1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Dondurma yiyen çocuklar
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Dondurma yiyen çocuklar

A+A-

Hürriyet Gazetesi’nin dünkü manşetinde, “Cerablus’a hayat geldi” başlıklı habere ilişik, büyükçe kullanılmış bir fotoğraf vardı.

Uzun süre bu fotoğrafa bakmaktan kendimi alamadım. Üç küçük Suriyeli çocuk gözüküyor fotoğrafta. Gözlerinde hala 2.5 yıl devam eden IŞİD baskısının yarattığı korkunun derin izleri var. Ama ellerinde birer külah dondurma. Çocuk onlar...

Suriyeli üç çocuk, o dondurmaları Türk askerleri sayesinde yiyebiliyor. Belki ölüp gideceklerdi. Belki fırsat bulabilseler, aileleri ile Türkiye’ye göç edecek, bizim buralarda Kandıra Sapağı ışıklarında trafik tıkanınca arabaların arasında dileneceklerdi.

Girdi Mehmetçik Suriye’ye... ÖSO birliklerine destek verdi. Cerablus’u işgal eden, bölge halkına zulmeden IŞİD’i önüne kattı, kovaladı. Şimdi üç küçük Suriyeli çocuk, doğup büyüdükleri topraklarda, evlerinin önünde, özgürce kocaman külah dondurmayı yalıyorlar.

Türkiye sınırının hemen dibindeki Suriye’nin Cerablus kasabası 25 bin nüfuslu bir yerleşim bölgesiymiş. 2.5 yıldır devam eden İŞİD işgali döneminde, pek çok insan öldürülmüş, fırsatını bulan kaçmış. Şimdi Cerablus’ta birkaç yüz insan yaşıyor. Kadınlar evlerinden burunlarını dışarı çıkartamamışlar. IŞİD,erkekleri  sudan sebeplerle  kasanın ortasında boyunlarını keserek  idam etmiş, cesetlerini çürüyene kadar  kent meydanında  sergilemiş.

Ne korkulu günler yaşadı kim bilir o çocuklar… Ne büyük acılar gördüler… Belki günlerce aç kaldılar...

Şimdi, ellerinde dondurma var. Yüzlerindeki, gözlerindeki o ürküntü izleri sürüyor olsa da,  dondurmalarını yalıyorlar. Bu tablonun verdiği insanlık dersini ne yazık ki Avrupalılar, Amerikalılar anlayamıyorlar. Elbette her tür savaşın,  bir tek mermi atılmasının bile karşısında olacağız. Ama insanlık adına gerektiğinde bir büyük ülke, devlet olarak da üzerimize düşün görevi yapmak zorundayız. Türk askerinin Suriye’ye girmiş olması, IŞİD denilen terör örgütünü işgal ettiği yerlerden temizliyor olması, sadece o üç küçük Suriyeli çocuğun sadece o dondurmaları yemelerine vesile olmuşsa bile, insanlık adına çok büyük bir adımdır diye düşünüyorum. Dün sabah Hürriyet’te o fotoğrafı görünce devletimle, askerimle gurur duydum.

Köseköy’deki abuk kontrol noktası

D-100 karayolu İzmit geçişi. Her noktası sıkıntılı, sorunlu.  Üstelik denetimsiz. D-100 İzmit geçişinden 07.00-22.00 arası ağır taşıtların geçmesi yasak. Ama kimse denetlemiyor. İstanbul’da 3’üncü köprüden başka yere giremeyen ne kadar ağır vasıta varsa, hepsi bu yolda bizim üzerimizden geçiyor.

D-100 İzmit geçişinde ışıklı kavşak olmaması lazım. Trafik akışının kesilmemesi lazım. Ama öyle değil. Pek çok yerde, bir yaya yolu karşıdan karşıya geçsin diye trafik kırmızı ışıkla kesiliyor.

Bu yol üzerinde Köseköy’de bir büyük abukluk var ki,  her gün gördükçe sinirim bozuluyor. Yolun İzmit’e geliş yönünde. Uzunçiftlik’ten Köseköy’e doğru gelirken,  yolun ortasında kırmızı lobutları görüyorsunuz. Yol daralıyor. Neden? Oraya bir polis kontrol noktası koymuşlar.

