1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Dündar Çiğit’i anmaya çıktık; Bağçeşme berbat durumda
Dündar Çiğit’i anmaya çıktık; Bağçeşme berbat durumda

Dündar Çiğit’i anmaya çıktık; Bağçeşme berbat durumda

Biz ÖZGÜR KOCAELİ kurucuları, çok uzun yıllardır birlikte olan, geleneklerini sürdüren bir aile gibiyizdir. Her yıl ölüm yıldönümlerinde gazetenin kurucu ortakları Dündar Çiğit, Cevat Çetin ve Sancar Şener’i anarız.

A+A-

Herkesin kabri Bağçeşme’dedir. Kuşkusuz biz geriye kalanlar da Bağçeşme’ye gideceğiz. 
Gazetenin kurucusu rahmetli Dündar Çiğit, 20 Nisan 1991’de vefat etmişti. Başarılarla, ama pekçok hastalık ve zorlukla yaşadığı 60 yılın ardından, şimdi Bağçeşme’de deniz manzaralı yerinde huzur içinde olduğunu düşünüyorum. 20 Nisan Cuma günü, O’nun kabri başındaydık. 
Dündar Çiğit, mezar yerini ölmeden çok önce almıştı. Sık sık İzmit’i seyretmek için Bağçeşme’ye çıkardı. 17-18 yıl önce oralar bomboş. Tam Mezarlıklar Müdürlüğü’ne ait bakıcı-bekçilerin kulübesinin bulunduğu yerin yanında, ulaşımı kolay, manzaralı bir yerde kendi mezarlık yerini almış. 
Her yıl 20 Nisan’da mezarı başına geldiğimizde, pırıl pırıl ortamla karşılaşırdık. Bu gidişimizde şaşkınlıklar içinde kaldım.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin en iyi, en başarılı çalışan birimi olarak Mezarlıklar Müdürlüğü olarak biliriz. Birkaç Belediye Başkanı döneminde, uzun yıllar Mezarlıklar Müdürü olarak görev yapan Emin Cebe, bilindiği gibi bu görevden alındı. Yeni yönetim, mezarlık alanı içindeki işçi-bekçi-bakıcı kulübesini kapatmış. Bağçeşme Mezarlık alanının dışındaki bir binaya hepsi toplanmış. Bu nedenle Bağçeşme Mezarlığı adeta sahipsiz.
Babamın mezarının bulunduğu alanda içki şişeleri, kağıtlar, çöpler var. Çiçekler olurdu. Tertemiz olurdu buralar. Şimdi, berbat durumda. 
O kulübe neden kapatıldı. O bölgede çalışan görevliler, hangi maksatla oralardan çekildi. Bütün mezarlık alanı sahipsiz. Bir hayvan ölse, leşi kokacak, kimse kaldırmayacak. Gerçekten çok üzüldüm. İzmit’te bir temiz, bakımlı, gidince insanın içinin açıldığı yer olarak Bağçeşme kalmıştı. Bir düzen, bir nizam vardı. O nu da bozmuşlar. 
Bağçeşme’deki yakınlarınızın kabrini ziyarete giderseniz, yazdıklarımın ne kadar doğru olduğunu kendiniz de görebilirsiniz.
………….
Dündar Çiğit’in başında Kuran-ı Kerim okundu, dua edildi. Sonra yine yakınlarda bulunan Cevat Çetin’in kabri başına gidip, fatiha okuduk. 
ÖZGÜR KOCAELİ ilk kurulduğunda, Fethiye Caddesi Feridun Özbay Sokak’taydı. Gazete bürosunun hemen karşısında Terzi Burhan Usta’nın (Burhan Utlu) küçücük bir atölyesi vardı. Dündar Çiğit sinirlendiğinde, hışmından kaçanlar Burhan Usta’nın yanına sıvışır, Burhan Usta işten bunaldığında kaçıp gazeteye gelirdi. Tam bir baba dostudur Terzi Burhan Amca.. Çok yaşlandı ama hep yanımızdadır. Bütün anma programlarını O organize eder. Yine yanımızdaydı.
