1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Doktora gitmeden olmuyormuş
Doktora gitmeden olmuyormuş

Doktora gitmeden olmuyormuş

Belki siz de onlardan birisiniz. Şu sıralar müthiş bir grip salgını var. Grip, yakaladığını tuttuğu gibi yatağa vuruyor. Yıpratıyor. Bitap düşürüyor. Yakın çevrem bilir. Ben sağlık konusunda

A+A-

Belki siz de onlardan birisiniz. Şu sıralar müthiş bir grip salgını var. Grip, yakaladığını tuttuğu gibi yatağa vuruyor. Yıpratıyor. Bitap düşürüyor.

Yakın çevrem bilir. Ben sağlık konusunda, kendi sağlığım konusunda son derece duyarsız ve umursamaz biriyimdir. Kaderciyimdir. İnsan vücudunun çok güçlü ve çok mükemmel bir makine olduğuna, her türlü hastalığı vücudun kendisinin yenebileceğine; zaten vücudun başa çıkamayacağı bir hastalığa tıbbın da çare bulamayacağına inanırım.

Kolay kolay hastalanmam. Grip olduğum zamanlar, bir-iki gün içinde ayakta atlatırım. Daha bugüne kadar “Hastayım” diyerek bir tek gün bile işe gitmediğim olmamıştır.

Bu son salgın, beni de vurdu. Geçen hafta perşembe günü kendimi iyi hissetmedim. Ama yine umursamadım. Nasıl olsa geçer dedim.

Boğazım şiş, öksürüyorum. Ağzımın tadı yok. Hafiften ateş var. En kötüsü, vücut kırılıyor. Hani adım atacak, başımı sallayacak gücüm yokmuş gibi hissediyorum. Sesim kısıldı. Öksürükten ve boğazımdaki ağrıdan gece uyku da uyuyamıyorum.

Cuma, cumartesi, pazar günleri işten her zamankine göre biraz erken çıkıp, eve gittim. Yatar dinlenirim, geçer dedim.

Ama yok, geçmiyor. Pazar günü iyice halsiz, mecalsiz kaldım. Boğazımdaki acı, ıstırap veren öksürük devam ediyor. Bana kalsa, hala doktora gitmeyeceğim. Ama artık evde de mikrop saçıyor, herkesin sağlığını tehlikeye düşürüyorum. Eşim pazartesi sabahı işe uğurlarken, mutlaka doktora gitmem konusunda da sıkı bir ültimatom çekti.

Sağ olsunlar, çok hekim tanıdığımız var. İlimizdeki bütün sağlık kurumlarında hep çok yakın ve özel ilgi görmüşüzdür. Ama pek çok İzmit yerlisi gibi, çocukluktan buyana doktor denince belli bir çerçeve içinde kalmışızdır.

Misal, eşim hamileyse Ayten Abla(Dr. Ayten Gül).

Çocuk hastalandıysa Rıdvan Amca  (Dr. Rıdvan Atay)

Baş kısmınızda, boyun ile alın arasındaki bölgede ağrınız, sıkıntınız varsa Saim Ağabey (Dr. Saim Toker)

Boyun ile bel arasındaki bölgede bir sorununuz varsa, Işık Ağabey (Dr. Işık Elgün)

Erkek olarak bel altında bir sıkıntı olduysa, doğru Serdar Ağabey (Dr. Serdar Özbek)

Benim mevcut durum, Saim Ağabey’in alanına giriyor,. Sağolsun, bir de bizim gazetede herkesin sağlık işleriyle ilgili Sevgili Yılmaz Yenişar var. Artık neredeyse O da yarı doktor sayılır. Hangi hastaya, hangi hastalık için hangi doktordan randevu alınacak, o doktor hangi tetkiklerden isteyecek, hatta bazen hangi ilacı yazacak, hepsini bilir.

