1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. DÜĞÜN PASTASI
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

DÜĞÜN PASTASI

A+A-

    Artık  yavaş,  yavaş  yaz aylarına  doğru  yaklaşıyoruz.. Havalar  donuk  ve  soğuk  yüzünü üzerimizden  çekmemeye  kararlı gibi  görünse de,  rüzgar,  fırtına  tüm hiddeti  ve  kuvvetiyle  esip  gürlese de,  çaresiz..Bahar   renkli,  coşkulu,  yaşam  aşılayan  neşesini   hissettirdi  bile.. Bu  arada insanlarında yürekleri  kıpır, kıpır  ve  çeşitli  heyecanlarla  yüklü..Yeni  umutlar, hayaller,  birliktelikler, aşklar, kurulacak  yuvalar, yapılacak düğünler.. Evet,  hazırlıkları  heyecanla   devam  eden  düğün  törenleri..

   Geçenlerde  arkadaşlarla  aramızda  çok  enteresan  bir  sohbet  gelişti.. Sohbetin  nedeni,  yaz  aylarına  doğru  yapılması  kararlaştırılmış  başta  benim  oğlumun  olmak  üzere  heyecanla  hazırlanılan  düğünler.. Vee,  dost  düğünlerinin   önümüze   sıralanan  davetiyelerinin  çokluğuydu..  Aman  ha,  yanlış  anlaşılmasın  sakın.. Davetiyelerin  çokluğu  bizi  son  derece  mutlu  ediyor..İnsan  böylesi  ayrıcalıklı  bir  günü  sevdiği  dostlarıyla  paylaşmak  ister  ve  davet  eder.. Tabiatıyla  bizlerde  dostlarımızı   düğünümüze   beklerken,   elimizden  geldiğince  yanlarında   olmaya   çalışacağız.. Ve,  şimdiden  evlenecek   gençlerimize  ve  ailelerine  mutluluklar  ve  kolaylıklar  dileriz.. Biz  düğünlerin  olmazsa  olmazı  olan  gelinlik,  düğün  pastası,  salon  seçimi,  düğün yemeği   gibi  konulara   dalmış, onların  üzerine  yoğunlaşmıştık.. Arkadaşlar  gelinlik,  pasta  ve  salon  seçimi  yüzünden   anlaşamayıp   son  anda  bozulan  bir  çok  düğüne  şahit  olduklarını  anlatıyorlar,  masrafın  en   büyüğünü   bu  tür  özentilerin  kapsadığını tartışıyorlardı.. Bilhassa gelinlik ve  düğün  pastası   günün   ana  konusu  oluvermişti.. Ben de  dahil   bir  kısım  arkadaş “ aaa olmalı  amaaa”  derken,  kimisiyse  “ iyi de,  ama  biraz  insaflı  olmalı” diyordu..  Anlayacağınız  bu  anlamda  her  kafadan   ayrı  bir  ses  çıkarken,  Kezban  abla  “kızım  sen  bir  araştırsana  bu  gelinliğin  ve  düğün  pastasının  nereden  çıkıp  günümüze  kadar  geldiğini.. Bizde  öğrenelim,  bilgimiz  artsın”  diye  espri  yapmaz mı.. Buna  karşılık  bende  tartışmalara  tatlı  bir  nokta  koymak  düşüncesiyle   “Tamam  arkadaşlar,  ben  küçük  bir  araştırma  yapacağım,  hatta  gazetemdeki  köşemde de yazacağım  ve  sizler  bu  konu  üzerine  derin  bilgilerle  donanacaksınız” dedim..Gülüşerek sohbete ara verdik..

Söz  vermiştim bir kere..Yoksa  beni  topa  tutar  bu  benim  meraklı  arkadaşlarım  dedim  ve  kolları  sıvadım..Gelinlik ve Düğün  Pastası ile ilgili araştırmaya  girdim.. Vee, bakınız neler buldum…

   *Malumunuz,  düğünlerde  gelin, damat olmadan  düğün  olmayacağı  gibi  kurulacak  güzel  birlikteliğin  temeline  yansıyan  başka  unsurlarda  vardır..Örneğin en önemli  ve  özellerinden  olan  “Gelinlik  ve  Düğün  Pastası”  gibi.. Bu  olmazsa  olmaz  addedilen  detaylar  yüzünden,  aileler  tarafından  bozulan  veya  boykot   edilen  düğünler  çoktur.. Ve  bu  adet  en  zengin  düğünlerden  tutunda, varoşlardaki  kısıtlı  ve  mütevazi   düğünlere  kadar  böyledir.. Gelelim  gelinlik  ve  düğün  pastasının  geçmişten  bu  güne  uzanan  tarihçesine..

