• BIST 83.048
  • Altın 147,105
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Kocaeli 3 °C

DOSTLUKLARI YIKAN VEFASIZLIKTIR

Alaattin KÖKSAL
Kardeşi kardeşten, dostu dosttan uzaklaştıran, insanı insanlıktan çıkaran vefasızlıktır. Verdiği sözde durmamak, insanlığı insanlıktan çıkaran münafıklık alametlerindendir. Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) söyle buyurmaktadır. { “Muhakkak ki, ahde vefa imandandır.” “Ahde vefa dindendir.” “ Müslüman, Müslümanın elinden ve dilinden emin olan kimsedir.” “Kıyamet gününde her vefasız için bir sancak dikilecek, bu filanın vefasızlığıdır denilecektir.” (Buharı, Müslim)}
İyilerini tenzih ederek söylemek gerekirse, İnsanlar ve cinler taifesinden pek çokları ahde vefa göstermediklerinden yeryüzünde fitne ve fesadın yayılmasına, huzur ve barışın bozulmasına, basit dünyevilikler uğuruna ve batıl düşüncelerinden dolayı insanların birbirini vahşi hayvanlardan daha aşağı bir şekilde öldürmelerine, Yüce Allah’a küstahça isyan etmeye sebep olduklarını anlayamayacak kadar vefasızdırlar. AHİD: kayıt altına alınmış, karşılıklı olarak yapılan sözlü veya yazılı bir antlaşma demektir. VEFA: yapılan ahdin (sözleşmenin) icabının bütünüyle yerine getirme fiiline vefa denir. 
İnsanlar ilk ahitleşmeyi, ruhlar âleminde Yüce Rabbimizle yaptılar. “Hani Rabbin, Âdemoğullarının bellerinden zürriyetlerini alıp, onları kendilerine karşı şahit tutarak ‘BEN SİZİN RABBİNİZ DEĞİL MİYİM?’ diye şahit gösterdiği zaman ‘ EVET ŞAHİDİZ’ demiştiler. Kıyamet günü,  bundan haberimiz yoktu demeyesiniz!”(Araf,172) 
İnsanoğlu ahde vefanın ne kadar önemli bir vasıf olduğunu derinlemesine araştırarak anlayabilseydi, önce Yüce Allah’a sonra kendisine, insanlara ve çevreye vefasızlık yapmazdı.  Yüce Allah tarafından insanın hizmetine verilen mahlûkatın itirazsız bir şekilde ahde vefaya olan bağlılıklarını idrak edemeyen insan, ahde vefanın ne olduğunu bu dünyada anlamazsa, ahiret âleminde eyvah demesinin hiçbir faydası olmayacaktır. Ayrıca yaptığı hayırlı amelleri de iptal edilerek müflis bir tüccar gibi cehenneme atılacaktır.
Yüce Allah (CC) Kur’an da gecen pek çok ayeti kerimeyle, İsrail oğullarına verdiği sayısız nimetlere karşı yaptıkları vefasızlıkların haberini vererek, aynı vefasızlığa düşmememiz hususunda bizleri uyarmaktadır. 
{ “ Ey İsrail oğulları size ihsan ettiğim nimetimi hatırlayın ve bana verdiğiniz sözde durun ki, ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Sadece benden korkun” “ Bir vakit İsrail oğullarından, ‘Allah’tan başkasına tapmayın. Anne, babaya, yakınlara, öksüzlere ve biçarelere de iyilikte bulunun. İnsanlara güzel sözler söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin’ diye kesin söz almıştık. Sonra çok azınız hariç sözünüzden döndünüz, hala da dönüyorsunuz.” ( Bakara 40, 83)} 
Söz verdikleri halde sözünde durmayan insanlar alabildiğine çoğaldıkça insanlar vefayı değil, vefasızlığı konuşur oldular. İnsanların haricindeki diğer mahlûkatların verdikleri sözden caymadıklarını, üstlendikleri görevlerinde herhangi bir eksiklikte ve kusurda bulunmadıklarını rahatlıkla görürüz.
Günümüzdeki insanlarının ekseriyeti vefa sözcüğünün yüklendiği (sevgi, bağlılık, dostluk, sebat, merhamet, teşekkür, hatırlama, sözde durmak, vidan, gönül, minnet borcu) gibi anlamlarına geldiğini bilmediklerinden veya hatırlamak istemediklerinden dünkü dostlarına, kardeşlerine, arkadaşlarına, şahsi ikbal ve menfaatlerine dayalı yeni arkadaşlarına hiç tereddüt etmeden vefasızlık yapmaktan utanmıyorlar ve çekinmiyorlar. Vefasızlığı karakter edinen insanlar “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” atasözümüzü tersine çevirerek,  bir fincan kahvesini içtiğim insanı kırk yıl hatırlamak istemiyorum demeye başlamışlardır. 
Geçmişte sizinle samimi olan kişiler, basit dünyeviliklerin tutsağı oluyorlarsa, gün gelir adınızı hatırlamak istemezlerse, gördüklerinde yollarını değiştirirlerse, telefonlarınıza çıkmazlarsa, zor gününde sizleri aramazlarsa, derdine ortak olmazlarsa, yeni edindikleri menfaat dostlarıyla haşir neşir oluyorlarsa, geçmişlerinden utanıyorlarsa ve unutuyorlarsa işte bu vefasızlığın ta kendisidir.