Dündar Çiğit’in başında Kuran-ı Kerim okunurken, eskiye gittim. Dündar Çiğit geldi gözümün önüne. İşyerinde çok sinirlendiği anlar. Çok keyiflendiği, herkese neşeyle yaklaştığı anlar. Gazetecilikte bize öğrettiği, aşıladığı ilkeler. Yanından çürük adamlar da çıktı kuşkusuz. Bunlar içinde ortalıkta hala “Gazeteci” sıfatıyla dolaşan dolandırıcılar da var. 
Ama tam bir adam sarrafıydı Dündar Çiğit. Bazı kişilerin gerçek yüzünü bazen geç görmüş olabilir. Ama herkes için doğru hükmü vermiştir. 
Biz hala işimizi O’nun vasiyetlerine, O’nun derslerine uygun şekilde yapmaya çalışıyoruz. Hoş eski ekipten bir tek ben kaldım burada. Beni bıraktılar, hepsi kendilerini kurtardılar. Ben direniyorum. Hala bu kentte bu işin ilkeler kapsamında yapılabileceğini, hala bu işi yaparak bu kente faydalı olunabileceğini kanıtlamak için çırpınıyorum. 
Ölüm yıldönümünde, Dündar Çiğit’in huzurunda başım eğik değildi. Yaşasaydı, eminim içinde bulunduğumuz şartlarda gazeteyi satmış olmamızı onaylardı. Birbirlerini tanısalardı, yine eminim, Dündar Çiğit ile Macit Haldız çok iyi anlaşırlardı. 
Bu şehirde kesinlikle yeni bir gazete işine girmezdi. 
20 Nisan günü mezarı başında Dündar Çiğit’i anarken, huzurunda büyük torunu Can Çiğit de vardı. Eksiğimiz ise, Dündar Çiğit’in küçük oğlu Nahit’ti. 
Nahit Çiğit 31 Aralık 2016 günü gecesi felç geçirdi. Hala hasta. Yataktan kalkamıyor, konuşamıyor. Ama her şeyin farkında. Herkesi tanıyor. G.Saray maçlarını büyük bir heyecanla izlemeye devam ediyor. 
Hiç değilse konuşabilmesi, derdini rahat biçimde anlatabilmesi; mümkün olursa bir gün ayağa kaldırıp, kollarına girerek çarşıya çıkartabilmek için çabalarımız sürüyor. Ama zor. Kendisi de çok fazla gayret göstermiyor. 
Dündar Çiğit mezarından başını kaldırsa da “Nahit nerede?” diye sorsa, “Hasta” diyemezdim. “Çok önemli bir işi var, Ondan gelemedi” falan derdim. Çok isterim ve dua ediyorum ki, gelecek yıl 20 Nisan’da Nahit Çiğit de Bağçeşme’de bizimle birlikte olabilsin.
……………..
Değerli okurlar. Bu yazıya, Dündar Çiğit’i andığımızı, Bağçeşme’nin halinin çok kötü olduğunu anlatmak için yazmaya başladım. Nereden, nerelere geldik. İnsan Bağçeşme’ye çıktığında, hele bir de hafif hafif yağmur yağıyorsa, hayatın geçici ve anlamsız olduğu daha iyi anlaşılıyor. Sonunda gideceği yerin, babasının yanında 2 metreküp toprak olduğunu bilince insan, yaşarken işini en iyi şekilde yapmanın, hiç kimseye yanlış ve haksızlık yapmamanın ne kadar önemli olduğunu daha iyi idrak edebiliyor. 
Bugün 23 Nisan.. Hala hepimizin bir çocuk tarafı da vardır mutlaka. 
Türkiye’yi seven, Türkiye’ye inanan herkesin bayramı kutlu olsun.

20180420_112928.jpg

Ölüm yıldönümü olan 20 Nisan günü, Bağçeşme’deki kabri başında, Dündar Çiğit’in yanındaydık.(Fotoğraf: Tuna Çanakçılı)

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.