Ne  kadar  saflık  ve  temizlik  timsali  olduğuna inansak ta, beyaz  gelinlik  Osmanlı  geleneklerinde  yer  almıyormuş  arkadaşlar..Düğün  pastası da  aynen  böyle.. Bunlar batılılaşmanın  ve  daha  sonrada   küreselleşmenin  sonucu ortaya  çıkan şeyler  olarak  adlandırılmış..

Bizde  gelinlik, yörelerin  kendisine  has  giysilerinden  oluşurken (Türk  motifleri ve  folklorik  özellikleri  içeren) ..Gelin pastası diye özel  bir  yiyecekte  yoktu..

Eski  Romalılar  devrinde, bu  günkü  bol  kremalı  ve  görkemli  şeklinden  çok  uzak,  çavdar  unu  ve  tuzla  yoğrulmuş  bir  çörekten  ibaretti..Evlenme  töreni  sırasında  çöreğin  bir  parçasını  koparıp  yiyen damat  çöreğin  geri  kalanını da  gelinin  başının  üzerinde   parçalardı..Bu  sırada  çöreğin  ufalanmasının  uğur   ve  bereket  getireceğine  inanılırdı.. Çöreğin  parçalanması  bakire  olarak  evliliğinin  eşiğine  gelen  gelini,  aynı  zamanda  damadın  bu  evlilikte  söz  sahibi  olduğunu da  sembolize  ederdi..Orta  çağ  boyunca  tuzlu  çörek  adeti  devam  etti..O  dönemde  İngiltere’de  bir  yığın  haline  getirilmiş  bu  çöreklerin  üzerinden  gelin  ve  damat  birbirlerini  öperlerdi..Çörek  yığını  refah  içinde  yaşasınlar  diye  iyice  yüksek  tutulurdu..Aslında  çöreği  parçalayıp  konuklara  dağıtmak  gelinin  göreviydi..Ama  çok  katlı  çöreklerden  oluşan  düğün  çöreğini  gelinin  tek  başına  kesmesi  zorlaştı..Ve  böylece  damattan  yardım  istemek  zorunda  kalındı..İşte  o  günden  beri de  bu  gelin  ve  damat,  çöreği  birlikte  keser  oldu..Bu  adette  ilk  parçayı  birbirine  yediren  çiftler  olarak  gelenekselleşti..Derken  17.  Yüzyılda  İngiltere’ye   bir  Fransız  şef  geldi..Bu  şef,  zahmetli  çörek  yığını  uygulamasını  tek  tek  çörekler  halinden  çıkartıp  üst  üste  koyarak,  piramit  şeklinde  bir  kule  haline  soktu.. Aralarına  düşmemeleri  için  bol  bol  yağ  sürüyordu.. Daha  sonra  yağın  kötü  tadı  gitsin  diye  içine  şeker  karıştırdı..18. yy da  ise  bu  karışım  kremaya,  kule  şeklindeki  çöreklerde  görkemli  “Düğün  Pastası” na  dönüştü.. 19.  Yüzyılda  rengi  beyazlaştırıldı..Ancak  sebebi  yine  saflık  ve  temizliği  aksettirmek  için  değil,  zenginlerin  kullandığı rafine  şeker  nedeniyle  oluşuyordu..Ve  zenginlik  göstergesi  ve  timsali  olarak ta  böyle  görülmesi  tercih edildi..

   Evet  sevgili  arkadaşlar..İnternet  üzerinden  edindiğim  bu  kısa bilgilerle  sizleri  aydınlata bileceğimi  umuyorum..Bundan  sonra   bu  konuda  çok  daha  bilinçli  tartışa  biliriz  diye  düşünüyorum..Ancak ben, herkese   maddi  yönünü  hiç  düşünmeden,  beyaz  gelinliğinin  içinde  kuğular  gibi  süzülen  güzel  gelinim  Aslı  Çuhacı  ve  oğlum  Tolga  olmak  üzere   bütün  evlenen  çiftlerin   hayatları gelinlik  kadar  beyaz  ve  temiz,  çok  katlı pasta  kadar   bol  bereketli  ve  tatlı geçmesini  dilediğimi  belirtmek  isterim..

Bu yazı toplam 2284 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
2 Yorum