Vefalı İnsanlar, vefasızları tanımaz ve ona göre tedbirlerini almazlarsa meydanı vefasızlara bırakmış olurlar ki, sonrada faydasız bir şekilde, hep vefasızlıktan dert yanarak ömürlerini tüketmiş olur. Beş kuruşluk değeri olmayan vefasız dostumuza, on kuruşluk değer verirsek,  bilmeliyiz ki bu insan gün gelir basit bir menfaati uğruna,  dostum dediği insanı beş kuruşa satacağını hiçbir zaman unutmamalıyız. 
Akılsız bir köpek, yağlı bir kemik uğuruna,  sahibine yaptığı vefasızlığı anlamak zor değildir. Lakin akıllı diye geçinen bir insanın basit bir menfaatinden dolayı nefsinin arzuna boyun eğerek asıl sahibine, kendisine ve gerçek vefalı dostlarına ömür boyu vefasızlık yaparsa, böyle bir insana köpek gibi bir karaktere sahip olduğunu söylersek,  köpeklere hakaret etmiş oluruz. Yüce Allah böylelerine “hayvandan daha aşağıdırlar” ifadesini kullanıyor.
Mü’min bir insan, öncelikle kendisini yaradan her türlü nimetlerle donatan, hayat veren, tüm mahlûkatı hizmetine sunan Yüce Allah’a karşı vefalı olmalıdır. Saniyen âlemlere rahmet olarak gönderilen bizlere hayat yolculuğumuzda nasıl yürüyeceğimiz fiili ve sözlü bir şekilde anlatan, Peygamberimiz Hz. Muhammed’ (sav) vefalı olmalıdır. Sırasıyla sahabelere müçtehitlere, doğruları söyleyen, yanlışlardan uzaklaştırmaya çalışan, yol gösteren ehli iman olan insanlara karşı vefalı olmalıdır. Vefa anlayışına dikkat etmeyen yetkili kişiler, özelikle siyasi parti liderleri, vefasız şakşakçıların ve ikiyüzlülerin arasına kalarak etrafına olup bitenleri göremez olurlar. 
Vefanın ne olduğunu anlamak isteyenleri için müthiş bir ayet olarak karşımıza çıkan Ahzab suresinin 23. Ayetini nakletmek istiyorum. “ Mü’minlerden öyle erler vardır ki, Allah’a verdikleri sözde durdular. Kimi verdiği sözü yerine getirdi (Şehit oldu) kimi de verdiği sözü yerinde getirmeyi bekliyor. Onlar sözlerini hiçbir şart altında değiştirmediler.”
Hz. Ali (r.a) vefa ile alakalı şöyle diyor; “ Vefasızlık, döneklik, alçak insanların hasletidir. Vefakârlığın afeti vefasızlıktır. Dostlukları yıkan vefasızlıktır. Vefasızlık ihanettir, kişinin utancıdır.” 
Ahde vefayla alakalı tarihi bir olayı kısaca anlatarak makalemize tamamlamak istiyorum. Mü’minlerin Emiri Hz. Ömer( r.a) arkadaşlarıyla otururken üç genç huzura çıkarak, kardeş olan iki genç diğer gencin babalarını öldürdüğünü arz ederler. Hz. Ömer, gence dönerek bu iki gencin söyledikleri doğru mu? Genç evet doğrudur der. Hz. Ömer olayı birde sen anlat; .. ben bu beldenin yabancısıyım, atımı bir bahçenin kenarına bağladım atım çözülerek bahçedeki bazı meyvelere zarar verdiğinden bağ sahibi bir taş atarak atımı öldürdü. Bende adama bir taş atım, adam öldü, bu iki genç de beni yakaladı ve huzura getirdiler. 
Hz. Ömer, olayı aynı şeklide anlatarak itirafta bulundun, cezan idamdır diyerek infazına karar verildi. Genç; Ey mü’minlerin Emiri, ben zengin bir ailenin çocuğuyum, babam yedim kardeşim için miras olarak bıraktığı altınları bana verdi, ben de onun adına sakladım.  Yedim kardeşim bu altınların yerini bilmiyor.  Kardeşime ait olan altınları ona teslim etmek için bana üç gün mühlet verin. Hz. Ömer; sen buranın yabancısısın sana kim kefil olur ki. Cennetle müjdelenen Hz. Amr ibn as, ben kefil olurum deyince, gence yol verildi. 
Gence verilen süre bitince, Hz. Amr, infaz için hazırlanmaya başladığı sırada, uzaklardan tozu dumana katan bir atlının hızlı bir şekilde kendilerine doğru geldiğini görünce beklediler, gelen infaz edilecek olan geçti. Hz. Ömer; gence neden kaçmadın soruca  “MÜSLÜMANLAR AHDE VEFASZLIK ETTİ DEMESİNLER DİYE GELDİM.  Ey Amr sen bu genci tanımadan nasıl kefil oldun.” İNSANLIK ÖLDÜ DEDİRMEMEK İÇİN” Bu durum karşısında gençler de “BU DÜNYADA MERHAMETLİ İNSAN KALMADI DENİLMEMESİ İÇİN, BİZDE DAVADAN VAZGECİYORUZ” dediler. Ahde vefanın ne olduğunu anlamak isteyenler, bu tarihi olayı ibretle inceleyerek vefasızlık hastalığından kurtulmaya çalışmalıdırlar                                                                                                     
 
 
 
 
 
 
Bu yazı toplam 498 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37