Yıllar önce burada İzmit yönünden gelen ticari araçların yüklerinin, irsaliyelerinin denetlenmesi için Maliye tarafından yol kenarına küçük bir kulübe konulmuştu. Doğru dürüst denetim yapıldığını da hiç görmemiştim. Sonra bu kontrol noktasını trafik polisleri aldılar. Şimdi her gün D_100 Karayolu’nun tam ortasına lobutları diziyor,  yolu daraltıyorlar.

Bu kontrol noktası öyle tuhaf bir yerde ki, İzmit’e doğru gelirken, çok uzaktan fark edebiliyorsunuz. Eğer polis kontrolüne girmek istemiyorsanız, aracınızın bir kusuru varsa veya sizin bir kusurunuz varsa,  bu kontrol noktasına girmeden, hemen sağ taraftaki servis yoluna girip, Köseköy ışıklarına çıkabilirsiniz. Yani polis sizi kontrol edemez.

Akıl almayacak kadar saçma bir iş. Zaten burada görevli polisler de denetim falan yapmıyorlar. Sadece yolu daraltmışlar.  Polisler kenarda gölgede yayılmış oturuyorlar. Madem böyle bir kontrol noktası yaptınız, hiç değilse yasak olmasına rağmen D-100’den İzmit yönüne gelen ağır vasıtaları durdurun. Onlara, “Neden otoyola girmedin” diye sorun. Bunu da yapmıyorlar. Sadece yolu daraltıyor, yol kenarında oturuyorlar.

Sonra ben, bu şehir ne kadar saçma bir şehir diye yazdığımda bana kızıyorlar. Köseköy’deki o kontrol noktasını ya kaldırsınlar, ya da oradan ağır vasıtaların İzmit yönüne girişini engellesinler.

E.MOR’un hastasıyım

Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim’e bazen çok kızıyorum. Kimi tavırları, söylemleri, kendisini Kaf dağında gören tavırları beni gıcık ediyor. Ama Terim, bazen de hiç kimsenin cesaret edemediği doğruları yapabiliyor.

Türk Milli Futbol Takımı, bir mucizeler zincirinin gerçekleşmesiyle Fransa’daki Euro-2016 finallerine katılma hakkı elde etmişti. Ama o turnuvada Milli Takım ruhsuz oyunu ile hepimizi kahretti. Şimdi, Dünya Kupası elemeleri başlıyor. Terim,  Euro-2016’da milli formanın şerefi ile yetinmeyip, prim pazarlığına giren kaşarlanmış futbolcuları kadroya almadı. Barcelonalı Arda, G.Saraylı Selçuk, Balta; Çinli Burak, hepsinin üzerini çizdi. 5 Eylül’de Dünya Kupası eleme grubundaki ilk maçını Hırvatistan ile oynayacak olan Milli Takım, önceki akşam yenilenen kadrosu ile Rusya önünde prova yaptı. Kaşarlanmış “para sevdalıları” yerine Milli Takım’a alınan genç oyuncular; Çağlar, Yunus, Kaan, Okay, Enes yüreklerini koyarak oynadılar. Hele bir E.MOR (Emre Mor) diye çocuk var ki,  maçı izleyen herkesin gönlünü fethetti.

Bu E.MOR müthiş bir adam. Ayağında çok top tutuyor, çok çalıma kaçıyor falan ya, olsun… Top E.MOR’un ayağına geldiğinde maçın şekli değişiyor. Müthişti bu küçük çocuk Rusya maçında da. Almanya’nın en büyük takımlarından Dortmund’a transfer oldu. Eminim E.MOR kendisini çok geliştirecek ve Türk futbolunun en büyük yıldızı olacak.

Fatih Hoca’yı kaşarlanmış prim pazarlıkçılarından Milli Forma’yı aldığı, cesaretle gençlere verdiği için kutluyorum. Rusya maçında umutlandım. 5 Eylül’de bu yürekli ve ruhlu takımın zorlu Hırvatistan maçında da en azından bizi utandırmayacağına inanıyorum.

Bu yazı toplam 1794 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.