, biliyorum. O’nun da umurunda değil, benim de.. Son yıllarda en sık görüştüğüm yerel siyasetçinin Nevzat Doğan olduğunu söyleyebilirim.

Doğan, bana karşı hep açık oldu. 2009’daki yerel seçimlerde milletvekilliğinden ayrılıp, İzmit Belediye Başkanlığına aday olmaya karar verdiğinde, bu kararını ilk olarak bana açıklamıştı. O dönemlerde ben Halil Vehbi Yenice’nin de dürüstlüğüne, insanlığına her zaman kefildim. Yenice’nin yeniden aday olmasını isteyenlerdendim. Doğan, adaylık başvuruları başlamadan kısa süre önce bir gün beni almış, İzmit’te büyük bir tur atmıştık. Alikahya sırtlarında, eski Kadın Doğum Hastanesi yakınlarında, “Ben milletvekilliğini çok sevmedim. İzmit Belediye Başkan adayı olmak istiyorum. Belediye Başkanlığını çok daha iyi yapabilirim” demişti.

Aday adayı oldu, aday gösterildi. Kazandı. 2014’de karşısında Sefa Sirmen vardı. Çok hırs yaptı, yine kazandı.

Doğan geçen gün bayramlık ziyaret için geldi. Kendisiyle, kent hakkında siyaset hakkında konuşurken, genellikle “Bak bu dediğimi yazma. Beni sıkıntıya sokar” diye uyarmıştır. Bu tür uyarı yaptığı konularda söylediklerini kendime saklar, kullanmam.

Son sohbetimizde söz bir yere geldi, “Belediye Başkanlığı iki dönem yeter. Önümüzdeki yerel seçimlerde İzmit Belediye Başkanlığına yeniden aday olmayı düşünmüyorum” dedi.

“Başkan” dedim. “Bu önemli bir karar. Yazayım mı?”.

Doğan, “Ben yakın çevremde bunu dillendiriyorum. Henüz tam kesin kararımı vermedim. Bizim partimizde lidere bağlılık esastır. Liderimiz, (sen yine İzmit’te devam edeceksin) der, tartışmayız. Ama şu andaki kararım bu yönde” diye yazmamı da onayladı.

Doğan, İzmit’te zor koşullarda çok işler yaptığına inanıyor. Önünde Tarih Koridoru Projesi, Kentsel Dönüşüm Projesi hedefleri var. Bu dönem sonuna kadar bunları da tamamlar, ya da yoluna koyarsa, artık İzmit Belediye Başkanı olarak yapacağı fazla bir şey kalmadığını düşünüyor. Biraz da anladığım kadarıyla, artık İzmit Belediye Başkanlığı gömleği Nevzat Doğan’a dar geliyor.

İzmit Belediye Başkanlığına yeniden aday olmamak kararı Doğan’ın siyaseti bırakıp, kenara çekileceği anlamına gelmiyor. Nevzat Doğan, “Recep Tayyip Erdoğan’a bağlılığı tartışmayacak” AK Partililerden biri. Siyasette daha büyük görevlere talip olması da kuvvetle muhtemeldir. Ama edindiğim izlenim şu: Nevzat Doğan, önümüzdeki yerel seçimlerde 3 ncü kez İzmit Belediye Başkanı adayı olmayacak. Hatta,  hiçbir siyasi sıfat ve görev taşımaksızın bir kenardan siyaseti izlemek konusunda bile kendisini yavaş yavaş hazırlıyor.  Öyle sanıyorum ki, ilk kez benim duyurduğum bu haber, AK Parti içinde ve dışında pek çok kişiyi de sevindirecektir.

Batıdan uzaklaşıp, doğuya yaklaşmak

Aslında AK Parti iktidarı yıllardır dillendiriyordu. Sonunda karar alındı, Resmi Gazete’de yayınlandı ve kesinleşti. Türkiye artık yaz saati uygulamasından kış saati uygulamasına geçmeyecek. Bu aslında basit bir karar değil. Hepimizin hayatını bir miktar etkileyecek.