Pazartesi günü benim için randevuyu Dr. Saim Toker’den Yılmaz Yenişar aldı. Sabah erkenden gittik. Ben yine söyleniyorum. Başıma iş açıyorsunuz, şimdi binbir türlü dert çıkacak. Bu grip dediğin nedir ki, zaten 2-3 günü kalmaz, kendisi geçecek diyorum.

Dr. Saim Toker, koltuğa oturttu. Ağzımın içine kameraları soktu. “Monitöre sen de bak. Boğazın ne hale gelmiş “ diyor..

Ben kafamı çeviremiyorum ki, monitöre nasıl bakayım. Sonuç olarak çok hasta olduğumu söyledi Saim Ağabey. Boğazlar perişanmış, ses tellerini bile yıpratmışız.  Böyle ağır vaka, ayakta geçmezmiş. Bir reçete yazdı. Ayrıca, “Mutlaka bir de akciğer filmi istiyorum” dedi. Abi yapma, sen boğazımı geçir, ciğerlerde falan bir şey yok. Şimdi film çektirirsem, öğleden sonra sen beni Tıp Fakültesi’ne yatırtırsın diye itiraz ettim ama faydası yok.

Sistem gerçekten müthiş. Doktorda en kral muayeneyi oluyorsunuz. Katkı payı sadece 6. 50 TL. Eczaneden bir torba ilaç, bedeli 5 TL. Röntgeni çektirdik, para yok.

Saat 10. 00 bütün işim bitmişti. Hemen ilaçları kullanmaya başladım. Bu arada aklım röntgen filminde. Günde iki paket sigarayı sorumsuzca içen biri olarak akciğer filmi denince elbet tedirgin oluyor insan. Film çıktı, Saim Ağabey baktı. “Korkma” dedi. “Hala ciğerlerin çok kötü değil. Ama en azından şu hastalık tamamen geçene kadar sigara içme. Hatta mümkünse, bundan sonra hiç içme.”

Pazartesi günü de işten erken çıktım. Eve gittim, istirahat ettim. İlaçları kullandım. İğne bile yok. 4-5 gün sonra ilk kez gece deliksiz uyudum. Boğazımın ağrısı geçti, öksürük kesildi.

Hepsinden önemlisi, hayatımda ilk kez bütün bir gün, evde bir tek sigara bile içmedim. Hanım çok memnun, çocuklar şaşkın ve memnun.

Üstelik dün sabah uyandığımda kendimi çok zinde, gayet sağlıklı hissettim. Demek ki, ne yapmalıymış, hasta olunca mutlaka doktora gitmeliymiş. Verilen ilaçları kullanmalıymış. Doktora gitmeden, bana bir şey olmaz, bu hastalık nasıl olsa geçer diye beklemek, ıstırap çekmek enayilikmiş.

Şimdi bu sigara konusunda kendi kendime bir sınav veriyorum. Şimdilik içmiyorum. Ama canım istemiyor da ondan içmiyorum. Yarın öbürgün tamamen iyileşir, ağzımın tadı yerine gelirse ne yaparım tam bilemiyorum. Ama hissediyorum ki, sigarayı bırakmanın da zamanı geldi artık. Her şey bir tarafa, artık sırf sigara içen biri olduğunuz için her tarafta 2 nci sınıf insan muamelesi görmek bana sıkıntı veriyor.

Eğer pazar gününe kadar sigara içmemeyi başarabilirsem, bu işten kurtuldum demektir. Elimden geleni yapmaya kararlıyım. Başarmışsam, bunun coşkusunu da pazar günkü yazıda sizlerle paylaşırım.

Konu sağlıksa, lütfen ihmal etmeyin. Doktora gitmeden, hastalık geçmiyor. Kendinizi, tıbbın aşırı ticaretleşen pençesine kaptırmamaya özen gösterin. Ama kocakarı ilaçları ile şifa arama dönemi çoktan bitti. İki hap yutuyorsunuz, ağrınız sancınız bitiyor. Bunu da iyi değerlendirin.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.