• BIST 89.466
  • Altın 146,241
  • Dolar 3,6463
  • Euro 3,9145
  • Kocaeli 21 °C

DOĞRULARI KİMSE SEVMESE DE, LÜTFEN SÖYLEYİN..

Sevcan TAMER

 Evet.. En  sonunda  benim de  huyum  değişti.. Ve,  ardıma  dönüp  şöyle  bir  baktığımda,  bu  güne  kadar  nasıl    hoşgörü  abidesi  olarak  dolaştığıma,   kendim de  şaşıyorum..
   Ülke    uzun  süredir   patlamaya  hazır  bir  bomba  misali   gerildikçe  geriliyor.. Kim  kime  dost,  kim  kime   diş  biliyor   belli  değil.. Tabiatı  ile  sonuçta  şüpheyle  sırıtan  bir  sürü  maskeli  surat  dolu  etrafınızda.. Maddiyat  tüm  hayati   değerleri   ayakları   altına  almış  çiğneyerek   yok  etmeyi  sürdürüyor.. İnsanlar  öyle  bir   yapıya  bürünmüşler ki,  en  ufak  bir  şahsi  çıkar  karşıtı,  sizi    rahatça  ve  hiç  düşünmeden  satıverecek   durum da..
   Yahu  arkadaş  insanız  sonuçta.. Derdini  anlatıp  içini  dökebileceğin  güvenilir  bir   dost  olmaz mı   şu  kahrolası  dünya da.?  Gerçi  rahmetli  babaannem..  “  Aman  kızım.. Padişahın  kızı  bile  derdini  sabır  taşına  anlatırmış.. Sonunda  sabır  taşı  çatlamış.. Öyle  herkese  her  şey  anlatılmaz “  derdi.. Ne  kadar  doğruymuş  meğer.. Etrafıma  bakıyorum.. Çevrem de  yaşananları   irdeliyorum.. Yoook.. Dost  ve  doğruyu  söyleyen  yok  denecek  kadar  az..
   Çarşıya,  pazara  veya  markete  alışverişe  gidiyorsun.. Her  şey  ateş  pahası   malum.. Örneğin  domates  alacaksın..  Manav  elini  sürmene  karşı.. Bakışından  anlıyorsun.. Mecburen  “ Kardeşim  lütfen  ezik  olmasın  ama”  diyorsun.. Cevap  “ Aaaa  ayıp  ettin  ablacım.. Bizde  yamuk  olmaz” böbürlenmesiyle   gürlüyor.. Eve  geliyorsun,  bir  bakıyorsun ki  poşetin  alt  kısmı  salçalık  adeta.. Veya,  adamlar  organik  diye  adlandırdıkları  sebzeler  için  pazar  açıyorlar.. Yapılan  araştırma  sonucu  sebzelerin  normal  halden  alınıp  satıldığı  çıkıyor  ortaya.. Birileri,  kilosu   bayağı  yüksek  rakamlarla  satılan  ve  en  zor  üretilen  bir  besin  maddesi  olan  balla  bile  nasıl  oynadı  biliyorsunuz..  Hatta  sudan  ucuz  ballarını alana   yanında da  hediye  veriyorlardı.. Pes  yani  pes.. Hadi  gel de  huyun  değişmesin..                                 Gel de  insanlara  karşı  güvenini  kaybetme..
  Bu   durum,  alışverişin  tüm  çeşitlerinde  komik  bir  biçimde,  aynı hızla   sürüp  gidiyor..
Peki  gelelim  sağlık  konusu  gibi  şiddetle  önemsenmesi  gereken,  ölüm  kalım  meselesine.. Vatandaş  yaşadığı  yanlış  teşhisler  ve  tedaviler  sonucu,  ne  yazık ki  doktorlara   güvenemiyor.. Bir  teşhis  için  on  doktora  giderek  kendince  doğruyu  bulmaya  çalışıyor.. Kalbi  acabalarla  çarpıyor  çünkü.. Özel  hastaneler  para  tuzağı   imajını   kararlılıkla  korumaya  devam  etmeleri  sonucu,  hasta  yakınlarını  öcü  gibi  korkutuyor.. Yani  bir  giden  pişman,  bir  gitmeyen.. Elini  veriyorsun ya,  asla  kolun  geri  gelmiyor..  Yapılan  her  işlem  ayrı  para.. Hani  sonu  gelse.. Tahlil  ve  tetkiklerin  bitmesi  mümkün  değil.. Hastane  aramak,  daha  güvenilir  teşhislerin  nerelerde  konulduğunu   araştırmaktan  bitap  düşüyorsun. Haydiii,  içine  düşüyor  bir  kurt….Ve  başlıyor  beynini  kemirmeye  acabalar..   İşin  tuhafı  bu  arada    sinirler de  yıpranmaya  başlıyor.. Büyük   güven  kaybı  yaşıyorsun  ve  sonuçta  öyle  bir  an  geliyor ki,  doğru bildiklerinizi   haykırmak   geliyor  içinizden.. Zaman  zaman  gerçekleştiriyorsunuz da  bu  eylemi.. Gelgelelim  aksi,  huysuz,  geçimsiz  veya  patavatsız  yakıştırmalarıyla  anılıyorsunuz   ve  isimlendiriliyorsunuz   birilerince.. Vallahi  ne  derlerse  desinler.. Ben söylüyorum   belli  bir  süredir. “Bazen  bu  yakıştırmaların  olabileceğini de  düşünüyorum  tabi ki. Sonuçta  tereddütte  düştüğüm  ve  kendimi  sorguladığım  anları da  yaşıyorum.. Diyorum ki  kendime “ Sevcan  sana  ne  oldu..Neden  susamıyor,  sabredemiyorsun  artık. Yoksa  yaşlandıkça  huysuz,  aksi,  geçimsiz  bir  yaşlı  olup  çıkacak mısın  karşıma” diye.. Fakat  o  etkiden  kurtulduğum  andan  itibaren,  daha  sağlıklı  düşünmeye   ve  yaşadığım  uzun  yılların  içine  gizli  insan  tiplemelerinin   ve  yaşam  hikayelerinin   birikimi  sonucu.. Gerçeklere  daha  yakın  olmamın   neticesi  bu  saçmalıklara  dayanma  gücümü  kaybettiğimi  kendime  itiraf  ediyorum.. Yaşamımızın   toplumsal,  sosyal  ve  siyasi  her  alanında  “ACABA” lar  olduğu  sürece  ve   birkaç   karakterli   insanların    gittikçe  çoğaldığı  ortamda,  inadına  doğru  bildiğimi  söylemeye  devam  edeceğimi de  adım  gibi  biliyorum.. Aslında  doğruyu  duymak  istemeyenlerin  deyimiyle  huysuz,  güvenini  yitirmiş  ve  patavatsız  olmayı  kabullenmeme   rağmen,  hiç te   umutsuz  değilim.. Benimle  aynı  pencereden  bakan,  doğruları  haykıramamanın   sıkıntısını  yaşayan,   huysuz,  patavatsız,  geçimsiz  sözlerini  gururla  göğüsleyen   bir  çok  insan  olduğunu  görüyor  ve  biliyorum.. 
  Eh  o  zaman,  varsın  desinler.. Varsın  sevmesinler.. Bana  ve  hayata  benim  gibi  bakanlara  tek  söyleyebileceğim.. Biliniz ki,  artık bu  ülkenin  sizler  gibi  “HUYSUZ” lara   ihtiyacı  var…
Aman  haa.. Kimsenin  suyuna  ve  huyuna  gitmeyin,  doğru  bildiğinizden de  şaşmayın..          

 

Bu yazı toplam 1656 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37