Türkiye’nin yaz saati uygulamasında kalması ne demektir anlatayım. Dünya saati, İngiltere’nin Greenwich kasabasından geçtiği varsayılan (0) sayılı meridyene göre hesaplanır ve ayarların. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, bu ülke ve devlet için hedef batı medeniyeti ile yakınlaşmak olarak belirlendiği için, Türkiye Saati (TS) için bizim ilimizden Kartepe ilçesi Köseköy bölgesinden geçtiği var sayılan (30) numaralı meridyen esas alınmıştır. Dünya küresi üzerinde yer bulmak için kullanılan meridyenler arasındaki mesafe 4 dakikadır. Greenwich’deki (0) meridyeni ile, Köseköy’deki 3(30) meridyeni arasında 120 dakika, yeni iki saat süre vardır.

Türkiye’nin normal saati hep 30 numaralı meridyene göre ayarlanmıştır ve batı Avrupa ile aramızdaki fark 2 saattir. Yaz saati yani halen kullandığımız ve bundan sonra sürekli kullanacağımız saat ise, Iğdır üzerinden geçtiği kabul edilen 45 numaralı meridyene göre hesaplanır.

Türkiye artık, saatini 45 numaralı meridyene göre ayarlayacak. Bu, Türkiye’nin Batıdan 1 saat daha uzaklaşması, Arap dünyasına 1 saat daha yaklaşması demektir. Enerji tasarrufuna falan da faydası olmayacaktır. 30 Ekim’de bütün dünya ile birlikte saatlerimizi yeniden geri alacak, 2 saatlik farkı koruyacaktık. Artık biz 30 Ekim’den sonra Batı Avrupa’nın 3 saat gerisinde olacağız. Bütün hesaplar değişecek. UEFA ligindeki takımlarımızın maçları gece 23.05’de başlayacak. Şampiyonlar Ligindeki takımımızın (Beşiktaş) maçı 22.45’de başlayacak. Soğuk kış mevsiminde okula giden çocuklar, işe giden büyükler çok erken saatte, henüz hava karanlıkken evden çıkmak zorunda kalacaklar. Türkiye’nin saat rejimini 30 numaralı meridyenden alıp, 45 numaralı meridyene taşıması bence çok büyük bir yanlıştır. Türkiye’nin Avrupa’dan uzaklaşması demektir. Öyle sanıyorum ki, ileride bir gün,  Türkiye’ye yöneten bu zihniyet değiştiğinde, Türkiye adına değiştirilecek ilk işlerden biri olacaktır. Saatlerin yazın 45 numaralı meridyenden, kışın 5 ay 30 numaralı meridyenden ayarlanması, Türkiye için en doğru uygulama olarak kalmalıydı.

Öyle olursa, böyle olur

Birkaç yıl önce 100 Dolar’ın üzerinde olan ham petrol varil fiyatı,. Şu sıralar 45 Dolar’ın altında. Biz de ülkemizde akaryakıt fiyatlarının ciddi biçimde düşmesini bekliyorduk. Ama geçen gün tam tersi oldu. Hükümet, akaryakıt üzerindeki ÖTV oranını yükseltti. Benzin, mazot fiyatlarına büyük bir zam daha yapıldı.

Neden böyle oldu?.. Çünkü başka çare yoktu.  Suriye’den gelen 3 milyon mülteciye bakıyoruz. Suriye’de bir savaşın içindeyiz. FETÖ’nün darbe girişiminin maddi götürüsü çok yüksek oldu. Güneydoğu’daki terör nedeniyle yıkılan şehirleri yeniden onaracak, o bölgedeki insanlara devlet kesesinden büyük paralar aktaracağız.

Yani devletin yükü çok ağır. Aslında  Kurban Bayramı öncesi  bütün emeklilere birer maaş ikramiye verilebilirdi. Türkiye, akaryakıt fiyatlarının düşmesinden elde ettiği avantajla çok büyük yatırımlar yapabilir, kazanılan zenginliği hala  paylaştırabilirdi.

Ama bir yandan savaşların içindeyiz. Bir yandan devlet oluk gibi tazminatlar ödüyor. Yani bu ülkenin parası çok farkla yerlere oluk gibi akıyor. Böyle olunca da, dünyada akaryakıt fiyatı düşerken, bizim ülkemizde indirilmesini beklediğimiz ÖTV’ye bindirim geliyor.

Bu yazı toplam 1518 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum